
Çocuklarını bekleyen bir grup veli idik diye bir cümleye başlamam gerekirdi. Ama değil. Esasında kimisi oy kullanmış kimisi kullanmamış bir grup kadın idik.
Yağmur olanca şiddeti ile yağarken bahçede bekliyorduk. Beklerken her gelen geçenin “Ooo okul bayağı güzel olmuş” cümlesini duyuyorduk. “Okul” bu sene açıldı. Daha doğrusu eski okulun yerine yapılan, oldukça modern okulumuz bir yıl aradan sonra yeniden öğretime başladı.
Bekleşirken ortak konu SBS''den açıldı. Benim kızım, benim oğlum da geçen hafta burada imtihana girdi cümleleri sohbetin başlangıç cümlesi oldu. On beş yirmi dakikalık bekleme sürecinde tek bir cümle geçmedi seçime, seçimlere, ülkenin istikbaline dair.
Seçim günü seçim yasağına fazlasıyla riayet edildiğinden diyeceğim de… Yok ama bu defa bizim mahalleye pek seçim telaşı uğramadı zaten.
Ortak mekânımız yani okul bizi ortak zamanımız çocuklarımızın başarısına getirip bıraktı adeta. Hâlbuki SBS biteli bir hafta olmuştu. Konunun son kullanma tarihinin çoktan geçmiş olması lazımdı. Ama medyanın zamanı ile gündelik hayatın zamanı birbirine pek de uyumlu değil.
Annelerin zamanında sanki hiç vakit geçmemişti. Anne-kadınlar (böyle bir kategori olmalı) seçimle filan alakalı değildi. Her cümle bizim öğretmen, bizim dershane olarak başlıyor, bu sene ne yapacaksınız, dershaneye kaydınızı yaptırdınız mı diye bitiyordu.
Ortam tam bir Türkiye gerçeği. Orta sınıf başörtülü başı açık, mini şortlu, eşofmanlı, taytlı, feraceli hanımlar. Hepsinin elinde şemsiye.
Feraceli hanım ile mini şortlu olan o kadar koyu bir muhabbetin içindeydi ki kesin aynı sınıfta velidir bunlar dedim. (Ferace ne ki diyorsunuz. Siyah uzun bir kıyafet. Şık ağır bir kumaştan dikilmiş. Başta yine siyah kalite bir başörtüsü.)
Şaşırmayın, aynı sınıfta veli olmak söz konusu olduğunda ne hayat tarzı çatışması kalıyor ne ekonomik olarak sınıf farkı.
Kendini çocuklarına adamış “proje anne-proje çocuk” muhabbetinde konu bir şekilde yeni Anayasa, yeni CHP, yeni hükümet… konusuna gelse diye bekliyorum. Gelir gelmez tam bu geldiği yerden izlenimlerimi sizinle paylaşacağım.
Ne güzel konuşuyorlar. Onlar konuşurken geçen gün sözlüklerden birinde, çalışan bekâr bir kadının, çalışmayan evli ve çocuklu kadınlarla kuaförde karşılaşmasını okuduğum satırlar geliyor ortama. Ben alelacele yaşarken onlar ne kadar mutlu mesut ve bakımlılar demeye getiriyordu kariyerist genç kızımız. Kariyerist diyen ben değilim. Bizzat kendisi.
Her sabah çocuklarını okula götüren, okul dönüşü pastanede çay içen, sigara tüttüren, akşam dönüşte yine aynı yerde bu defa çocuklarına dondurma ısmarlayan orta sınıf kadınlara her rastlayışımda Nazım Hikmet görse mutluluğun resmi olarak bu kadınları tasvir ederdi diyorum.
Kendimi muhabbete bıraksam ben burada ne arıyorum sorusunu sorardım. Seçmen izlenimi toplamak için burada dikildiğimi unutmuyorum. (Yağmur bahane. Yağmurdan ıslanmaktan korktuğum için karışmadım aralarına.) Ama onlar sınav gününe demir atmış. Biz kitabı daha bitirmemiştik diyor, gümüş renkli eşofmanlarıyla pek cool bir şekilde bekleyen kızıl saçlı kadın. Biz derken? Fen''den madde konusu üstün körü geçildi diyor mini şortlu olan. En kavi destek tahmin edeceğiniz gibi siyah feraceli anneden geliyor.
