
Yeni bir canlı türü var. Kendini anlatmalara doyamayan. Dünyanın en zeki, en akıllı, en güzel, en başarılı... Uzatmayayım .Çünkü listenin sonunu bulmak pek kolay değil.
Bu yeni canlı türünü diğerlerinden ayıran, kulağının olmaması.
Elbette her canlının kulağı yok. Ama iletişime açık bir duyarlılık sistemleri var değil mi? Mesela bizim ayçiçeği dediğimiz Anadolu"nun pek çok yöresinde "günebakan" olarak bilenin bitki. Güneş ne tarafa, günebakan o tarafa.
Otsu bitkilerin bile bir iletişim dili vardır. Yani gelen verileri değerlendiren bir sistemleri var.
Lakin bizim yeni türümüz bu sistemden mahrum. O gelen verileri değerlendiremiyor. Çünkü veri kabul etmiyor. Bu dünyanın en hakiki "verisi" bizzat kendisi. Sürekli veri veriyor. Verip veriştiriyor yani.
Hiç tanımadığı insanlara sürekli kendisi hakkında bilgi sunuyor. Onu yaptım bunu yaptım. Şu semineri verdim. Şurası tek ayak dolaştığım yer burası iki öksürük armağan ettiğim kuytu falan filan.
Bunlar sahiden yeni bir tür.
İş başvurusunda bulunduklarında on sayfa cv doldurabiliyorlar. Bir on sayfa da referanslar. Yaş kaç? Yaç 22.
Başarı abidesi olarak başları büst olup her yere konulacakken bak şimdi bunlar bir de iş arıyor. CV filan dolduruyor. Biz de tutmuş dahilerimize, yeganelerimize, biriciklerimize, herhangi birisi muamelesi yapıyoruz.
E posta adreslerinin sonunda kendilerini takdim ediyorlar. Falan derneğin kurucusu, filanın kurucu üyesi, filanın fikir babası, filan teorinin büyük büyük dedesi. KİM? KİM?
Kiziroğlu Mustafa Bey hey hey.(Lütfen dinleyin. Muhteşemdir. Hatta yazıyı okumayı burada kesin, merhum Murat Çobanoğlu"dan bir Kiziroğlu dinleyiniz. Ağan kim paşan kim kim kim Kizoroğlu Mustafa Bey, bir beyin oğlu...)
Bendeniz bu yeni canlının doğum gününü şen şakrak kutlayabilenlerden değilim. Görgüm ve bilgim bu kutlamaya engel.
Lakin "büyüklerimiz" pek seviyor bu özgüveni şişe şişe patlamış gençlerin kendilerine hayran hayran bakmasını.
Bilmiyorlar ki bu yeni canlı türünün baktığı her yerde gördüğü sadece kendisidir.
Bu yazıyı yazmama vesile olan gencimize gelince.
(Genç dediğime bakmayın kırka merdiven dayamış biri var karşımızda)
Bendenizi aradı. Selam vermeden kendisini tanıtmaya başladı. Yeni bir "veri " ile karşı karşıya olduğumu anlayıp dakika tuttum. Kendisini anlatması tam üç dakika sürdü. Onlarca cümle. Arka arkaya. Arada es verir gibi olduğunda güne kahvaltı ederek mi başlıyorsunuz dedim.
Anlamadım dedi.
Doğru anlamamışsınızdır dedim.(O kadar özel bilgiden sonra bu bilgiyi de edineyim lazım olur manasında sordum diyemedim.)
Sonra ne mi oldu? Hiç bendenizden "bir konuda" seminer talep etti. Evet evet yanlış okumadınız "bir konuda" seminer talep etti. Kim olduğumu, ne iş yaptığımı filan bilmiyordu. Telefon etmeden önce bir bilgi edineyim hakkında diye bir derdi olmamıştı. Üç dakika kendisini tanıttıktan sonra -tanıtırken 30 saniyede bir adını tekrarlıyor, bu da bize NLP kurslarının ne kadar başarılı bir üyesi olduğunu ispat ediyor elbette- sizden bir konuda seminer talep ediyoruz dedi. Bir konu, hangi konu diye bekliyorum. O susuyor ben susuyorum. Bir vakit sonra kabul ediyor musunuz diye sordu. Hangi konuda olduğunu anlayamadım dedim. Tekrar etti: Bir konuda dedi herhangi bir konuda...
Sonra tekrar kaldığı yerden devam etti. Şimdiye kadar kimler kimleri başarı ile ağırladığından dem vurdu.
Kabul edersem bendeniz de onun hanesine "başarı" ile gerçekleştirilmiş "bir konu semineri" olacaktım.
Kabul etmedim.
İki gün sonra hakkımda şöyle bir "veri" dolaşmaya başladı: "Çok kibirli. Sosyal sorumluluk projelerine katıldığını gören olmadı."
Hanımefendi kardeşimizin "bir konu semineri", olmuştu sosyal sorumluluk projesi.
Çok yoğunum çok demeliydim. Hatta geçen gün Başbakan ile yemek yediğimi, iki gün sonra Cumhurbaşkanı ile randevum olduğunu, Putin"in de benimle görüşmek için ne vakittir beklediğini ara cümle olarak katmalıydım. İstanbul Valisi"nin karlı sokaklar ve sevimli çocuklar hakkında imaj yönetimine ihtiyacı olduğunu ama yoğunluktan maalesef kendisine bu konuda gerekli desteği veremediğimi söylemeliydim.(Ah biz mühim insanlar ne kadar da mühimiz.) Gazzzteci yoğunluğu altında sanatçı dostlarımla ne vakittir ilgilenemediğim bahsine geçmeliydim sonra.(Dünyanın bütün mühim insanlarının en mühim dostu olarak... söylemeliydim) O kadar yoğunum ki Galatasaray"ın tarihi maçına bile gidemedim filan demeliydim.
Böyyükk, meşgul ve pek mühim insanının profilini kelimeler üzerinden itina ile çizmeliydim.
Bedeniz ne yaptı? Dinledi. Öylece dinledi.
Hakikatin kaba, yalanın "şık" olduğu günlerde oluyor böyle yol kazaları.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.