
Ülke olarak içinde bulunduğumuz durumu en iyi bir şairin dizeleri anlatıyor. TYB tarafından yılın şairi seçilen Şaban Abak''ın dizeleri. "Düşen yanmıyor/Ayrı düşen yanıyor."
Diyarbakır katliamı… Evlatlarını, sevdiklerini kaybedenlerin halini Abak''ın dizelerinden ala ne anlatabilir ki! Sözün çok fazla olduğu bir yerdeyiz. Kalemin ve kelamın kilitlendiği yerde. Ayrı düşmemek için ne çok dua etmemiz gerekiyor. Ne çok şeyi bir birine yapıştırmamız ve ne çok yıpranmış yeri onarmamız gerekiyor. Ama önce güve yeniği kalplerimizden başlamalıyız..
Kalplerimizi onarmamız için hep beraber aynı yere kilitlenmemiz gerekiyor. Hem ölenleri bir an bile unutmadan,kederli ailelerini unutmadan hem de hayatın tek bir tefurruatını atlamadan yaşamayı, acının yanına umut gündemleri devşirmeyi, başarmamız gerekiyor. Geçen hayat nereden geçiyor farkında olarak. Onun için bu hafta sizlerle edebiyatın gündemini paylaşmak istiyorum.
Abdullah Harmancı günlük hayatın dilini edebi olana çevirmede çok mahir bir kalem. TYB tarafından yılın hikayecisi seçildi Göklere ve Yerlere isimli öykü kitabıyla. Günlerce okudum "Göklere ve Yerlere"''yi. Sabahları bir tane. Güne iyi başlamak demek bir öykü okuyarak başlamak demek benim için… Ama Göklere ve Yerlere''den bir öykü okuyunca "muhteva"nın sarstığı bir zeminde bir sürü soru sökün ediyor. Her öykü iyilik-kötülük, can sıkıntısının şiddete dönüşü, hayatın küçük teferruatlarının hikayenin esasını teşkil edişi üzerine uzun uzun düşünmeyi, birileriyle tartışmayı beraberinde getiriyor. Yazarına haksızlık belki öyküleri bu kadar sosyolojik düzeyde ele almak. Ama anlattığını çok iyi bir şekilde anlattığı için esasında o öykülerden "sosyolojik analizlere" gitme ihtiyacı hasıl oluyor.
Öykülerin anlatıcısı genellikle muhafazakar bir erkek. Kafası bir hayli karışık bir erkek. Muhafazakar kelimesi bile tam oturmuyor. Ama onu nereye oturtacağımızı yazarın kendisi ile yapılmış söyleşisi çok iyi ifade ediyor. Onun için size hikayelerden değil, bu öykü kitabı üzerinden Emeti Saruhan''ın yapmış olduğu ve Yeni Şafak Kitap ekinde yayınlanmış olan söyleşinin "maliyeti"nden ve dahi "mahiyet"inden bahsetmek istiyorum.
Kitap ekinin çıktığı gün yani Çarşamba günü ayda iki defa tekrarladığımız beyin fırtınası günümüz idi.(Aylardan yaz idi.) O gün dördüncüsünü yaptığımız toplantının sonlarına doğru konu mektuplara geldi. Mektuplardan da edebiyatçıların birbirine yazmış olduğu mektuplara. Biliyor musunuz dedi Emine Eroğlu, Abdullah Cevdet Nigar Hanım''a bir mektup yazmış. Eroğlu''nun cümlesini yarıda kesip e ne var bunda şaşıracak diyecektim. Dönemin erkek yazarlarının Nigar Hanım ile teşrik-i mesaisi bilinen bir şey. Yani ortada beyin fırtınası formatına uygun bir bilgi söz konusu değil. Yanıldığımı sonradan görecektim. Durum hiç de benim sandığım gibi değilmiş meğer. Abdullah Cevdet, Nigar Hanım''dan kendisini baş göz etmesini istiyor. İdealindeki kızın özelliklerini de sıralamış: Geleneksel olmayan ama fazla da modern olmayan bir hanım ile evlenmek istemektedir.
Tam toplantı bitti derken gerçek bir beyin fırtınası başlayıverdi. Birbirinden çok farklı yerlerde duruyormuş gibi görünen Osmanlı erkekleri kadınlar söz konusu olduğunda tek bir hat üzerinde birleşiyor. Ahmet Mithat Efendi''nin Jöntürk romanındaki şu tarif yüzyıldır değişmeden hükmünü koruyor. Romanın kahramanı hayalindeki kadını şöyle tarif ediyor: "Eski fikirlerden çıkmış lakin yeni fikirlere tamamen girmemiş olsun."
Bu cümlenin açılımının şöyle olduğunu düşünüyorum: Yeni moda giyinsin. Ama yeni moda düşüncelerden uzak olsun.
Abdullah Harmancı biraz önce bahsi geçen söyleşide yazar erkek olarak bu cümleyi tefsir edebileceğimiz ip uçlarını veriyor: "Bizde ne modern, tam olarak modern,ne geleneksel gerçek anlamıyla geleneksel... Nasıl bir seçim yapılacağı elbette seçim yapanla ilgili. Ben gene de "tehlikeli" bir genelleme yapmak isterim. Türk erkeğinin gönlünün bir tarafında hep modern hanımlar yaşaya gelmiştir, ama onlar çoğunlukla geleneksel hanımları tercih etmişlerdir. Çünkü geleneksel hanımlar çok daha az "maliyetlidir"!
Kitaptaki anlatıcı erkeklerin aşağı yukarı ortak özelliği tam da bu işte!
Konuya Cuma günü devam edelim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.