Gündem: Emine Erdoğan, Güldal Mumcu!

00:005/02/2010, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Günlerdir hiç çalmayan telefonum birden kilitlendi. Birden değil esasında. Perşembe gününün yoğun geçeceğini daha Çarşamba gününden anladım.Merve Kavakçı''nın dönemdaşı MHP milletvekili Nesrin Ünal''ı Star ekranlarında görünce.Uğur Dündar nasıl da saygılı saygılı dinliyordu Nesrin Ünal''ı.Nesrin Ünal “Ben Anadolu kadını olarak” diye başlayan cümleler kurdukça, oturduğu koltuktan ayağa kalkıp, el pençe divan durmaya geçiverecekmiş gibi hazır ol''daydı Dündar.GATA ile ilgili olarak sorulan soruya

Günlerdir hiç çalmayan telefonum birden kilitlendi. Birden değil esasında. Perşembe gününün yoğun geçeceğini daha Çarşamba gününden anladım.

Merve Kavakçı''nın dönemdaşı MHP milletvekili Nesrin Ünal''ı Star ekranlarında görünce.

Uğur Dündar nasıl da saygılı saygılı dinliyordu Nesrin Ünal''ı.

Nesrin Ünal “Ben Anadolu kadını olarak” diye başlayan cümleler kurdukça, oturduğu koltuktan ayağa kalkıp, el pençe divan durmaya geçiverecekmiş gibi hazır ol''daydı Dündar.

GATA ile ilgili olarak sorulan soruya kendisi üzerinden örnek veriyor Nesrin Ünal. GATA''da bir hasta ziyaretinde bulunurken kendisine gösterilen zarif tavırdan bahsediyor.

Doğrudur, gösterilmiştir.

Bu gün başörtüsü meselesi çözümsüz ise, bunun vebali hem sadece tek bir başörtülü olarak Merve Kavakçı''yı aday gösteren Fazilet Partisi''nindir, hem Nesrin Ünal''ın başını açtıran MHP''nindir.

Uğur Dündar''a yaptığı icraatlarla anılmak istediğini söylüyor Nesrin Ünal.

Hangi icraat? Akıllarda kalan tek icraatı yemin töreninde başını açmasıdır.

O “başı açık Anadolu kadını” olarak kürsüye çıkıp yemin edinceye kadar parlamentoyu şereflendirmişti askeri erkân. Ünal''ın saçlarını görmenin sembolik değeri o derece yüksekti yani. Böylece başörtülüler ikiye ayrılıvermişti. Gerektiği zaman başını açan “Anadolu kadını”, başını siyasi nedenlerle örten ve asla açmayan anti Anadolu kadını.

İnsanların başörtüsü sorunu yok diyor Nesrin Ünal. Geçim sıkıntısı var diyor. Sanki biri diğerinin yerine ikame edilebilirmiş gibi.

İnsanların geçim sıkıntısı var, başörtüsü sıkıntısı var, yarın kaygısı var. Var oğlu var. Ama her sıkıntı kendi bulunduğu alandan çözülür. Başı ağrıyan adama “zaten senin geçim sıkıntın var, elbette başın ağrıyacak” diye mi bakıyorsunuz siz Nesrin Hanım?

AK Parti''nin Fazilet Partisi''nden aldığı miras ile; MHP''nin mihmandarlığında AK Parti''nin “türban açılımı” siyaseti ile; artık sorun, sadece devlet ile birey arasında değil, birey ile bireyin arasına girdi. Onun için yüreğim yana yana aman “Kürt açılımı” da başörtüsü açılımı gibi olmasın diyorum. Kürtler ile devlet arasındaki gerilim Kürt bireyler ile Türk bireyler arasında baş göstermesin diye sürekli olarak üsluba dikkat çekiyorum.

Kimlikçi yaklaşımların tehlikesine işaret etmeye çalışıyorum.

II-

Sayın Emine Erdoğan, Nejat Uygur''u GATA''da ziyaret edemedim diye dertlenmeyin. GATA''nın kapalı kalan kapılarını hatırlamayın bile.

Ama unuttuklarımız var mı diye tekrar tekrar hafızanızı yoklayın.

Başbakanımız''ın dahi yönetmen Ahmet Uluçay''ın vefatının ardından bir başsağlığı mesajı yayınladığını hatırlıyorum.

Siz Uluçay''ın eşini ziyaret ettiniz mi?

Etmişsinizdir.

Gönlünü almışsınızdır.

Fakirliklerine devlet olarak kol kanat germişsinizdir.

O kadın ki, tarlalarda gündelikçi olarak çalışarak, akşama kadar günün bağrında çapa çapalayarak, kocasının sanatına destek olmuştu.

Ahmet Uluçay''ın arkada bıraktıkları size Allah''ın emanetidir.

Bunu bilirsiniz.

Yanılıyor muyum?

Yoksa gitmediniz mi?

III-

Perşembe sabahı (yani dün) NTV radyodan Devlet Bakanı Bülent Arınç ile yapılan söyleşiyi dinliyorum. Konu Güldal Mumcu''nun odasını basıp basmadığı.

Bülent Arınç sakin sakin anlatıyor.

Bu sakin üslubu, muhabirin “kışkırtıcı” sorusu dahi bozamıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan''ın bir televizyon kanalında kurmuş olduğu onca cümle içinden benim eşim dahi GATA''ya gidemiyor cümlesi cımbızlanıp oradan bir “başörtüsü gündemi” yaratılmıştı ya. Gündemin nasıl dallanıp budaklanacağının yol haritasını muhabirin sorusu bütün açıklığı ile ortaya koyuyor. Muhabir 12 Eylül öncesi Meclis manzaralarını hatırlatan, vekillerin birbirine girdiği “gerilim sahnesi” için, “efendim” diyor, “gerilime Başbakan''ın dile getirmiş olduğu ''GATA eleştirisi'' sebep olmuş olabilir mi?”

Olabilir. Olabilir. Onun için sözlükten B harfini çıkaralım. Başörtüsü b harfi ile başlıyor ya!!! T harfini de çıkaralım. Türban t ile başlıyor ya. Sonra ü harfini çıkaralım.

Harfler yasak olunca cümle de kuramayız. Cümle kuramayınca “gerilim” olmaz. Ü harfi kesinlikle çıkmalı. Hem başörtüsünde, hem türbanda, hem Kürt''de, hem de Türk''de var.

Ü harfi olmayan bir alfabe bize iyi gelir. Üzüntü de ortadan kalkar böylece. Hiç kimsenin üzülmediği bir ''ülke'' oluruz.