Herkesin bakmadığı yerden...

04:0019/04/2026, Pazar
G: 19/04/2026, Pazar
Fatma Barbarosoğlu

İyi akşamlar sayın seyirciler. “Herkesin Bakmadığı Yerden” adlı programımıza hoş geldiniz. Herkesin bakmadığı yerden bakar, gizleneni görürüz ilkesiyle devam ettirdiğimiz programımızın bu akşam yedinci yaşını kutluyoruz. Sabah doğan, ikindiden sonra ölen programların yanında bizim programımız doğdu, büyüdü yürüdü. Evet yürüdü. Sizler bizimle yürüdüğünüz için büyüdü, yürüdü. Biliyorsunuz bizim yayın anlayışımız diğerlerinden çok farklı. Biz ve diğerleri. Siz bu ayırımı biliyorsunuz. Yedinci yılımızın

İyi akşamlar sayın seyirciler. “Herkesin Bakmadığı Yerden” adlı programımıza hoş geldiniz. Herkesin bakmadığı yerden bakar, gizleneni görürüz ilkesiyle devam ettirdiğimiz programımızın bu akşam yedinci yaşını kutluyoruz.

Sabah doğan, ikindiden sonra ölen programların yanında bizim programımız doğdu, büyüdü yürüdü. Evet yürüdü. Sizler bizimle yürüdüğünüz için büyüdü, yürüdü. Biliyorsunuz bizim yayın anlayışımız diğerlerinden çok farklı. Biz ve diğerleri. Siz bu ayırımı biliyorsunuz. Yedinci yılımızın şerefine diğerlerinin çok gündeminde olan ama bizim o tarz haberlere, yayınlara itibar etmediğimiz bir konuyu bu defa bir ilke imza atarak huzurunuza getiriyoruz. Malumunuz “Botokslu Cenaze Kime ait?” haberi Türkiye’nin gündeminden düşürülmüyor. Düşmüyor değil, DÜŞÜRÜLMÜYOR! Niye düşürülmediği konusunda haberciler, sosyologlar, antropologlar, felsefeciler ve komplo teorisyenleri şaşkın.

Şimdiye kadar dizilerimizi uyarlayan ülkeler bu defa haberimizi uyarlama yoluna gitti. Evet yanlış duymadınız. Biz daha önce Hint dizilerine ve filmlerine rağbet ediyorduk. Hatta şöyle söyleyeyim ünlü yazarımız Orhan Kemal’in Devlet Kuşu filminde romanın kahramanları Hint filmine gider. Filmin adı Avare. “Averamu” diye de bir şarkısı vardı filmin. Orhan Kemal hayatı romanına sızdıran bir yazarımız. “Dı” demiyorum elbet. Yazarlar, düşünürler ölmez, yazdıkları ile aramızda yaşamaya devam ederler. Yani Hint filmlerinin etkisinin nerelere uzandığını göstermesi açısından Devlet Kuşu romanı -ki daha sonra filmi de yapıldı- önemlidir.

Efendim Türk dizilerinin dünyadaki başarısından hareketle Hintliler artık bizim dizilerimizi uyarlıyor. Bu çok sık rastlanan bir durum değil. Biz uyarlanan değil,uyarlayan taraftaydık. Malumunuz Osmanlı romancıları mesela Ahmet Mithat Efendi de Fransa’daki bir romanı Osmanlı toplumuna uyarlayarak yeniden kaleme alıyordu. Ama haberin uyarlanması sanırım bir ilk. İşte bütün bunları disiplinler arası çalışan ünlü bilim insanı Ahmet Kebir ile konuşacağız.

-Hoş geldiniz hocam. Şeref verdiniz.

-Estağfurullah, o şeref bize ait. Siz sorunuzu sormadan müsaadenizle ben hemen kitabın ortasından başlayayım. Ahmet Mithat Efendi dediniz. Ahmet Mithat Efendi çok fevkalade bir kalem. Maalesef Cumhuriyet döneminde değer kaybına uğratılıyor. Ama altın daima altındır. Üzerine toz toprak atıldı diye altın, altın olmaktan çıkmaz. Ahmet Mithat Efendi o kadar fevkalade bir kalem ki Fransa’da yayımlanan bir gazete haberinden yola çıkarak bir hikâye kaleme alıyor.

-Ne diyorsunuz! Haber Fransa’dan ama bizim yazarımız bunu metin haline getiriyor. Bu hikâye metninden haberdar mıyız?

-Elbette. Ahmet Mithat Efendi’nin Osmanlıca harflerle basılmış bütün eserleri Latin harflerine aktarıldı ve okuyucunun dikkatine sunuldu. Bahsi geçen metnin adı Şeytankaya Tılsımı.

-Bunun Fransa’da yayımlanan bir gazete haberine dayandığını nereden biliyoruz?

-Üstat kendisi söylüyor.

-O halde gazete haberinden yola çıkarak gerçekleri edebiyata taşımak eski bir gelenek diyebiliriz. Ama bir haberin aylarca konuşma mevzusu olması, yeni bir konu. Yanılıyor muyum?

-Mesele bir gerçeğin hikâyeleştirilmesi meselesi değil. Mesele o gerçeğin ne niyetle ve nasıl anlatıldığı. Nitekim bunu Şeytankaya Tılsımı’nda çok net bir şekilde takip edebiliriz. Ahmet Mithat Efendi büyü yapan kişilerin niyetlerini, insanları nasıl kandırdıklarını anlatıyor ve anlatıyı olumlu bir şekilde bitiriyor. Yani onun anlatısında eşeğin aklına karpuz kabuğu getirme niyeti değil, yaşanmışlıklardan ibret çıkarma anlayışı var. Ki bu anlayış da kaynağını dinî kıssalardan alıyor.

