
Cuma günü şehirden gelen gelini ile ilk karşılaşmasında, köylü kayınpederin "Buncağızın hamurlukları ile çamurlukları pek zayıf" sözünü aktarmıştım.
Tarım toplumları için kadınların hamurlukları ile çamurlukları önemlidir. Hamurluk eller, çamurluk ayaklar.
Tarım toplumunda makbul kadın güçlü kuvvetli olandır. Ellerinin üstüne iki nohut koysan saklanırdı cümlesinde ifadesini bulan enine boyuna muhkemlikten beslenen bir güzellik anlayışı vardır.
(Merhum büyükannem elin üstünde saklanan nohut benzetmesini eltisinin güzelliğini anlatmak için kullanırdı. Kendi elleri aristokrat ellerine benzerdi. İnce uzun kalem gibi parmakları vardı çünkü.)
Enine boyuna güzellikten kast edilen, kof bir şişmanlık değil kas gücüdür.
Biz her ne kadar Devlet ismini, MHP Genel Başkanı"nın ismi üzerinden erkek ismi olarak tekrarlasak da Anadolu"da kızlarına Devlet ismi koyanlara rastlamak mümkün. Mesela ilkokulda adı Kumaş olan arkadaşımın annesinin adı Devlet idi. Kas gücü erkeğin gücüne denk, özü sözü bir kadınlara devlet gibi kadın iltifatının zihniyet olarak tekabül ettiği yer kas gücüne dayalı iş bölümüdür. Kızına Devlet adını koyan ebeveyn ihtimal güçlü kuvvetli bir kızının olması için ismini dua niyetine tekrarlamayı murat edinmiştir.
El kapısına vereceği kızın gücünden kuvvetinden istifade edemeyeceğine göre kızın güçlü kuvvetli olmasının ne önemi var diye düşünebilirsiniz?
O zaman size ağırlığınca altın dökmek deyiminin ruh bulduğu başlık parasını hatırlatmak isterim.
1980"lere kadar başlık parası Anadolu"nun pek çok yerinde varlığını sürdürmeye devam ediyordu. Ağırlığınca altın tabiri eli yüzü düzgün güçlü kuvvetli kızlara olan talebi dile getiren, bu talebe karşılık kız babasının kızına olabildiğince yüksek "değer" biçmesini anlatan bir deyim.
Başlık parasının kaldırılmasında TRT"li yılların eğitici programlarının etkisinin azımsanmayacak bir önemi olduğunu düşünüyorum. Şükran Güngör ile Kenter kardeşlerin birlikte kotardığı didaktik tiyatrolar ve gezelim görelim konseptli programların ana temalarından birisi başlık idi.
Şimdilerde ruhumuza zehir niyetine yazılmış her güne üç ölçek "bugün de erkekler bir kadını daha öldürdü" haberleri, o yıllarda pozitif rol verici bir mahiyete sahip olarak başlık parasını kaldıran "aydın köy muhtarlarına" odaklanmıştı. O yıllarda haftada en az bir kere filan köyün muhtarı ve köy azası feşmekan köyde başlığı kaldırdı haberine rastlardık.
1970"li yıllarda kadınların bilinçlenmesinde etkin bir rol üstlenmiş radyo programı "Kadının Dünyası"; her vesile ile konuyu işler bazen başlık parası kazanmak için İstanbul"a giden ve bir daha kendisinden haber alınamayan nişanlı için yakılmış "Yarim İstanbul"u mesken mi tuttun/ gördün güzelleri beni unuttun " türküsünü bazen de Tanju Okan"ın başlık parası "aranjma"nını dinletirdi:
Sanki garip kuş gibi oy/Ayrılmışım yuvadan oy/Sanki poyraz kış gibi soğumuşum sıladan oy oy/Başlık ister kız babası/Toplumun yüz karası/Olmaz olsun şu fakirlik/Bulamadım başlık parası/Gurbetteyim ben bu yüzden/Ne soran var ne de bilen/ Nasıl verirsin kızını mutlu olur mu demeden?
O yıllarda TRT"nin etkisi ile başlık meselesinin sadece bize ait olduğunu zanneder biz neden böyleyiz sorusuna cevap bulamıyor olmanın sıkıntısını yaşardım.
Sonra bir gün İslam Felsefesi Tarihi"de konu nasıl olduysa Batılı kadınların evlenmek için kocalarına vermekle yükümlü olduğu drahomaya geldi. Adını hatırlamakta güçlük çektiğim bir arkadaşımız Hocam dedi, o zaman Çingeneler oldukça Batılı. Çingene kızları evlenmek için erkeklere başlık ödüyor çünkü.
Toparlayacak olursak sadece bizde değil bütün tarım toplumlarında eş seçerken, aileler oğullarına gelin alırken hayatın yükünü çekecek güçte olmasına dikkat ederdi. Hayatın yükünü çekmek çok çocuk sahibi olmak ve erkekten daha fazla çalışma kapasitesine sahip olmak anlamına geliyordu.
Evlilik bütün kültürlerde hayatı paylaşmak anlamına geliyor.
Hayat değiştikçe hayatı paylaşma biçimleri de değişiyor.
Sorun şu: Muhafazakârlar hayatın ve evin içindeki onca dijital alet edevata rağmen tekno-toplum gerçeğinden kadınları ve çocukları uzak tutabileceklerini zannediyor. Sadece kendilerinin bugünü içselleştirerek yarına yürüyebileceğine, kadınların ve çocukların korunaklı ve muhkem "dün"de kalması gerektiğine inanıyor.
Pardon, "dün"ün o kadar korunaklı olduğunu üst sınıfın konforunu alt sınıf bireyleri için kes yapıştır yaparak anakronik bir şekilde ortaya koyduğunuzu ne zaman göreceksiniz?
Son olarak gençleri heba eden başlık meselesi bu gün kalkmış gibi görünüyor. Gibi dedim. Ebeveyne verilen başlık bedelinin yerini tüketim nesnelerine adanmış borç senetleri almış durumda.
Kadının güzelliği mi demiştik? Güzellik anlayışı ile ekonomi arasındaki bağı yakalamanıza katkı sunduğumu zannediyorum. Yanılıyor muyum?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.