
"Cumhuriyet tarihi"nin en çarpıcı, en boğucu ve bütün dengeleri alt üst eden operasyonu ile karşı karşıyayız.
Bazılarımız üzülerek, içine çekilerek izliyor; bazılarımız sokakta durduk yerde tıpkı 28 Şubat sürecinde olduğu gibi rüşvet yiyen haramzade ikazına muhatap oluyor; bazılarımız iki taraftan birinin galip gelmesi için dua ediyor. Bazılarımız nihayet iktidar bana ışık hızı ile yaklaşıyor sevincine gark olmuş durumda.
İki taraf diye bir şey yok.
İki gemi yok arkadaşlar.
Aynı geminin içindeyiz.
Bütün stratejilerinizi, hamlelerinizi buna göre yapın. Cümlelerinizi buna göre kurun. Su almadığı halde su alıyormuş intibasını vermeye çalıştığınız gemi bizim gemimiz. Hepimizin gemisi. Ne diyordu Fransız düşünür: "Devlet güçlü olursa bizi ezer. Güçsüz olursa biz ölürüz."
Şimdi tam da bu noktada Erdoğan Bayraktar"ın istifasını nereye koyacağız!
Erdoğan Bayraktar"ı kahraman ilan edenler, bir devlet adamına yakışmayacak fevri davranışa alkış tuttuklarını neden göremiyor?
Esasında sabık Bakan NTV ekranına bağlanarak bir taktik hatası yapmış. Heyecanına/fevriliğine verelim. Açıklama yapması gereken ekran Müge Anlı"nın programı olmalıydı.
Denizin ortasında seyircisi bol bir savaşın içindeyiz. Kimi yakın mesafe kimi uzaktan; kimi dost ve müttefik maskesiyle; kimisi geçmiş bakiyeleri tahsil etme heyecanına gark olmuş tüccar olarak, gözünü geminin üzerinden bir saniye ayırmadan dikkatle bakıyor.
Ve biz geminin içindekiler, enerjimizi geminin limana varması için ne yapmamız gerektiği konusunda öncelikler listesi hazırlamaya harcamak yerine; medya üzerinden menekşe mendilim düşe bizden size kim düşe diyerek çocukça bir oyunun içinde debeleniyoruz.
Adalet arkadaşlar ille de adalet. Kimliğine göre değil yapılan eyleme göre değer biçilen adalet lazım bize. Hemen şimdi adalet!
Aynı geminin içindeyiz.
Kaptanının 12 yıldır bu gemiyi nice fırtınalardan başarı ile geçirdiğini kabul ederken bir sabah kaptanın ehliyetinin olmadığına gemi halkını inandırmaya çalışmak için gösterilen çaba, sadece kaptana değil gemi halkına gemiye de ihanet.
Kendi yazılarıma atıfta bulunmayı seven bir insan değilim. Ama müsaadenizle 11 Aralık 2009"da bu köşede yayınlamış olduğum yazıyı tekrarlamak istiyorum:
"Kifayetsiz muhterisler korosundan kadro kuran AK Parti, başına gelenlerin önemli bir kısmını liyakatsiz kişileri baş tacı yaptığı için yaşıyor. Yanlışı yanlış ile örtmek AK Parti"nin yeni vizyonu gibi oldu. Bunları söylerken elbette konjonktürün baskısını, zamanın atomize ruhunu, gidişatın Osmanlı öncesi Beylikler Düzeni"ne benzer bir şekilde yol aldığını göz ardı ediyor değilim."
Tekrarlıyorum: En büyük müttefik hakiki eleştiridir.
Açık denizin tam ortasındayız. Yüzme bilenler kulaçlarına güvenmesin!
İdris Naim Şahin"e gelince... Bakanlıktan azledildiğinde, ya da on gün önce istifa etmiş olsa idi yaptıkları bir anlam, bir duruş olarak yorumlanabilirdi belki. Oysa Çarşamba günü itibariyle yapmış olduğu istifa Erdoğan Bayraktar"ın sahnesinden rol çalmasından başka bir anlam taşımıyor.
Sayın Başbakan yola çıkarken çelik esnekliğine sahip bir kadro kurmayı önceliyordu. Yolun ortalarında çelik esnekliğinin lastik esnekliğine evrilen yapısını görmeye başladık.
Her şerde bir hayır vardır.
17 Aralık sabahının nice hayırlı şeylere vesile olduğunu idrak edeceğiz inşallah.
İlkeli olursak hiç kimseyi incitmeyiz. İncitmeyenler incinmezler de...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.