
Dün gazetelerin manşeti "ilklerin bayramı" diye atıldı.
(İlklerin bayramına bendeniz de kendi çapımda bir katkı sunuyorum. Bu yazıyı ilk defa Yeni Şafak Ankara bürosundan yazıyorum. Ankara bürosunun sıcak samimi atmosferi beni uçağa binmeden okumakta olduğunuz yazıyı yazmaya örgütledi.)
Cumhuriyet"in 89. yılı kutlamalarında pek çok ilk bir araya geldi. First Leydi"lerimizin Çankaya buluşması, güler yüzleri ve gece boyunca bütün misafirlerle tek tek ilgilenmeleri; evlerin ve kutlamaların sahibinin esas hanımlar olduğunun ispatı idi.
Askerlerin ve BDP"li milletvekillerinin katılımıyla, 10 yıllık bir gecikme nihayete erdi ve Cumhuriyet Bayramı kutlamaları mevsim normallerine geri dönmüş oldu.
Diyeceksiniz ki, CHP"nin yasaklı Ankara kutlamasını niye parantez içine alıyorsun?
Parantez içine almıyorum. Önce normal olanlardan başlayıp daha sonra meseleyi "alternatif" kavramı üzerinden görmeye çalışacağım.
Önce şunun tespit etmemiz gerekiyor: Alternatif kelimesi bireysel bir kelimedir. Kamusal bir seçenek olarak ortaya konulduğunda nötr bir seçenek olmaktan çıkarak baskı aracına dönüşür. Tıpkı ordunun alternatif 29 Ekim kutlamalarında olduğu gibi.
Ya da CHP"nin Çankaya resepsiyonunu boykot edip alternatif kutlama olarak Anıtkabir yürüyüşünü inşa etme telaşında görüldüğü gibi.
Burada verilen mesaj; onların yaptığı kutlama, bayram kutlaması değil esas bizim yaptığımız bayram kutlamasıdır.
Bu anlayış bayramın ruhuna aykırı. Bayramlar muhabbeti yenilemek, birlik beraberlik ruhunu tazelemek için vardır. Bayramı, onların ki bayram değil esas bizimkisi bayramdır anlayışı üzerinden kutlamaya kalktığınızda yaptığınız bayram kutlaması değil başarısızlığa mahkûm bir propaganda çalışmasıdır.
CHP"nin 89. yıl kutlaması başarısız mıdır? Hayır! Ama bu başarıyı kendilerine değil, "en bayram bizim bayram" yürüyüşünü yasaklayan Ankara Valisi"ne borçlular.
Genelde Türkiye toplumu, özelde siyasiler çocuk ve ergen psikolojisini henüz atlatamadı. Cumhuriyet"in 89. yılına rağmen bağışıklık sistemi zayıf bir demokrasiye sahip olmamızın sebebi; kimliğimizi yasaklar üzerinden, yasaklara rağmen inşa etmemizden kaynaklanıyor. Zamanın ruhu ile uyuşması mümkün olmayan kurallar ve yasaklar yüzünden grupların ve bireylerin kendi varlıklarını, aidiyetlerini idrak etmeleri imkânsız halel geliyor.
Başlığa gelince… Herkesin bayramı kendine. Post modern dünyada bundan daha doğal bir şey olamaz. Seçeneklerin, tercihlerin baş döndürücü bir hızla arttığı bir zamanı yaşıyoruz. Ruhunu muhafaza etmek şartıyla, herkes kendi bayramını bayram adabına uygun olmak şartıyla istediği gibi kutlayabilir. Dinî bayramları nasıl komşumuza nispet olsun diye yapmıyor isek, milli bayramları da kendi kimliğimizi inşa etmek başkalarının kimliğini "sakıncalı" hale getirmek amacıyla kullanmamız gerekiyor.
Başbakanımızın işaret ettiği nokta tam da bu : "Yürüyüşe izin verilmemesi söz konusu değil. Biz bir hukuk devletinde yaşıyoruz. Sekiz ayrı noktada Ankara"da kutlama yapılıyor. Bunların hiçbirini kabul etmiyor. Ulus"ta toplanıp Anıtkabir"e yürüyeceğiz diyor."
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.