Gram gram siyasetçi...

00:0015/06/2012, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Kitaplarını okumak kadar kendisiyle sohbet etmekten ayrıca zevk aldığım "yazarımız" ile konuşuyorum. Niye "yazarımız" diyorum? Öğretmenlik yaptığım yıllarda bu bir arkadaşımla aramızda şifre idi. Diğer öğretmen arkadaşlar çok radikal çizgide kitaplar okuduğu için biz onun ismini vermekten çekinirdik. Durduk yere kör dövüşü bir tartışmanın içinde olmak istemezdik. "Yazarımız" bu gün ne yazmış derdik.1980''li yılların imajı içinde geldi bu günkü yazı. Ne diyordum? Sevgili "yazarımız" ile mahkûm edildiğimiz

Kitaplarını okumak kadar kendisiyle sohbet etmekten ayrıca zevk aldığım "yazarımız" ile konuşuyorum. Niye "yazarımız" diyorum? Öğretmenlik yaptığım yıllarda bu bir arkadaşımla aramızda şifre idi. Diğer öğretmen arkadaşlar çok radikal çizgide kitaplar okuduğu için biz onun ismini vermekten çekinirdik. Durduk yere kör dövüşü bir tartışmanın içinde olmak istemezdik. "Yazarımız" bu gün ne yazmış derdik.

1980''li yılların imajı içinde geldi bu günkü yazı. Ne diyordum? Sevgili "yazarımız" ile mahkûm edildiğimiz bir ödül töreni için bekliyoruz. Ben bekleyişi olabildiği kadar bekleme estetiği içine dâhil etmeye çalışıyorum. Ama yazarımız belli ki gece geç vakitlere kadar çalışmış. Gözleri, göz nuru döktüğü kitapların iziyle yorgun, beklemekten hiç memnun değil. Bizi niye bu kadar erken getirdiler, diyor.

Evet getirildik. Şık arabalar içinde. Yazar, şair dediğin direksiyona pek de yakışmayan bir ademoğlu/âdem kızı.

Bakan Bey gelecek dediler. Bakan Bey mi gelecekmiş diye cevap verdik.

Bakan Bey gelecek demek, biraz sonra burasının mülki idareden, siyasi kariyer planı yapanlardan geçilmez olacağı anlamına geliyor.

İlk gelenler pek heybetli geldi. O şaşkınlıkla ayağa kalktık. Ben hep ayağa kalkarım zaten. Bir gelen oldu mu refleks olarak fırlarım. Çocukluğun "kalk büyüklere yer ver", gençliğin "gelenlere hoş geldin de" nasihatleri bende her daim ayakta olma halini rehin bıraktı diyebilirim.

Gelenler nasıl da doldurdular ortamı. Salon –salomonje edaları bahçeye kadar taştı. Bahçeden caddeye doğru yol aldı. Hâlbuki biraz sonra gelecek olan Bakan Bey''in hali tavrı ne kadar tevazu üzeredir.

"Yazarımız," adamlar nasıl da bize ayağa kalkmaya zorladı, dedi. Üstelik benim elimi sıkarken başkasının yüzüne bakıyor, diye de şikayet etti.

Ah, dedim, bu tavrı biliyorum. Bu tavır yüzünden mücadele etmişliğim var. Yer Nevşehir. Kadınlar günü kutlaması için oradayız. Başbakan ve eşi ve pek çok milletvekili var. Eskiden beri tanıdığım bir hanım elini bana uzatıyor. Başını yana çevirmiş, yan taraftaki köşe yazarı ile konuşuyor. Bak canım dedim. Benim elimi sıkmadan geçebilirsin. Sorun yok. Ama benim elimi sıkarken gözlerin bana doğru baksın.

Siyasetçilerin, ben çok kıymetliyim. Sana tamamını veremem. Sana elimi, ötekine bakışımı, daha ötekine sözcüklerimi değdiririm anlayışı, o günden bu güne azalmadı. "Her gramı çok değerli siyasetçilerimiz" nadiren kelimeleriyle bakışlarını bir araya getirip bize takdim ediyorlar.

Azalma korkuları her geçen gün daha çok artıyor sanki…