Kadınların talihi ve tarihi

00:002/03/2007, Cuma
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

İdam olmayı bekleyen üç Iraklı kadının tarihi ve talihi kimin umurunda!!! İbrahim Karagül yazmamış olsaydı, onlar bize ne kadar yakın olacaktı!? Evet İbrahim Karagül Çarşamba günü son üç gün diye yazıyordu. Zina suçundan recm cezasına çarptırılan (aman yanlış anlamayın recm cezasını onaylıyor değilim) Nijeryalı kadını aylarca haber yapan "kadın hakları savunucuları"; Irak''ta zindanda bekleyen binlerce kadını "görmüyor" .Çünkü her zaman bazıları daha "kadın". Bazıları daha "insan".İşgale direnen

İdam olmayı bekleyen üç Iraklı kadının tarihi ve talihi kimin umurunda!!! İbrahim Karagül yazmamış olsaydı, onlar bize ne kadar yakın olacaktı!? Evet İbrahim Karagül Çarşamba günü son üç gün diye yazıyordu. Zina suçundan recm cezasına çarptırılan (aman yanlış anlamayın recm cezasını onaylıyor değilim) Nijeryalı kadını aylarca haber yapan "kadın hakları savunucuları"; Irak''ta zindanda bekleyen binlerce kadını "görmüyor" .Çünkü her zaman bazıları daha "kadın". Bazıları daha "insan".

İşgale direnen üç kadın, özgürlük sembolü olarak tarihe yazılacak mı? Bu, tarihi kimin yazdığına bağlı. Okuduğumuz tarih "muzaffer"lerin tarihi. Ya yenilenlerin tarihi? Yenilmiş olanlar nasıl yazıyor tarihi? Sorun şu ki, yenilmiş olanlar tarih yazamıyor. Çünkü "muzaffer olanlar", onların kendisi olmasına izin vermiyor. İbrahim Karagül''ün yazısının yayınlandığı tarihten bir gün önce 27 Şubat 2007''de Radikal gazetesinde şu haber yayınlandı:

"Kadın âlim çokmuş"

Oxford Üniversitesi İslam Çalışmaları Merkezi''nde araştırmalarını yürüten Sünni âlim Muhammed Ekrem Nadwi, İslam tarihinde kadının yeri konusunda bilinenleri altüst etti. Nadwi, "Muhtemelen 20-30 kişi bulurum" diye giriştiği biyografik sözlük için 8 bin Müslüman kadın bilgin saptadı.

''İbadetin en iyi yolu''

Nadwi''nin tek cilt tasarladığı sözlüğü, 40 cildi buldu. Kadınlar geçmişte hadis ve fıkıh öğretmenin, fetva vermenin yanı sıra, erkeklerle namaz da kılıyormuş. Şamlı yedinci yüzyıl âlimi Umm el Darda, "Allah''a her şekilde ibadete çalıştım, bilginlerle tartışmaktan iyi yol bulamadım" diyormuş."

Haberin dili dikkatinizi çekmiştir muhakkak. Artık Müslümanlar için ille de mezhep belirtiliyor: "Sünni âlim". Şimdilik "bölümlendirme" Sünni ve Şii üzerinden yapılıyor. Ama hazır olan yakında Sünniler de bölümlendirilecek Şafii, Hanefi, Maliki, Hambeli olarak. Haberin dili "mış" dili. Yani duyun da inanmayın demek isteniyor "mış" ile. Yani bilmiyoruz "öyle diyorlar". Sekiz bin rakamı inanılmaz bulunuyor "mış" ile. Neden? Çünkü Batı''nın teknolojik üstünlüğünü kabul ettiğimiz andan itibaren, Batı''nın makine gözüyle yani, kamera ile bakıyoruz kendimize. Ne demek kamera gözü? İnsan etrafına bütün olarak bakar. Bir mekâna girdiğinde mekânı bütün olarak görür. Oysa kamera, neyi "görmek" istiyorsa ona odaklanır. Tertemiz bir mekanı bir köşede gördüğünüz küçücük döküntüleri zumlayarak berbat bir yer olarak gösterebilirsiniz. Batı''nın yaptığı bu.

Batı kendisini yüce göstermek için, Batı dışı toplumları azaltmayı deniyor, 18. yüzyıldan beri. İslam kadınlarının ezilmişliği, onların tarihe özne olarak düşmemiş olması üzerinden temellendiriliyor. Ve bunu başarmak için, İslam dünyasını sorgulama hakkını elinde tutuyor. Onun sormuş olduğu sorulara, aşk ile cevap vermeye başladığımız anda, esasında yenilgiyi kabul etmiş oluyoruz.

Sekiz bin rakamını inanılmaz bulup, görüş almak isteyen muhabire, biz bilmediğimiz için yok olmuyor hiçbir şey dedim. Mesela 1862–1936 tarihleri arasında yaşamış olan Fatma Aliye Hanım''ın, yayınladığı kitaplar Batı dilerine çevrilmişti. Siz adını bile duymadınız oysa. Çünkü edebiyat tarihleri bir isim olarak bile bahsetmiyor. Oysa İslam coğrafyasının ilk romancısı Fatma Aliye Hanım, İslam kadınları vardı demek için Malumat gazetesinde 1899-1901 yılları arasında ünlü İslam kadınlarının hayat hikayesini kaleme almıştı. Fakat ne acıdır ki, ünlü İslam kadınlarının hayatını tefrika eden, dört roman yazmış Fatma Aliye Hanım, Türkiye Cumhuriyeti''nin edebiyat tarihlerinde yer almıyor.

Rakamları inanılmaz bulan Batı''ya mı şaşıracağız, yoksa "mış" üzerinden haber yapan Radikal gazetesine mi? Yoksa ilk yazar kadını edebiyat tarihlerine almayan "Türkiye gerçeği"ne mi? Bugün Türkiye''de edebiyatçılar bile 1936 vefat etmiş Fatma Aliye Hanım''ı bilmezken, yüzlerce yıl önceki kadın âlimlerin bilinmemesi onların yokluğu anlamına gelmiyor. Bu rakamları inanılmaz buluşumuz, sadece bize gösterileni görmemizle alakalı.

İşte şurada; seslensek duyulacak bir mesafede, Iraklı üç kadının idamı onaylanıyor da hiç bilmiyoruz. Oysa ne değmez kadınların ne berbat hayatları gözümüze haber diye sokulup, zihnimiz işgal ediliyor. Hepimizin yapacak bir şeyi muhakkak var. Wassan Talip, Zeynep Fadıl, Liqa Ömer için. Hadi ses verin!!! Hiçbir şey yapamıyorsanız bu üç kadının adını ezberleyin. Unutmayın ancak hafızamıza kaydedip kalbimizde taşıdığımız hayatlar bizim.

Kalbimizdeki hayatlar için İbrahim Karagül''ün yakıcı-sarsıcı kitabı Hesaplaşma Yüzyılı okunmayı bekliyor. Ortadoğu resmini doğru okumamızı sağlayan İbrahim Karagül''ün kitabı ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar çok kişiyle kalpten kalbe, akıldan akıla bağ kuracağız.

Bursa''ya selam

Bursa İmza Günleri''ni gelenekselleştirmek üzerinden gayretimiz devam ediyor. İstanbul''da imza günü yapmayan ben Bursa müdavimi mi oluyorum? Bursalı okuyucuları 4 Mart Pazar günü saat 15.00''te bekliyorum. Ama ne olur Bursa dışından gelmeye kalkmayın. Kahroluyorum. Geçen sene Kütahya''dan gelmiş okuyucuyu kalbimde taşımaktan yorgun düştüm zira.