
Türkiye düğün evi telaşıyla ölüm evi telaşını aynı zamanda yaşayan bir ülke.
Bir yanımız bahar bir yanımız karlı dağ ne vakittir.
Malum düğün evinde bedenen çalışmak, ölü evine de yemek götürmek sünnettendir. Anadolu''nun pek çok beldesinde bu adet çok hoş bir şeklide günün şartlarına uyarlanarak devam ediyor. Söz buraya gelmiş iken keşke sosyal bilimlerde geleneğin modernize edilmiş versiyonu üzerine çalışmalar yapılsa diye bir temennide bulunmak istiyorum.
Düğün evine yemek götürülmez. Ama yemeğin piştiği günler, yemek verildiği günler gönüllü işçi olunur düğün evine.
Seçim ertesi nereden icap etti bu düğün evi taziye evi muhabbeti diyorsanız lafı şuraya getireceğim. Bendenizin fikrinin bir önemi yok ama. Farz ayın olarak kabul ediliyor malum gazeteciler için seçim değerlendirmeleri. Bir iki yazı yazdım. Erbabı için bir iki yazı ne ki. Lakin bendeniz için durum farz-ı kifaye hükmünde. Yeni Şafak''ta siyaset yazan pek değerli yazarlarımız olduğuna göre benden vazife düşüyor diye düşünüyorum.
Benim için farz-ı ayın hayat yazıları. Yaz biter o parti öyleydi bu parti böyleydi yazılarıyla. Yazılar da umumiyetle mürekkep lekesi testi şeklinde. Yani herkes öngörülerini ve ön yargılarını bir defa da rakamlar üzerinden dile getiriyor.
Bütün bunlara ilave olarak bir de YSK''nın açıklamalarını düşünün.Siyasi malzeme bütün yaza yetecek gibi görünüyor. YSK üzerinden hükümeti hizaya çekmek isteyenlerin iştahı iyice kabarmış durumda.
Gelin biz mümkün olduğu kadar bu değerlendirmenin dışında kalalım. Vaziyet düğün evinde günde üç kere baklava ikramına ya da bamya servisine dönmesin. Sağlıklı beslenme için size bir nefes hayat sunma derdindeyim. Herkes baklava ya da bamya ikram ederken ben sizlere su gibi aziz satırlar sunmaya çalışayım.
Su gibi aziz satırlar dediğim elbette bu satırların yazarına ait satırlar değil.
Hayat Güzeldir''e getireceğim sözü.
Hayat Güzeldir Mustafa Kutlu''nun son öykü kitabı.
Bu defa uzun hikâye ile çıkmıyor karşımıza üstadımız. Günlük hayattan bir nefeslik hikâyelerle çıkıyor. Sevimli, güzel insanın içine umut eken hikâyeler.
Bu sene ne Eylül''ü bekledi Kutlu ne de Ramazan''ı. Kitabın kapağındaki gelincik tarlasından mülhem âdete gelincik mevsimi geçmeden çıktı okuyucunun karşısına.
Biz kitaba ilk kavuşanlardanız. Biz derken Nazife Şişman''ın kızı ile benim kızım kitabın ilk imzalandığı kişi olarak tarihteki yerlerini aldılar. İfade kendilerine ait.
Mustafa Kutlu gençlere kitaplarını imzalarken içiniz sıkıldığında bu kitabı açar okursunuz dedi. Bir defa daha fark edersiniz ki hayat güzeldir.
Ederler mi?
Bir eli yağda bir eli balda olanlar yazık ki hayatın güzelliğini pek idrak edemeden yaşıyorlar.
Ne kadar mutlu ya da huzurlu olduğunuzu bulmak istiyorsanız şöyle bir düşünün hayatınızda kaç kere hayat güzeldir dediniz.
Hayat güzeldir sözü bir ölümden sonra, ağır bir hastalıktan sonra, dibe iyice vurduktan sonra söylenir diyeceğim de belki bana inanmayacaksınız.
Hayat güzeldir sözünü kaybedenlerin kalbine, kabul olunacak bir dua niyetine eker sanki melekler.
Bütün hücrelerinizin dağıldığı bir noktada güneşin sıcaklığı ile karşılaşırsınız mesela, ya da canınızdan can bildiğinizi kara toprağın kara bağrına öylece bırakıp gelmişken bir yağmur yağar. Nasıl yağar. Yağmurdan ıslanırken hayat güzel dersiniz.
Mustafa Kutlu''nun kahramanları yokluğun, ölümün, hastalığın, kazanın pençesinde. Lakin her birinde mümin tevekkülü var. Başlarına gelen musibeti kahrın da hoş lütfün da hoş diye karşılayan bir tavır. Bu tavır, büyük harflerle söylem düzeyinde, korsan konferans düzeyinde değil. Hayatın içindeki kadar sesiz ve kendi içine doğru bir akış şeklinde.
Ya da sıradan bir günün sıradan insanları var hikâyelerde. Ama bir insanı sıradan olmaktan kurtaran şey bizim ona gösterdiğimiz itina ve şefkattir. Kutlu kahramanlarına şefkat ile yaklaşan bir yazar. Ki kahramanı karga da olabilir, romantik aşkın pençesinde iki genç de.
Hayat güzeldir. Ne kadar güzel olduğunu anlayabilmek için dünyanın zevklerine üç vakit perhizli durmak gerekiyor belki de.
Huzuru başının üstünde ve gönlünün içinde gezdirenler her şeye rağmen hayat güzedir diyebilenlerdir sadece. Hayatı güzel bulmak nicelik ile alakalı değildir. Nitelik ile alakalıdır. Yunus''un bakışı, Mevlana''nın kabullenişi ile mümkündür hayat güzeldir diyebilmek.
Hayatınızda bir defa bile hayat güzel demediyseniz belli ki siz şükür bahsinden epey uzağa düşmüşsünüz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.