Gençlerin gerilimini anlamak ve anlamlandırmak üzerine...

00:0015/12/2010, Çarşamba
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Gençlerin gerilimini ve gerginliğini anlıyor, ancak yöntemlerini doğru bulmuyorum. Hükümet, toplumun diğer kesimlerine sosyal adalet götürmeye çalışırken; eğitimde, iktidara geldiğinden bu yana çok hatalar yaptı.“Başarılı” gençlere odaklanmış bir gençlik anlayışı var iktidarın.Başarılı gençler kim?İyi bir üniversitede okumuş, yurt dışında yüksek lisans ya da doktora yapmış son derece iyi İngilizce bilen.Ya ötekiler?Hayatımıza giren markaların bizi ne hale getirdiğinin yetkililer farkında mı?Diyorsunuz

Gençlerin gerilimini ve gerginliğini anlıyor, ancak yöntemlerini doğru bulmuyorum. Hükümet, toplumun diğer kesimlerine sosyal adalet götürmeye çalışırken; eğitimde, iktidara geldiğinden bu yana çok hatalar yaptı.

“Başarılı” gençlere odaklanmış bir gençlik anlayışı var iktidarın.

Başarılı gençler kim?

İyi bir üniversitede okumuş, yurt dışında yüksek lisans ya da doktora yapmış son derece iyi İngilizce bilen.

Ya ötekiler?

Hayatımıza giren markaların bizi ne hale getirdiğinin yetkililer farkında mı?

Diyorsunuz ki marka ile eğitim ne alaka? Alakası çok.

Devletin verdiği eğitim hedefe varmak için yetmiyor. Dershaneler ile desteklenmeyen yani para ile desteklenmeyen diplomanın bir anlamı yok.

Evet, Türkiye''nin dört bir tarafına üniversite açıldı. Açıldı da ne oldu! Üniversiteler lise seviyesine indi. İlim adına bilim adına hiçbirşeyin verilmediği, hiçbir kodun yüklenmediği “mahallem üniversiteleri.”Evet bir tarafta “marka üniversite”ler var bir tarafta “mahallem üniversiteleri”.

Kuş uçmaz kervan geçmez yerlere “mahallem üniversitleri”nin bölümleri açılmıyor mu bir de!

Bir bakıyorsunuz “dizi film gerçekliği” yaşanmaya başlamış kasabada.

“Yumurta eylemi” yapan gençler “Üniversitelerin şirket, öğrencilerin müşteri olmasına hayır” diyor.

Haksızlar diyebilir misiniz?

Yedi yaşına girdikten sonra çocuklarımız evet birer müşteri oluyor para kazanmak isteyenlerin gözünde.

Eğitim mi? O artık burada oturmuyor.

Üstelik bütün “müşteri”ler “tüketici hakları”ndan da aynı düzeyde faydalanamıyor!!!

İngilizce öğrenmek ya da üniversite imtihanını kazanabilmek için yani yarışa eşit şartlarda hazırlanabilmek için dershaneye giden işçi çocuklarının, memur çocuklarının ziyasını kaybetmiş dünyalarının ne kadar farkında Başbakanımız.

Dershane borcunu ödeyemeyince haciz gelen, dershane borcu yüzünden annesi hapse düşen, annesinin yaşadığı sıkıntılara dayanamayarak intihar eden o delikanlı hatırınızda mı?

İsyan bayrağını çekmiş gençlerin hatırında.

Gençliğin gerilimi sebepsiz değil. Tuzu kuru taşkınların isyanı değil.

Hükümet, muhalefet, medya mensupları son derece dikkatli titiz bir dil kullanmak zorunda.

Gençliğin gerilimini, ıstırabını oportünist bir tutumla kendi zaferi için kullanmaya kalkmamalı hiç kimse! Hiçbir kesim!

Gençliğin geriliminin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede kışkırtıcılar iş başında olacaktır. İlk isyanı çıkaranlar bizzat provokatörler de olabilir. Ama unutmayınız dipte hakiki isyanlar birikmemişse, birkaç kışkırtıcı eylem olur, olduğuyla kalır. Ama dipte biriken isyan, eylemleri yurt çapında bir yangına dönüştürebilir.

Eylem yapan gençlerin vücud diline bakarak, gençleri yargılamaya kalkmayın. O eylemin içinde olmayan, ama gerilimi sonuna kadar yaşayan ve ailelerine yaşatan binlerce genç var.

Geçen sene Yunanistan''da çıkan öğrenci olaylarını hatırlatmak isterim iktidara. Hafta başı İngiltere''de çıkan öğrenci olaylarını.

İslami medyayı gençliğin isyanına karşı daha duyarlı olmaya davet ediyorum.

Güçsüzün yanında olmamak, haklının talebine sağır olmak Müslüman ahlakına yakışmaz.

Provokatörlere dikkat çekilsin evet. Ama gençlerin hakiki talepleri de dikkate alınsın.

Başbakanımız''ın etrafında genç danışmanlar var. İsyan eden gençler ile yekdil olmaları bu kadar zor olmasa gerek.

Öfkesini isyana çeviren genç arkadaşlarım!

Biliyorum ki ben sizin için yandaş medyada yazan biriyim.

Biliyorum ki size ulaşmak için kelimelerim kifayetsiz.

Biliyorum ki azalacak size varıncaya kadar kurduğum cümleler.

Ne desem anlamını çoktan yitirmiş.

Ama yine de söylemekten vazgeçmeyeceğim. Hedefinize varmak için daha hakiki, daha sağlam ve akşam olduğunda tükenmeyen sözler söylemek zorundasınız.

Hangi yumurta, hangi ayakkabı kısacası hangi nesne sizin sözünüzün yerini tutabilir ki!

Attığınız yumurtalarla bütün kulakları sizin ağzınızdan çıkacak sözlere duyarlı hale getirdiniz.

Bu duyarlılığı boşa harcamayın.

Gerçekleşecek talepler ile asla gerçekleşmeyecek talepleri yan yana sıralayarak kamuoyundan aldığınız desteği heba etmeyiniz.

II-

Gençliğin isyanını değerlendirenler 1980 öncesine atıfta bulunuyor bolca. Dipnot tv adlı internet sitesinde Zeynep Zelan''ın 1980''lerde kadın olmak isimli çok güzel bir yazısı var. Tavsiye ederim. Sokakların ne kadar değiştiği daha güzel anlatılamazdı: “Çocuklar sabah evden çıkar, sadece tuvalet ve yemek için eve uğrarlardı. Nasıllar, başlarına bir şey gelir mi, kaçırılırlar mı, araba çarpar mı düşünmezdik. Çünkü herkesin çocuğu sokaktaydı ve o zamanlar kötü adamlar çocuklara dokunacak kadar kötü değildi.”