
Eski zamanın birinde insanlar lâyık oldukları “yöneticiyi” bulmanın derdine düşerler. Ahlâk ile siyaset henüz birbirinden boşandırılmadığı için en ahlâklı, en bilgili, en dürüst kişinin kendilerini en iyi şekilde yöneteceğine karar verirler. Bu özelliklerin tamamını kendinde toplayan bir kişi vardır. Aralarından bir sözcü seçerek bu zata elçi gönderirler.
Elçi, muhteremin huzuruna varır, “Böyle iken böyle” der, “Bu ülkede herkesin fikir birliği ettiği tek isim sensin. Tahtın seni bekliyor.”
Muhterem, “Hele bir istişare edeyim” di-yerek izin ister. Bir müddet sonra yeniden elçinin yanına vardığında ise “İzin çıkmadı” der. Elçi şaşırır, “Nasıl olur efendim. Bir yere gitmediniz ki af buyurun?”
Muhterem, “Helaya gittim” der. “Oradakiler bana dediler ki, sakın insanların içine girme. Biz dahi insanların içine girmeden önce türlü türlü yiyeceklerdik. Bak bir defa insanların içine girdik-çıktık, şimdi yüzümüze bakan bile yok.”
Yukarıdaki hikâyeyi belki de yüzünüzü buruşturarak okudunuz. “Ne var bunu yazacak” diyenleriniz bile çıkmış olabilir. Ancak hafızamda kayıtlı bu hikâye, kültürümüzün siyaset ve iktidara bakışını hülasa ettiği için kayıtlı idi. Canetti''nin o satırlarına rastlayınca bu hikâyeyi hatırladım ve sizinle paylaşmak istedim tekrar. Canetti bilgenin ifadesini, sosyolojinin diline bakın nasıl çevirmiş: “Yabancı bir şey ele geçirilir, küçük parçalara bölünür, içe alınır ve özümlenir. İnsan yalnızca bu süreç sayesinde yaşar; bu süreç durursa ölür (…) Bütün bu aşamalardan geriye kalan dışkı, bütün kan dökücülüğümüzün izini taşır. Onun sayesinde neyi öldürdüğümüzü biliriz. Dışkı aleyhimizdeki bütün delillerin sıkıştırılmış toplamıdır.”
Canetti bize iktidarın ne kadar parçalayıcı ve sindirici olduğunu anlatırken, bilge iktidarın istenmeyen bir duruma evriliverişine dikkat çekiyor. Bu noktada zihniniz hızlıca Osmanlı padişahlarına hatırlatılan “Padişahım, senden büyük Allah var” sözü ile bu gün yerli yersiz/nurlu-nursuz herkese armağan edilen, “en büyük sensin” sloganı arasında gidip gelsin. Ve Tayyip Erdoğan''ın kendisine baba diye hitap eden seçmene “Ben sadece çocuklarımın babasıyım, sizin ise hizmetkârınızım” ifadesinde bir müddet mola versin.
Canetti''den yüzlerce yıl önce bir hikâye üzerinden kurulmuş iktidar-dışkı ilişkisi zihnimizin kodlarını vermesi ve “Biz kimiz?” sorusuna cevap bulunması noktasından önemli. Son günlerin haber diline, zihinde kayıtlı bu hikâye eşlik ettiğinde; her şeyin nasıl bölünüp/parçalanıp/imha edilip sindirilebildiği daha belirgin olarak kendini gösteriyor.
İçinde yaşarken “zamanın ruhu”nu kavramak hemen hemen imkânsızdır. Bu imkânsızlık ile başa çıkabilen çoğu defa filozofların öngörüsü ve sanatçı sezgisi olmuştur.
Sıradan insanlar sadece kendisine gösterileni “görür”.
Tekrar tekrar gösterilen her kare için “neden şimdi” ve neden bunca tekrar sorusu ısrarla sorulmalıdır. Bu sorulara cevap aramaya çalıştığımız sürece basiret ve sağduyu bizi terk etmeyecektir.
İktidar ve dışkı ilişkisini hiç unutmayın. Danışacağı mevzuyu helaya gidip danışan bilgenin hâlini de.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.