Herkesin bir cümlesi var derslere ait. Bir ben susuyorum. Aralarına katılmam gerekmiyordu. Sessiz sessiz dinlerdim muhabbetlerini. Ki en etkili dinleme budur. Ama içlerinde çok yakın görüştüğüm bir esnaf hanım var. Ona selam vereyim derken kendiliğinden grubun tam ortasında kaldım. Ortasında kaldım ama alakasız bir anne profili veriyorum. Derslerle, kitaplarla ilgili sordukları soruları bilmiyorum. Mini şortlu olan grubun liderliğini ele alıyor. Siz çalışıyorsunuz galiba diyor. Evet diyorum korkarak. Anlamıştım ben zaten diyor.
Velilerden biri (Okuldayız ve konu çocuklar olunca veli diyorum seçmen demem lazım oysa) minik termosunu çıkarıp içmeye başlıyor.
A ne içiyorsun diyor gurup koro halinde. O cevap vermeden mini şortlu olan form çayı di mi diyor.
Oh çok şükür. Çalışan anneler çalışmayan anneler olarak ikiye bölünecekken “form tutma” paydasında bütünleşiverdik birden.
Bitki çayının faydası var mıydı? Ne zamandan beri kullanıyordu? Kaç kilo vermişti?
Beklemekten sıkılmış, bahçede koşturmasına izin verilmediği için -Görmüyor musun çocuğum yerler ıslak/Ağabeyler basket oynuyor ama- annesine öfkelenmekten yorulmuş dokuz on yaşlarındaki çocuk, anne form tutmak ne yaaa dedi.
Kadınlar güldüler. Bu soruyu erkekler bilmez diyenler oldu. Form tutan kadın var mıdır diyerek birbirinin kilosuna göndermede bulunanlar oldu.
Form dedi grubun en incesi olan kadın, ulaşamayacağını bildiğin basket potasıdır. Kenarda seyirci olduğun halde, kendini daima oyunda ve yenilmiş hissedersin.
Kadının cevabı muhteşemdi. Eğitimini merak ettim. Lise terk dedi.
Biliyor musunuz dedim form tutmayı ünlü sosyolog Z.Bauman da tıpkı sizin gibi tarif ediyor.
Daha sonra çoğunun üniversite mezunu olduğunu öğrendiğim diğer kadınlar Bauman da kim ki dediler. Mehmet Öz gibi bir şey mi yani dedi mini şortlu olan. (Bir şey?) Ünlü bir sosyolog dedim.
O form tutmanın kitabını yazamamış demek ki dedi, eflatun başörtülü kadın. Onu dedi bizim Ajda ile tanıştırmak lazım.
Bizim Ajda?
Ajda''ya baksın form tutuluyor mu yakalanıyor mu anlasın.
Ah evet dedim. Bauman''ın analizinde “sizin Ajda” ile ilişkilendirilebilecek cümleler de var.
Bauman ve Ajda deyince ortam biraz daha hararetlendi.
Ajda sendromunu çok iyi analiz ediyor. Ajda için form tutuyor denemez. Çünkü o formun içinde. Bauman meseleyi kemancı ile kemanın aynı olması üzerinden analiz ediyor dedim.
Biraz önce yılın en ilgisiz ödülünü bana veriyor gibi bakan “arkadaşlar” bunca “form” analizinden sonra seni çok sevdik dediler. Nerede çalıyorsun dediler. Arada görüşelim dediler.
Olur dedim. Ben evde çalışıyorum zaten.
Ha dedi mini şortlu olan sigortacısın yani. Evet, öyle de denebilir dedim.
Sosyoloji ve sigorta?
Hiç fena olmadı gibi sanki.
Ama gördüğünüz gibi seçen bir seçmen gibi değildi içine karıştığım grup. Sanki diyetisyen kuyruğu bekleyen bir grup veli ile beraberdim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.