Kadınların hikâyesi başkasının hikâyesidir!

00:003/06/2013, Pazartesi
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

Bana gençliğinizi anlatın dedi genç kız. Gençliğinizi bir masal, bir efsane gibi anlatın ama.Birbirlerine baktı odanın içinde neredeyse diz dize oturmuş olan beş kadın.Beşincisi henüz gelmişti ve ilk söz olarak Odan küçük gelmiş dedi eşyalarını göstermiyor.Saksısı burnunda yeni gelin müstehzi bir eda ile gülümsedi.Onun gülümseyişini annesi tevil etti. Burada oturmuyorlar zaten dedi. Çocukların ömrü çalışma odasında geçiyor.Evin en şık odası idi çalışma odası.Omuz omuza iki masa. Masaların üzerinde

Bana gençliğinizi anlatın dedi genç kız. Gençliğinizi bir masal, bir efsane gibi anlatın ama.

Birbirlerine baktı odanın içinde neredeyse diz dize oturmuş olan beş kadın.

Beşincisi henüz gelmişti ve ilk söz olarak Odan küçük gelmiş dedi eşyalarını göstermiyor.

Saksısı burnunda yeni gelin müstehzi bir eda ile gülümsedi.

Onun gülümseyişini annesi tevil etti. Burada oturmuyorlar zaten dedi. Çocukların ömrü çalışma odasında geçiyor.

Evin en şık odası idi çalışma odası.

Omuz omuza iki masa. Masaların üzerinde kaliteli masa lambaları. Lambaların sağında en son modelinden iki dizüstü bilgisayar. Duvarda mantar pano. Panoların üzerinde gelin hanımın notları, damat beyin dünyanın değişik mekanlarını temsil eden pos modern çizimlerden oluşturduğu mini sergi.

Gelinin kız kardeşi ablasını düğün tebriğine gelmiş olan "teyzeleri" rahat bırakmak istemedi.

Hadi ama taş devrinin taştan kadınları kale kapısı gibi bir hikaye bekliyorum sizden diye tekrarladı isteğini.

Hikaye onu anlayabileceklere anlatılır dedi, her daim muhalif, muhalif oluşu bayan itiraz nikisine dönüşmüş olan.

Geç bunları geç İtiraz teyze dedi kendisini fena halde geçmiş zaman efsanesine ayarlamış olan çiçeği burnunda gelin.

Ha dedi annesi. Zuhurat teyzen anlatsın.

Hiçbir konuda karar vermeyen her konuyu zuhurata tabi olacağız elbet diye nihayetlendiren Nihal Hanım"ın kod adı Zuhurat Teyze idi. Üçüncü evi Zuhurat Baba yatırının karşısında olunca isim ile cisim birbirine pek yakışmıştı.

Ne efsanesi be kızım diye söze başladı Zuhurat Teyze. Doğduk, büyüdük, öleceğiz işte. Efsane neymiş. Biz bilmeyiz efsane masal. Gelene teslim oluruz. Gelende hayır var der şükrederiz. Gidende hayır var der şükrederiz.

Hadi ama yemeyin beni dedi yeni gelinin delişmen kardeşi. Sizde ne hikâyeler vardır kim bilir!

Hikâye dediğin altı kat aşağıdan su taşımak, kömür taşımak ise çok elbette dedi Mert"ten erkek ismi oluyor da gayretten niye kadın ismi olmuyor dediği için adı Gayret teyzeye çıkmış olan.

Ha Gayret dedi Bayan İtiraz başladın sen yazmaya efsaneyi. Sen yaz biz altına imzamızı koyarız.

Kadınların hikâyesi dedi adı Gayret Teyze"ye çıkmış olan, Hep başkasının hikâyesidir.

Nazmiye Demirel"den arkaya bir hikâye kaldı mı ki bizim hikâyemiz olsun. Kaç ihtilâlden arta kalan kadındı. Arkasından en ziyade gül reçelimizdin bizim Nazmiye Hanım diyorlar.

Bir de dibi yanık pilavları.

Bizim hikâyemiz de bu kadardır işte. Üstelik biz annesi gibi baklava börek açamayan, ninesi kadar takvalı olamayan bir kuşağız.

Bizim hikâyemiz; kuşağımızın erkeklerinin dilinde slogan olarak başladı, şikâyet olarak nihayetleniyor işte.