Giyinmek güzeldir!

00:0022/05/2007, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Neyi görür neyi düşünürüz. Görmenin ve düşünmenin birbirinin içinden geçen patikalarından iz sürmeye çalışıyordum. Dolmuşun açık camından henüz biçilmiş çimenlerin kokusu geliyordu. Bir sabah vakti, taze çimen kokusundan daha mutlu ne yapabilir insanı diyordum ki, zihnim yine ruh-beden ilişkilerine kaydı. Kuyusundan çıkamayan ruha, taze biçilmiş ot kokusu nasıl ulaşır!!! Kuyular da çeşit çeşit, kuyuların münzevileri de.Çakmak gözlü bir delikanlının sesi geldi kulağıma. Tam çöp arabalarının yanından

Neyi görür neyi düşünürüz. Görmenin ve düşünmenin birbirinin içinden geçen patikalarından iz sürmeye çalışıyordum. Dolmuşun açık camından henüz biçilmiş çimenlerin kokusu geliyordu. Bir sabah vakti, taze çimen kokusundan daha mutlu ne yapabilir insanı diyordum ki, zihnim yine ruh-beden ilişkilerine kaydı. Kuyusundan çıkamayan ruha, taze biçilmiş ot kokusu nasıl ulaşır!!! Kuyular da çeşit çeşit, kuyuların münzevileri de.

Çakmak gözlü bir delikanlının sesi geldi kulağıma. Tam çöp arabalarının yanından geçerken. Sabahın o saatinde kağıt topluyordu. Türkü eşliğinde. Allah''ım şu delikanlının neşesini daim et. Hüznünü merhem kıl diye dua edecektim ki, o levhayı gördüm: “Giyinmek güzeldir”

Taze ot kokusu, çakmak gözlü çöp toplayan delikanlı neşesi, birden görünmez oldu. Gelen Milena''ydı artık. Kentin caddelerindeki afiş Milena''yı getirecekmiş. “Giyinmek güzeldir.” Giyim firması, markasına slogan yaptığı bu cümlenin benim zihnime Milena''yı getireceğini nereden bilsin!

Aynı slogan bana Milena''yı getirirken, bir başkasına reklamda tesettürlü manken başı göründüğü için bunlar yaz aylarında dekolte giyime laf söylemeye çalışıyorlar “çatışmasını” armağan edebilir pek ala. Hele geçen haftanın “en mühim” gündem mevzu olan mayo tartışmalarını da hesaba katacak olursak… Dikkat ediyorum da her yaz söz konusu mayo firması nereden gündeme oturacağını ve kendi talep kitlesini topraktan balta çıkaracak bir azimle savaşa sevk edeceğini çok iyi biliyor. Siz pazarlama diyorsunuz belki. Ben kapitalizmin değer öğüten çarkı diyorum. Mayo patronunun 28 Şubat aktörlüğünü ise parantez içinde tutuyorum.

Her şeyi kendimiz kadar, kendimizin durduğu yerden algılıyoruz.

* * *

Milena kimdir? Biz onu Kafka''nın yazdığı “Milena''ya Mektuplar”ından biliriz en fazla. Sanki Kafka olmasaymış Milena olmayacakmış gibi. Üstelik Kafka''nın nişanlısı olarak. Ben gerçeği yeni öğrendim. Milena gerçeğini. Kafka''nın sevgilisi. Ama bu esnada büyük bir aşk ile bağlandığı Ernst ile zoraki evliliği sürüyor. Uğruna babasının mirasını ret ettiği. Evliliği zoraki hale sokan Ernest elbette.

Milena''nın hayatı batılı erkeğin bencilliğini muazzam bir açıklık ile veriyor. Önce babasından bahsetmek gerekiyor. Babası çapkın bir adam. Çapkın ve sert. Sertliğini en iyi ifade eden şey karısına yani Milena''nın annesine çocuğu için süt anne tutmayışında belirginleşiyor. “Madem çocuğuna bakamayacaktı o halde çocuk sahibi olmayacaktı” katılığında bir adam. Emzirilmeyen çocuk, yani Milena''nın erkek kardeşi bakımsızlıktan ölüyor. Milena''nın annesi yıllarca yatağa bağlı bir kadın olarak yaşıyor. O yatağa bağlı yaşarken kocası, evin diğer bölümünde çoğunluğunu kadınların oluşturduğu hastalarını muayene ediyor. Milena''nın babası bir diş hekimi çünkü.

