Giyinmek güzeldir! Şık kadınlar kotasından buyurun!

00:0025/05/2007, Cuma
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

“Çağdaş kadın” olmak için kocasının metresini kendi yaşadığı apartmana getirmesine bile göz yuman Milena, onca “çağdaş”lığın içinde ne yapıyor olabilirdi? Elbette kıskançlıktan kıvranıyordu. Ama kan kussa kızılcık şerbeti içtim diyecekti. Kimselere derdini belli etmeyecekti. Değil mi ki o, ”çağdaş bir kadın”dı. Ernst''in metres tutmasına kendisi izin vermişti. “Seviyeli ve özsaygısı mükemmel bir kadın” olduğu için… Laf…Üç noktanın boşluğunu herkes kendi meşrebine göre doldursun.Beden yorgunluğuna,

“Çağdaş kadın” olmak için kocasının metresini kendi yaşadığı apartmana getirmesine bile göz yuman Milena, onca “çağdaş”lığın içinde ne yapıyor olabilirdi? Elbette kıskançlıktan kıvranıyordu. Ama kan kussa kızılcık şerbeti içtim diyecekti. Kimselere derdini belli etmeyecekti. Değil mi ki o, ”çağdaş bir kadın”dı. Ernst''in metres tutmasına kendisi izin vermişti. “Seviyeli ve özsaygısı mükemmel bir kadın” olduğu için… Laf…

Üç noktanın boşluğunu herkes kendi meşrebine göre doldursun.

Beden yorgunluğuna, ruhunun kıvrım kıvrım acıları eşlik ederken; bir iki çeviri, birkaç köşe yazısı gönderdi Tribuna gazetesine Milena. En çok korktuğu makaleleri beğenilmeyecek olursa bunu Ernst''in bilmesiydi. Öz saygı!

Ernst için bir zamanlar parklardaki bütün çiçekleri yolarak, odasını çiçek bahçesine çevirmişti Milena. Sonra Ernst böyle bir odada nasıl çalıştı ne yaptı diye merak etmişti. Ernst “Ah hiç fark etmedim çiçekleri, öylesine çalışmaya vermişim ki kendimi” demişti. Riyakar!

Milena''nın sosyalist düşüncede kendisini inşa edişini anlamak için, “çalma”ya nasıl baktığını bilmek gerekiyor. Nişanlısını mutlu etmek için parklardan çiçek çalan kadın değildir yalnızca. Savaş yıllarında, babasının kilerde stokladığı yiyecekleri, onun haberi olmadan dağıtmıştır mesela. Babasının çekmecesinden çoraplarını alıp asistanına hediye etmiştir. Orada öyle çok çok ve işe yaramaz bir şekilde duracağına, gerçek ihtiyaç sahiplerine vermek. Milena''yı sosyalist yapan en önemli etken budur belki de.

Ernst''in etrafında güzel giyinmiş kadınlar cirit atarken; o, yarı aç yarı tok ders vermekte, hamallık yapmakta ve çeviriler yapıp makaleler yazmaktadır. Ama bütün bunlara rağmen sırtına geçirebileceği şık bir elbise parası biriktirememektedir asla.

Bir gün, zengin ailelerden birinde, onların çocuklarına Çekce ders verirken, solonda sergilenmiş olan o “tahrik edici” zenginliği fark eder. Mücevher bir mobilyanın üzerinde açıkta bırakılmıştır. Cebine atıverir mücevheri. Sonra da bir mücevherciye rehin bırakıp karşılığında para alır: “Önünde mutluluk içinde geçecek birkaç saati vardı. Milena Viyana''nın en iyi butiklerini birbir dolaşıyor ve en iyi terziden en iyi modiste ve ondan sonra en pahalı estetisyene… Kuaföre gelince… Ona zaten ihtiyacı yoktu. Dünyanın hiçbir kuaförü doğanın Milena''ya yaptığını yapamazdı.”

Tüm bu sürede Ernst, her zamanki gibi, kafede dost çevresinin ortasında oturmakta ve Milena''nın yıpranmasından önceki çekici ve şık olduğu zamanlardaki kavgalarının nedenlerini oluşturan konular hakkında gevezelik etmektedir.

Ernst akşama kadar kafededir. Akşam geceye evrilse de, bir şey değişmez. Evine erken dönmesini çabuklaştıracak bir nedeni yoktur.