-Dinî kıssalar demişken... Bizimle henüz buluşmuşlar için özet verelim. Biz bu akşam “Botokslu Cenaze Kime Ait?” haberi üzerinden gidiyoruz. Yayınımızda ilk defa popüler, güncel bir konuyu ele aldığımız için daimî seyircilerimizin şaşırmış olabileceğini belirtelim. Programa henüz dahil olmuş seyircilerimiz için de bir bilgilendirme yapalım.

-Tarih boyunca olaylar aynıdır. Katil, hırsız, sapık. Değişen, bu olayların bir haberde, bir konuşmada ne niyetle ve nasıl ele alındığıdır. Bu ele alışın dönüm noktası gazetelerdir. İstenmeyen durumlar haberleştirildikçe bazı zayıf bünyelerde tahribat yapar. İntihar haberleri böyledir mesela.

-Biraz açar mısınız?

-Niyet, içeriği belirler. Daha doğrusu niyet, yani bir hikâyenin amacı o hikâyenin nasıl alımlanıp idrak edileceğini doğrudan etkiler. Haberlerin dili ibret çıkarmaya yönelik değildir.

-Evet tam da bu noktada haftalardır süren “Botokslu Cenaze Kime Ait?” haberleri ile ilgili olarak...

-Çok özür dilerim. Sizinle bu haberi konuşmak üzere anlaşmıştık. Ancak yolda gelirken Kahramanmaraş’ta emniyet müdürü bir babanın ruh hastası oğlunun sekiz öğrenciyi, bir öğretmeni katlettiği, 20 kişiyi yaraladığı haberini dinledim.

-Hocam. Hocam. Çok özür dilerim, biz bu kadar sıcak olayların üzerine gitmiyoruz. Bizim yayın ilkelerimiz açısından...

-Endişeye mahal yok. Sakin olunuz.

-Hocam takdir edersiniz ki yılların emeği var ve bir farkındalık oluşturmak üzere yedi yıldır ilkelerimize sadık kaldık. Şimdi…

-İlkelerinize sadakatiniz konusunda her türlü takdiri hak ediyorsunuz. Ben de ilkelerinizi nazara vermek üzere bu katliamın haberleştiriliş şekli üzerinden konuşalım istiyorum. Daha doğrusu gizlemek, saklamak, aşikâr etmek bahsini düşünelim. Eskiler “Kötüyü ortaya getirmeyin, muhakkak alıcısı çıkar” buyurmuşlar. Haberlerin veriliş şekline dikkatinizi çekerim...

-Yok hocam çekmeyelim. Lütfen.

-Bakınız beyefendi, katliamı yapan çocuk arkasında bıraktığı metinde ne diyor?

“Öyle bir şey yapacağım ki herkes benden bahsedecek.” Nitekim kendisi de 2014 yılında ABD’de katliam yapan bir kişiyi örnek almış. Onun fotoğrafını kendi hesabında profil resmi olarak kullanmış. Şimdi herkes bu haberi hiç filtresiz ve pornografik bir dil ile adeta katilin propagandasını yapar gibi...

-Hocam konuşarak biz de aynı şeyi yapmayalım.

-Sakin olursanız bizim aynı şeyi yapmadığımızı fark edeceksiniz. Kötü olanın ortaya getirilme yeri, biçimi üzerine...

-Bir reklam arasına gidiyoruz sayın seyirciler.

Reklam arası

-Hocam lütfen! Yayın masasından uyardılar. Sizinle böyle konuşmamıştık. Lütfen reklam arasından sonra “Botokslu Cenaze” haberleri üzerinden devam edelim.

-Öyle şey olur mu? Sözümü tamamlamadan reklama girdiniz. Teessüf ederim. Cümleyi tamamlamak gibi bir yükümlülüğümüz yok mu yani!

-Yok hocam. Seyirci reklam arasında başka kanalları zaplar, sosyal medya hesabına girer, haset edecek fesat edecek pek çok görüntüyle muhatap olur. Siz hiç endişe etmeyin lütfen. Reklamlar bittikten sonra kaldığımız yerden devam ediyormuş gibi “Botokslu Cenaze” üzerinden analizlerinizi yapın lütfen.

-Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı. Başladığım cümleyi tavana asıp hiç başlamadığım cümle ile nasıl yoluma devam edebilirim? El insaf.

-Hocam yayının geometrisi, akışın frekansı diye bir şey var değil mi? Siz bu hafta çok elîm olaylar yaşandığı halde “Botokslu Cenaze haberleri hız kesmedi” diye devam edebilirsiniz.

-Durduk yere...

-Hocam malumunuz, yayından bazı bölümler 5-7 dakikalık vidolar olarak dolaşıma girecek. Dolayısıyla kimse bir gariplik olduğunu düşünmez.

-Neyse ki bir gariplik olduğunu kabul ettiniz sonunda.

-O taraftan bakınca görünen şeyde bir tuhaflık olduğu düşünülebilir. Bu taraftan bakınca her şey son derece normal. Unutmayın hocam, sadece “Botokslu Cenaze Kime Ait?” üzerine konuşacağız. Yayına giriyoruz. Buyurun...

#çocuk
#genç
#suç
#saldırı
#okul