Hukuk mu istiyoruz adalet mi?

00:0019/02/2010, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Yazının doğru bir noktadan okunabilmesi için, önce ana fikrini peşin peşin sunalım. Adaletin hukuk yoluyla tescil edilmesini istiyoruz. İstemeliyiz.Çünkü hukuk her zaman adil olmayabilir. Lakin toplumsal anlaşma gereği hukuka saygılı olmalıyız. Hukuka saygımızın devam edebilmesi için, hukuk adamlarının, hukukun adalete uygun olup olmadığını denetlemeleri gerekiyor. Hukuk adamlarının hukuku denetleme hakkının olmadığı, hukukun eleştirilmezliği hükmünün toplumsal hayatın her alanını daralttığı bir

Yazının doğru bir noktadan okunabilmesi için, önce ana fikrini peşin peşin sunalım. Adaletin hukuk yoluyla tescil edilmesini istiyoruz. İstemeliyiz.

Çünkü hukuk her zaman adil olmayabilir. Lakin toplumsal anlaşma gereği hukuka saygılı olmalıyız. Hukuka saygımızın devam edebilmesi için, hukuk adamlarının, hukukun adalete uygun olup olmadığını denetlemeleri gerekiyor. Hukuk adamlarının hukuku denetleme hakkının olmadığı, hukukun eleştirilmezliği hükmünün toplumsal hayatın her alanını daralttığı bir zamanda yaşıyoruz. Ve bu yaşadıklarımız modern dünyanın ruhu ile uyuşmuyor.

Daha önce de yazdım. Milletleri millet yapan motifler farklıdır. Bu motif Fransız''da vatan, Alman''da ırk, İngiliz''de dildir.Türklerin kurduğu bütün devletlerde temel motif adalettir.Kulaktan kulağa aktardığımız hikayelerin önemli bir kısmı Padişahın bile şeriat (laikçiler için hemen izahta bulunalım şeriattan kast edilen kanundur) karşısında boynunun kıldan ince oluşunu anlatmaya yöneliktir.Kadıköy''e adını veren Hızır Kadı''nın hikayesini hatırlayınız lütfen.Fatih Sultan Mehmed''i dava eden Yahudi''yi dinledikten sonra, Padişahı cezalandırmaya kalkan Kadı''nın adaleti karşısında, davacı Yahudi''nin Müslüman oluşu ile biten hikayeyi kast ediyorum.

Anayasanın sivilleşememesi bizi uçuruma sürükleyen en baş mesele. Adaletsiz işler oluyor ve adaletin koruyucuları uygulanmakta olan kanunları değişmez yasalar olarak korumaya çalışıyorlar. Toplum bünyesine uymayan yasalar “şiddet”li bir şekilde korunmaya kalkılınca, bu defa hukukun arkasından dolaşmak gündeme geliyor.

“Hukukun arkasından dolaşmak” toplumsal mutabakatı yok edecek bir durum. Fakat diğer taraftan hukuk “katsayı mağduru” bir gençlik inşa etmeye devam ediyor toplumun diğer kesimleri susuyor ise, toplumsal mutabakatı ciddiye almayanların bir arada yaşamaya değil, gettolarda yaşamaya meyilli olduğu sonucu çıkıyor ortaya.

Bir zamanlar bir slogan vardı. Susma sustukça sıra sana gelecek. Başımıza daha kötü şeyler gelmeden, doğru yerde doğru konuşmayı kendimiz için değil, bizden en uzakta duran için istemeyi başarabilmeliyiz

Kendimize demokrat olmaktan vazgeçelim. Her vesile ile modernliği önceleyenlerin, kendilerini “modern Türkiye”nin yüzü” olarak kabul edenlerin, öncelikle birey haklarını savunmaları gerekiyor.

Kendimizi özne, toplumdaki diğer bireyleri nesne, ya da en iyi ihtimalle toplu resmin seçilmeyen yüzü olarak görmekten vaz geçmemiz gerekiyor.

Dikkat ederseniz “Biz” diyorum. Söylediğimiz her sözü “Biz” olarak söylemeliyiz.

Türkiye Çarşamba gününden beri Savcılara kilitlendi. Herkesin kafası bir daha karıştı. Kurumların direkleri çatırdıyor. Bu çatırtının içinde taraf olmaktan korkmalıyız. Her birimizin adalete ihtiyacı var. Hepimiz sadece adaletin tarafında olmalıyız.

Her yara sarılır. Adalet yara alırsa bütün merhemler ilelebet biter Adalet anlayışımız yara alırsa sadece bu gün değil, yarınlarda kangren kalacak.