Kadınların çalışması meselesine okuyucu mektupları

00:0023/03/2012, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Kadınların çalışması meselesi Meşrutiyet''ten günümüze yanlış sorulara, doğru cevapları bulmak endişesinin hakim olduğu bir atmosferde tartışılmaya devam ediyor. Oysa yanlış soruların doğru cevabı olmaz.Tanzimat ile birlikte, Batılıların İslamiyet''in kadınları ezdiği iddiasına karşılık İslam''ın kadınları ezmediğini ispat etmek Osmanlı aydınlarının en temel meselesi haline geldi. Batılılar aynı tezleri bu defa gelişmişlik ölçeği üzerinden ortaya koyuyor. Batı dışı toplumlar, Batı''nın gelişmişlik

Kadınların çalışması meselesi Meşrutiyet''ten günümüze yanlış sorulara, doğru cevapları bulmak endişesinin hakim olduğu bir atmosferde tartışılmaya devam ediyor. Oysa yanlış soruların doğru cevabı olmaz.

Tanzimat ile birlikte, Batılıların İslamiyet''in kadınları ezdiği iddiasına karşılık İslam''ın kadınları ezmediğini ispat etmek Osmanlı aydınlarının en temel meselesi haline geldi. Batılılar aynı tezleri bu defa gelişmişlik ölçeği üzerinden ortaya koyuyor. Batı dışı toplumlar, Batı''nın gelişmişlik rakamlarına sahip olmak için çınarın toprağını, nehrin yatağını değiştirme mesaisine devam ediyor. Velhasıl, Batılı kadınların sahip olduğu hak ve hukukun bizde “zaten” olduğu tezi; 1980''lere kadar çok kuvvetli, günümüzde ise nispeten zayıflayan bir söylem üzerinden ifade edilmeye devam ediyor.

Konu sizlerin çok ilgisini çekti. Aşağıda sizlerden gelen iki mektubu dikkatinize sunacağım.

Ancak pazartesi gününe kadar size bir ev ödevi vermek istiyorum. Soru şu: Sanayi İnkılabı ile birlikte kölelik neden yasaklandı? Köleliğin yasaklanması ile birlikte neden çocuklar ve kadınlar ucuz iş gücü olarak devşirilmeye başlandı? Bu soruların cevabı zaman ve mekân idrakimizin nasıl değiştiği konusunda önemli ipuçları sunuyor.

Fatma hanım merhabalar, afiyettesinizdir inşallah.

kadınların çalışması hususunda önceki ve bugünkü yazınızı okudum. Meseleyi çok önemli bir köşesinden tuttuğunuz ve bu sayede çok hakkaniyetli olduğunuzu düşündüğümü bildirmek istedim. Çalışmayı, üretmek, insanin potansiyelini kuvveden fiile çıkarmak olarak tanımlamanız çok isabetli olmuş. Bunun sadece ekonomik saiklerle olmadığının vurgulanması çok önemliydi. Çünkü ekonomik nedenlerle çalışmanın aileyi -nedense-zayıflatacağı varsayılıyordu. Çalışmanın insanın varoluşuyla ilgili bir gereklilik olduğu, insan fıtratının buna göre ayarlandığını, dolayısıyla bunun psikolojik bir ihtiyaç olduğunun altını çizmek gerekiyor. Çünkü bu aileyi güçlendiren bir şey. Kadının kendini verimli, üretken, özgüvenli ve değerli hissettiği bir ailede huzur daha kolay sağlanıyor. Fıtratımızda mündemiç imkânlarla geliyoruz bu dünyaya. Bu imkânların heba edilmesi kadar büyük bir isyan olamaz diye düşünüyorum. Kadın-erkek hepimiz bunları arayıp bulmak ve inkişaf ettirmekle mükellefiz. Eğitim de bunun için var, çalışmak da bunun için gerekli. Neden sadece ekonomik özgürlük veçhesinden bakılıyor olaya. Velev ki öyle olsun buna ihtiyaç duymak bir eksiklik veya bir zaaf mıdır?

Meseleyi bu şekilde işaretlemeniz hem erkekler için hem de kadınlar için çok yol gösterici bence...

Allah razı olsun, eksik olmayın...

I.E./Ankara

İkinci mektubun sahibi uzun yıllardır çalışma hayatının içinde olan fakat mesai saatlerini ve mesai zamanını “ev zamanı” olarak yaşayan bir okuyucumdan geliyor. Önerileri ve tespitleri şöyle:

Merhaba Fatma Hanım,

“Kadınların çalışması ve zaman idraki” yazınızla çok önemli bir yarayı masaya yatırmışsınız. Geriye dönüşü sağlamak nasıl olur bilmem ama belki zihinlerde algılar değişebilir.

Tasvir diyorsunuz ya. Benim tasvirim şöyle

Çocuk doğurursam işimden olurum veya çocuğa kim bakacak diyenler. Eşime güvenmiyorum, bir gün beni ortada bırakırsa diyenler. Kocamın aldığı maaşı yettiremiyoruz diyenler vs.

Kadınların çalışması, ama mesai saatleri içinde ezilmemesi için yarım gün çalışma seçeneğinin olması çok önemli. Keşke hükümetin bu konuda bir çalışması olsa. Özel sektör ve devlette kadınlar için yarım gün seçenekleri sunulsa. Hanımlar günün yarısı evin işleriyle, diğer yarısı bir işle meşgul olsa. Hatta yarım gün mesai ücreti verilse bile sanıyorum çok talep olur.

Hanımlara uzaktan mesai ile evlerinde; evde ve elde yapılacak işler tespit edilerek pazarlamasının hayata geçirilmesi durumunda hanımlar hem maddi hem manevi açıdan rahatlayacaklar.

Özel iş yerleri 12 ve daha fazla saat kadınları çalıştırıyor. Kadının adeta canı çıkıyor. Bu kadın nasıl bir eş nasıl bir anne olabilir ki!

Çalışan kadın ve annelik daima sorunlu. Çalışıyorum diye birden fazla çocuk sahibi olmayı külfet sayanlar, ileriki yaşlarda aslında tek çocuğun külfetli olduğunu anlıyor.

Çalışan genç evliler de lütfen ebeveynlerinle iyi geçinsinler onlara yakın otursunlar, bu imkânı yoksa çocuklarını en yakınlarına (teyze, hala, komşu...) anlaşarak baktırsınlar.

Ev hanımları ve çalışan kadınlar, az tüketmenin sade yaşamanın bilincine sahip olabilse keşke. Bir yerde okumuştum. “Ürettiğinden daha az tüketenler melek sıfatında, ürettiğinden daha fazla tüketenler şeytan sıfatında” olurmuş.

Gönlümden geçenleri yazdım.

Saygı ve selamlarımı gönderiyorum. Allah''a emanet olun

R./Sakarya