Yıllar sonra bir gün hasta karısına bir demet çiçek hediye ediyor çapkın diş hekimi. Karısı o kadar mutlu oluyor ki akşama kadar kızına yani Milena''ya durmadan çiçeğin yerini değiştittiriyor. Çiçeği daha iyi görebilmek için. Sonra!!! Sonrası acı. Akşam saatlerinde genç ve güzel bir hastası oluyor çapkın diş hekiminin. Sabah karısına hediye etmiş olduğu bir demet çiçeği müthiş bir umursamazlık ile alıp, hastasına hediye ediyor.

Milena''nın babası bu. Peki kocası? Babasının mirasını ret etmeyi göze aldığı kocası nasıl bir adam? Entel-dantel denebilecek türden bir adam canlanıyor benim gözümde. Ama Milena daima kendini adayacak bir kadın. Meşrebi ve mizacı bu adanmışlıktan boy veriyor adeta. Koca çalışmıyor. Bütün gün Viyana''nın entel kafelerinde lak lak ile zaman öldüren cinsten. Olsun ne gam. Asil bir aileden gelen, ailesinin mirasını ret eden Milena, hamallık yapıyor hayatlarını sürdürebilmek için. Adamda biraz onur, biraz ezilmişlik olsa. ''Sen bizim için nelere katlanıyorsun Milena'' dese... Ne gezer. ''Evliliğimizin devam etmesini istiyorsan beni serbest bırakmalısın'' diyor. ''Serbest.''

Bütün bunları Milena''nın kızı Jana Cerna tarafından kaleme alınmış olan “Milena''nın Yaşam Öyküsü” adlı kitabından öğreniyoruz. Milena bir taraftan zengin ailelerin karnı tok sırtı pek kızlarına, açlıktan kıvranan bir mide ile ders verirken, bir taraftan garlarda hamallığa devam ediyor. Öyle yorgun ve öyle bitkin ki. Zekası ile herkesi büyüleyen Milena''nın ışığı görünmez mi olmuştur?

Ernest Viyana''nın entel kafelerinde lak lak eylerken etrafında güzel giyinmiş kadınlar dolanmaktadır. Milena çağdaş kadın olmak için, dişini tırnağına takıp çalışırken; Ernest de “çağdaş bir erkek” olmanın “mücadele”sini vermektedir. Yani güzel kadınlarla yeterince ve daha yakından ilgilenmenin mücadelesini. Milena''ya sadakat gibi bir derdi hiç yoktur. Bir gün fiziki olarak tamamen özgür olmak istediğini, evliliklerinin yürümesinin ancak buna bağlı olduğunu söyleyiverir sadakatın “S”sini bilmeyen Ernest!

Hikayenin devamını Jana''nın satırlardan okuyalım: “Milena, bir yandan kocasını mantık yürütemeyecek derecede sevdiği, diğer yanda da böylesine bir davranışın çağdaş bir kadının saygınlığına uyduğuna inandığı için bu teklifi kabul etti. Bu suretle Ernest, apartmana vasat zekalı fakat çok güzel bir kadın olan metresi Mitzi Bear''ı yerleştirmiş oldu. Hoppa ve aptal olan Mitzi, Ernest''in aradığı kadın tipine uyuyordu.”

Cuma''ya devam edeceğiz bu mevzuya. Ama bu satırları laf olsun diye yazmadım. Size üç gün boyunca düşüneceğiniz bir ödev veriyorum:

Lütfen entelektüel birikimine ve basiretine güvenenler şunu sorsun kendine. Müslüman kadını, batılıların sorduğu sorular eşliğinde tasvir ve tasnif etmeye kalkarken esasında ne yapmış oluyoruz?

Ben sizi meşhur bir batılı kadının hayatına yaklaştırmak istedim. Siz bu yakınlaşma üzerinden yol alabilir, İslam''ın meşru kıldığı çok eşlilik ile; meşru, yani aile sorumluluğu alan erkek ile mevcut sorumluluklarından kurtulmak için metresi kurumsallaştıran ve kurumsallığı “aşk her şeyi affeder” sloganına yükleyen batılı erkeği ve kadını mukayese edebilirsiniz.

Giyinmek güzeldir sloganı ile Milena''nın bağlantısını Cuma günü kuracağız. Bekleyin!!!