Fakirliği sevmemek ile fakirleri sevmemeyi aynı şey sanan gençlik!

Fatma Barbarosoğlu
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 28/08/2013, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Fakirliği sevmemek ile fakirleri sevmemeyi aynı şey sanan gençlik!

Gözyaşı ile başlamış filmlere atıf ile devam etmiştik pazartesi günü. Bugün bir filmi merkeze alalım: "Kelebeğin Rüyası."

"Kelebeğin Rüyası"na gençlerin çoğu aşık şairlerin hikayesi için gitti. Aradıklarını bulamadan döndüler. Film Yılmaz Erdoğan filmi olmasaydı yakaladığı gişe hasılatını büyük ihtimal yapamazdı. Neden? Çünkü film ağlatan ve güldüren bir film. Hayat gibi. Lakin gençler sadece gülmek istiyor. Karnı yarılıncaya kadar gülmek.

Biz filmde hem ağladık hem güldük. Biz derken ideolojik bir duruşu değil, sevgili Cihan Aktaş"ın çarpıcı imajı ile "üç ihtilal" görmüş bütün bir kuşağı kast ediyorum.

Film bitti. Sonra. Sonra bekledim. Benim turnosol kâğıdım bekleme estetiği üzerinden iz sürer. Bakalım bende ne kalacak?

Her defasında bir sürpriz ile karşılaşırım. Mesela "Babil" filmini sevmeye sevmeye seyretmiştim. Etkisi derin oldu. Hâlâ filmden bana kalan hissiyat da içimde. Bazı sahneler hâlâ tozlanmadı. Hâlâ zamana direniyor.

Seyrederken çok sevdiğim, ama sonra şaşkınlıkla onlardan bir sahne kalmamış olmasına bir anlam veremediğim filmler de.

Duygunun rengi midir bizi bir filme bağlayan? Sıkı sıkı bağlayan.

"Ayran" filmi mesela. Kötü bir kopyadan seyrettiğim halde bende kalan. Filmin adı ayran değildi gerçi. Yönetmen, Sabahattin Ali"nin "Ayran" hikâyesinde geçen Ova realitesini Karadeniz coğrafyası ile değiştirmeyi uygun görmüş, filmine de "Kar Beyaz" ismini vermişti.

Bu uygunluğa itiraz etmedim. Oysa hikâye ve romanı evvelinden okumuş olanlara film beğendirmek zordur. Çünkü okuyucu kendi muhayyilesinde filmi çekmiştir. Sahneleri sıralamıştır. Filme itiraz etmeye hazırdır.

İtiraz ancak hikâyenin ruhu ile filmin ruhu çakıştığında parantez içine alınır. Benim için "Kar Beyaz" filmi öyle idi mesela. Ovanın sıcak yazı ile Karadeniz kışının dondurucu rüzgârı yer değiştirmişti. Olsun. Filmin ruhu korunmuştu. Ruh evet ruh.

"Kelebeğin Rüyası"na gelince...

Filmin bir ruhu yoktu. Güzel cümleler. Güzel sahneler filan. Tamam. Ama ruhu yok filmin. Bir şey kalmıyor. Sanat eseri, zamanı insanın içine dikey boyutta işleyendir. Nakşedendir. "Kelebeğin Rüyası" bunlardan mahrum. Zaman yatay bir zaman olarak başlıyor ve başladığı gibi bitiyor. Hayır sıkılmıyorsunuz. Dedim ya ağlıyor ve gülüyorsunuz. Ama gözyaşından ve kahkahadan geriye bir tad bir arınma kalmıyor.

Başta söylediğim gibi haksızlık etmekten korktuğum için film üzerine yazmayı erteledim. Seyrimin dibe çökmesini, berraklaşmasını bekledim.

Sonunda şu neticeye vardım:

Yılmaz Erdoğan neyi büyüteceğine, neyi uzak neyi yakın tutacağına karar verememiş. Yani filmin dengesi yok.

Simetrisi yok filmin.

Diyebilirsiniz ki her filmin bir simetrisinin olması gerekmiyor. Evet gerekmiyor. Dengesini iyi kurabildiği sürece.

Lakin "Kelebeğin Rüyası"nda bir kararsızlık hâkim. Kime ne kadar yer vereceğini öznenin hikâyesini kime yaslanarak anlatacağı konusunda iyi işlenmemiş bir senaryo var karşımızda.

Baba oğul ilişkisinde Rüştü Onur"un babası uzak bir resim iken Rüştü Onur"un iç güvey girdiği ailede mekânda var olan kayınpederin kimliksiz bir figür olarak gölgesinin düşürülmesi filmi dengesiz kılıyor.

Düğün sahnesi keza. Bir düğün var. Ama gelin ve damat düğünde hazır bulunan ailelerine rağmen "ailesiz" resmediliyorsa bu resmedişin bir dilinin olması gerekmiyor mu?

Filmin sonuna kadar bu dilsizliğin imlediği bir şey olmalı diye sabırla bekledim. Hayır yoktu.

Yılmaz Erdoğan bir sinema dili inşa etmek yerine "Bir Demet Tiyatro"nun ironik diline, hüznü protez olarak yerleştirmeyi uygun görmüş.

Erdoğan"ı buna ikna eden şey büyük ihtimal filmin yaslandığı "mükellefiyet" kanunu olmalı.

Keşke filmi, "mükellefiyet kanuna" yaslamak yerine doğrudan "mükellefiyet kanunu" üzerinden çekseydi. Başrole mısraları yerleştirmek yerine başrolde kadim hikâyemiz olan yoksulluk olsa idi.

Bunu neden söyleme ihtiyacı duyuyorum:

Filmi, sevgilisi ile gelmiş bir dolu genç ile birlikte seyrettim. Gülünecek yerde güldüler. Ağlanacak yerde sıkıldı pek çoğu. Fakirliği ise neredeyse hiçbiri anlamadı.

Metafizik ürperti bahsini açmıyorum bile.

Hastalık ve fakirliği fon olarak algılayan bir kuşak için mi bunca emek! Gişe rekoru için mi?

Fakirliği sevmemek ile fakirleri sevmemeyi birbirine karıştıran bir gençliğimiz var.

Gençliği konuşmaya buradan başlamamız gerekiyor. Gözyaşına koyulan mesafeyi de...

Not:
Yazılar ve konulara farz-ı ayın- farz-ı kifaye noktasından baktığımı daha önce ifade etmiştim... İslam coğrafyası yanarken film analizi bazılarına tuhaf gelebilir. Oysa bütün yazdıklarımı bağışıklık sistemimizi güçlü kılmak üzere kaleme alıyorum. Gazetemizde birbirinden güzel dış politika analizleri var. Benim için gündelik hayat farz-ı ayn hükmünde oluyor bu durumda. Beğenmeyenler okumak zorunda değil. Ama "memleket yanıyo Babo saçını tarıyor" yorumunu hak ettiğimi düşünmüyorum. Bkz "Dünyanın şoförleri ile Türkiye"ye dair muhabbet " yazımın altındaki okuyucu yorumu.
Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiye[email protected]+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026