
Akşam yavaş yavaş indi şehre. İlk deniz giyindi akşamlıklarını. Sesiz ve sakin.
Nadanslanmış tarla halini, gönüllü bir durgunluk aldı.
Önce deniz sustu.
Balıklar, yosunlar nasiplendi bu susuştan.
En dini bütün ihtiyarlardan evvel, deniz kuşandı vakti. Canlı cansız herşey ezana hazırladı kendini.
Kıpırtısız. Dingin.
Çocuk denizin ortasında portakal renkli gemiye dalıp gitmişken;
Bugün Peygamberimiz''in doğum günü dedi kadın.
Pasta mı alacağız diye sordu çocuk. Çikolatalı pastaların damağında kalmış tadıyla.
Hayır dedi kadın. Kendimizi bu mübarek geceye bırakacağız. Dua edeceğiz.
Denizi gösterdi çocuğa.
Çocuk güzel bir şey söylemiş olmak için belki; kendine on beden büyük gelen bir laf etti: Anne deniz ne güzel, bir resim gibi.
Resim ne ki dedi kadın. Dünya olmasaydı resim olur muydu? Peygamberimiz olmasaydı dünya olurmuydu?
Bu gece dünyanın da doğum gününü kutlayalım o zaman dedi çocuk.
Dünyanın da doğum gününü...
Kapının zili çaldı dünyanın doğum gününün üstüne.
Bir tabak helvayla çıka geldi komşunun çocuğu.
Peygamberimiz''in doğum günü diye mi bu helva dedi çocuk.
Evet dedi kadın. Sandalyenin üstünden hâlâ daha resim kadar güzel bulduğu denize bakan çocuğa.
Son hamuru da aldıktan sonra tavanın içinden; hadi en güzel kıyafetlerini giy dedi.
Yani beni en yakışıklı yapan kıyafetlerimi mi?
Evet dedi kadın.
Giyinirken şarkı da söyleyeyim mi?
Ne istersen dedi kadın.
İyi ki doğdun Peygamberimiz, iyi ki doğdun Peygamberimiz... Sesi mahalleden taşacak kadar gürdü.
Kadın radyodan salavat-ı şerife getiren bir istasyon buldu. Biz de böyle söylemeliyiz dedi sesinin en yumuşak tonunda.
Çocuk başını önüne eğdi; iyi ki doğdun Peygamberimiz sözünden mahcup.
Tekrarlamaya çalıştı radyodaki sesin arkasından. Olmadı.
Anne!. Ben susunca içimden bir ses dinlediğimin aynısını söylüyor biliyor musun?
Biliyorum. Kalbinin sesi dedi kadın.
Kalbimizin sesi ne güzel anne dedi çocuk. Kızarmış hamur tabağı elinde.
Ellerini de öp komşuların dedi kadın. Kandili şerifiniz mübarek olsun demeyi sakın unutma.
Yüzünde yedi veren gülleri tomurcuk tomurcuk; dolu bir tabakla geri geldi çocuk.
Komşuların her biri ayrı bir şey yapmıştı. Anne soframız ne kadar zengin. Bütün herkes Peygamberimiz''in doğum gününü mü kutluyor şimdi.
Evet bütün Müslümanlar dedi kadın.
Yani dünyanın en büyük doğum günü...
Bütün ışıkları kapatalım mı?
Kadın çocuğun kafasındaki imajları anlamıştı söndürülmek istenen ışıklarla.
Önce namaz kılalım, sonra tütsü de yakarız dedi.
Annesinin yanında eğildi doğruldu, eğildi doğruldu. Allah''a açılmış avuçları dakikalarca kapanmadı.
Elinde kağıt kalem birşeyler yazdı defterine. Annesinden sıkı sıkı saklamak istedi yazdıklarını. Tam ortadan bölünmüş sayfayı gördü kadın: Dua ettiklerim, dua etmediklerim.
Evin bütün ışıkları sönük, sadece caminin kandillerini seyrettiler ana oğul. Gecenin karanlığına amber tütsüsü halka halka yayıldı.
Anne dedi çocuk, hadi yine radyoyu açalım da abilerlerle birlikte benim kalbim de söylesin.
Beklediği salavat-ı şerife ve ilahilerdi.
İki salavat-ı şerife on iki reklam bir ilahi bin reklam.
...Ticaret, Mevlit Kandiliniz''i tebrik eder.
...Sanayi, kandilinizi tebrik eder.
...Basım yayım ve dağıtım şirketi, kandilinizi...
Başında beyaz takke elinde en iri taneli tesbihi çekerken yoruldum dedi çocuk. Ben değil kalbim.
Kalbimizi niye yoruyorlar anne!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.