
Bir köyün yazılmamış kısa tarihinde geçen hafta lakaplarla başlamıştık. Bu hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz. Lakap üzerine koca bir kitap yazmak mümkün iken; bendeniz sizleri sıkmamak için, durumu daha derli toplu bir hale getirebilmek gayesiyle, katgorik ayrımlara müracaat edeceğim. Yoksa bu hafta da bu lakap işini bitiremeyiz.
Askeri lakaplar:
Hüseyin Çavuş, Memet Çavuş, Hasan Çavuş.
Kişinin renginden dolayı verilen lakaplar:
Kara Ahmet, Sarı dayı, sarı Gelin, Kara memiş, Sarı Mehmet.
Kişinin yürüyüş şeklinden dolayı verilen lakaplar:
Yılık (genetik bir ayak bozukluğundan dolayı ayakların ikisi de dışa dönüktür),
Badi (düztabanlıktan dolayı hızlı yürüyemediği için.
Bacak Osman: Anadolu''da en fazla rastlanan lakaplardandır. Özellikle boyu kısa olan erkeklerin isminden önce bacak lakabı gelir.
Kadın lakapları:
Biybi fadime, kör kız, malak Ayşe, Eski kızı, küflü Nasife, Deli Kezban.
Kişinin yaşamış olduğu olaydan sonra verilen lakaplar:
Danacı Ahmet: Adamcağız bahçesini talan eden danayı dışarı çıkartmak için bir taş atmış o ne atış olmalı ki danacık olduğu yere yığılıvermiş. Fakat adamın kolunun kuvvetini değil de öldürdüğü danayı dikkate alan köyün ortak aklı ona ne hikmetse danacı lakabını uygun görmüş. Bendeniz bu yazıyı kaleme alana kadar adamın bir zamanlar dana alıp sattığı için lakabının danacı olduğunu zannediyordum.
Mandafon Ali: Kredi ile ilk montafon ineği alan Ali''nin sarı benzinin, almış olduğu inek ile ne kadar çok benzeştiğini farkedenler lakapsız Ali''yi lakaplandırarak, montafon ile onun sarı benzini ebedileştirdiklerini düşünmüş olmalılar.
Kedi Ömer: Binmiş olduğu traktör uçuruma doğru yol alırken Ömer adlı bu şahıs çevik bir şekilde altından geçtikleri ağaca tutunarak kazazede olmaktan kurtulmuştur. Yani kedi olmayı adam resmen bileğinin ve bacaklarının çevikliğiyle hak etmiştir. O bakımdan kendisini Kedi diye tanıtmaktan pek gurur duyar.
Köy halkı lakap koyarken ne kişinin hastalığını es geçer ne genetik bozukluğunu ne yaşmış olduğu herhangi bir olayı. Lakapların konuluşu ve hatırlanışı bile durağan geçen bir hayatı hareketlendirmeye yönelik olduğu kadar yaşanmış bir olayın ya da fark edilmiş bir ayrıntının ortak hafızada unutulmazlığını pekiştirmek üzere bir fonksiyon da icra eder.
Konulmuş olan her lakap köy halkının dikkatini, zekasını ortaya koyar aynı zamanda. Mesela astımdan dolayı soluk alıp vermekte güçlük çeken bir kişiyi çöl diye isimlendirmek. Ya da askerde almış olduğu bir disiplini terk etmeyerek her gün hiç atlamadan ve bıkmadan traş olmaya devam eden adamı köse diye adlandırmak. Köse adeta Yakup Kadri''nin Yaban''ından fırlamış gibi onca telaşın içinde her sabah ilk iş olarak traş olmaya devam eder. Sanki bu köyün kirli sakallarından farklılaşmak içindir her sabah ustura muhabbeti.. Ama ortak akıl farklılığa ancak kendisinin onaylayacağı bir tonda müsade eder. Bu bakımdan her gün traş olan birini köse diye lakaplandırmak farklılığın nasıl tersine çevrilmiş olduğuna iyi bir örnektir.
Bazı kişiler kendi başlarına bir lakap taşımazlar. Sülalelerinin ismi lakap olarak isimlerinin başında anılır.. Bu bakımdan en tipik olan sülale ismi Şeytanlalar sülalesidir. Beslenme bozukluğundan dolayı ailenin bütün fertleri gözle görülmeyecek kadar zayıf ve yüz hatları iyi çıkmamış bir fotokopi kadar siliktir. Bu bakımdan lakapları şeytandır. Şeytanlık burada zekilik manasında kullanılmış olmayıp, eciş bücüşlük manasına gelmektedir. Ne var ki bu sülalenin fertleri İstanbul''a göçtükten sonra bu defa bir hayli fazla kilo alarak lakaplarına ihanet etmişlerdir.
Lakapları burada keserek haftaya isimlerin tarihinden bahsedelim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.