"Kadının hamurlukları ile çamurlukları…"

00:0015/02/2013, Cuma
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

I-1980"lerin sonu idi. İskender Paşa Cemaati birbirinden etkileyici üç dergi çıkarıyordu: İslam, İlim ve Sanat, Kadın ve Aile.Dergilerin abone sayısı mükemmeldi. Yanlış hatırlamıyorsam Kadın ve Aile dergisinin abone sayısı elli binin üzerinde idi. Bu rakam Avrupa medyasının bile dikkatini çekiyor, derginin yönetimi ile bu konuda söyleşi talepleri oluyordu.Kadın ve Aile dergisinin çalışma mekanı ev gibi idi. Gibisi fazla. İki katlı bir ev idi.İslam dergisinde çok etkili yazılar yazmakta olan bir

I-

1980"lerin sonu idi. İskender Paşa Cemaati birbirinden etkileyici üç dergi çıkarıyordu: İslam, İlim ve Sanat, Kadın ve Aile.

Dergilerin abone sayısı mükemmeldi. Yanlış hatırlamıyorsam Kadın ve Aile dergisinin abone sayısı elli binin üzerinde idi. Bu rakam Avrupa medyasının bile dikkatini çekiyor, derginin yönetimi ile bu konuda söyleşi talepleri oluyordu.

Kadın ve Aile dergisinin çalışma mekanı ev gibi idi. Gibisi fazla. İki katlı bir ev idi.

İslam dergisinde çok etkili yazılar yazmakta olan bir yazarın eşi sık sık dergiye ziyarete gelir sohbet ederdik. Bölgeler arası kültür farkı üzerinde yoğunlaştığım için farklı bölgelerden evlenmiş kişilerin evlilikleri üzerinden hikâye biriktirmek gibi bir anlayışım vardı. Kadının hamurlukları ile çamurlukları tabiri o günlerden armağan.

Bölgeleri yanlış hatırlıyor olabilirim. Kuzeyden bir genç kız ile Güneydoğu"dan Maraş"tan bir delikanlı evleniyor. Onları buluşturan nokta Efendimiz"in sünnetini yaşayacakları bir aile ortamı. Birbirlerini görmüyorlar bile. Ama birbirleri hakkında en yakın arkadaşlarının izlenimlerine sahipler. Kız takvalı güzel Kur"an okuyan bir delikanlı ile evlenmek istiyor, erkek güzel ahlaklı şefkatli bir genç kız ile.

Düğünleri ailelerinin onaylamayacağı kadar sade oluyor.

Nereden nereye değil mi? Seksenlerin Türkiye"sinde aileler bu kadar sadeliğe karşı oldukları için çoğu defa düğünler arkadaşlar arasında gerçekleşen bir tören olurdu. Tören dediysem kız emaneten bir gelinlik giyer, camide bir pilav üstü tavuk ve kompostodan oluşan velime yemeği olurdu.

Ne diyordum… Kuzeyli çiçeği burnunda gelin, yaşlı olduğu için düğün törenine gelmeyen kayınpederinin elini öpmek üzere Maraş"ın köyüne gidiyor. Kayınpeder gelin hanıma şöyle bir bakıyor "Buncağızın hamurlukları ile çamurlukları pek zayıf" diyor.

II-

Yukarda okumuş olduğunuz hikâyeyi aile -evlilik analizi yapmak için anlattım.

Değişik vesilelerle henüz kırkı çıkmadan boşanan gençlerin hikâyesine tanık oluyoruz.

Muhafazakâr şikâyet ve muhafazakâr yargı, boşanmaları suçlama kategorisi içinde tutmayı tercih ediyor. Kimi suçluyor? Kadınları. Ya gelin suçlanıyor ya da gelinin annesi. Elbette bireysel özelliklerin evlilikte önemli bir etkisi vardır. Fakat bireysel özelliklere bakarak toplumsal dokuyu bu kadar bozan boşanma rakamlarını analiz edemeyiz.

Önce şu konuda anlaşalım: Boşanmaların yoğunluğu küresel bir gerçek olarak ortaya çıktığına göre, kişilere odaklanmaktan ziyade değişen zihniyet örgüleri ve toplumsal yapı üzerinden gidelim.

Tasvirimizi doğru yapabilmek için tarım toplumlarında, sanayi toplumunda ve hizmet/bilgi toplumunda evlenilecek kızın özellikleri aranırken nelere dikkat ediliyor oradan başlayalım.

Ya da en iyisi şimdi başlamayalım. Aşk ve evlilik ne zaman bir tamlamanın iki elemanı oldu, bu konuya pazartesi günü girelim.

Ama siz bu arada ev ödevi olarak şunu düşünürseniz sevinirim: Bekârlar evlenecekleri kişide, ebeveynler gelin ve damat adaylarında ne arıyor?

Güzel ahlak diyeceksiniz muhtemelen. Peki o halde güzel ahlak nedir?