Akşamın geç bir saatinde Milena giriyor kafeden içeri. Etrafına gülücükler yayarak. Ne kadar da güzeldir. Ernst karısını bu kadar şık görünce bir salon erkeği edasıyla kalkıyor ve masasına davet ediyor. “Bugün öylesine güzelsin ki!..İşte uzun bir zamandır ki seni bu kadar güzel görmedim!..

Uzun zamandır ha! Milena bu evliliğin yürümesi için nelere katlanmıştır. Bedeni ve ruhu ne acılara katlanmıştır da, hiçbirini takdir etmeyen adam şimdi bir tayyör ve bir şapkayı mı takdir etmektedir! Hiçbir çabasını görmemiştir demek bu kocası bildiği yaratık! Giyimindeki bir değişim bütün o mesafeleri eritmiştir ha. Kocasını anlayabilmek için sarf etmiş olduğu bunca çaba, güzel bir şapka karşısında sıfıra indirgenivermiştir.

Milena değil; şu sırtındaki elbise, şu başındaki şapka ağırlanmaktadır öyle mi? Kızgınlıktan deliye döner. Kocasının yüzüne iki tokat indirir. Sonra masaya oturur. Ernst hiç tepki göstermez. Bu kadar şık bir kadın ile kavga edilemeyeceğini mi düşünmektedir Ernst!

Milena geç vakte kadar oturur kafede. Kocası ile eve gitmez. O şık kıyafetler içinde gecenin geç vakti polise gidip kendini ihbar eder.

Teğmen, kendini ihbar eden bu şık kadının ihbarını hiç ciddiye almaz.

Milena, hırsız olduğu konusunda ısrar eder. Teğmen da evine gidip dinlenmesi konusunda. Sonunda Milena, babasının ismini ve telefon numarasını vererek bu suçu işlemiş olduğunun deli olarak babasını aramalarını söyler.

Teğmen, Prag''lı profesöre gecenin bir vakti telefon eder. Milena gerçekten kızıdır ve bu suçu işlemiş olduğuna dair ufacık bir şüphesi yoktur profesörün.

Sabahın ilk treni ile Viyana''ya gelir profesör. Mücevheri alır yerine ulaştırır ve olayı kapatır.

Milena, Erns''ten boşanır.

Giyinmek güzel(miy)miş!!!

* * *

Her kültürün kendine göre bir ye kürküm ye hikayesi var anlayacağınız.

Çağdaş kadın imajı, kadınları ezdi geçti özgürlük maskesinden güç alarak, 20.yüzyıl boyunca. En çok da kalbi ve zekası olan kadınları. Aptal ve hırslı kadınlar için… Neyse!!! Bozmayalım kalemimizin kıvamını.

Şimdi siyasete vitrin süsü olarak girecekleri… Çağdaş kadın kotasından girecekleri; ünlü babanın-ünlü kocanın aptal karısı kotasından girecekleri… Kifayetsiz muhterisler korosunun solisti olarak girecekleri… Dolamayalım kalemimize!!!

Bunlar da geçer diyelim. Ama deler de geçer, ama yakar da geçer. Herkes layığıyla. Herkesin bir kampı oldu nur topu gibi. Siyaset bundan sonra benim kadın vekilim senin kadın vekilini döver kıvamında dumanını tüttürür. Bekleyin. Kim ne kadar kilo verdi. Kim pabucunu nereden aldı. Televole siyaset başlamak üzere. Azzz sonra! Galasını cumhuriyet mitingleri olarak boşuna mı yaptık!!! Yaptık ya!!! Kimimiz seyirci, kimimiz katılımcı olarak.

Siz şimdi, siyaseti kendince içselleştirmiş, memleketindeki kadın manzaralarından haberdar kadınlar mı vekil olacak sanıyorsunuz? Onların, ne her güne ayrı şıklık ile sırtlarına geçirebilecekleri marka tayyörleri ne de liderleri etkileyecek aile şecereleri var. Yani onlar yalınayak Ankara''nın yolunu bulana kadar, çoktan birileri paraşütle inmiş de, ilk sıraları kapmış bile olur.

Velhasıl söyleyecek sözü olanları, kimse görmez. Siz görüyor musunuz? Siz sadece size gösterileni görüyorsunuz. Bütün manzara gördüğünüzden ibaret sanarak üstelik.

Yani!.. Yine katil, sizin kelebek kanatlarınız.