
Kendime ve benim meşrebimden olanlara artık biz “dertli”ler diyeceğim. Dertliler her türlü siyasi gruba mensup olabilir. Onları birleştiren payda ne pahasına olursa olsun insan kalmaları. Olaylara ve insanlara “rövanşist” duygularla yaklaşmamaları.
Bir durumu değerlendirirken; eylemi yapan kişinin kimliğinden ziyade, eyleme odaklanmaları.
Ne gerek var böyle bir sıfata.
Var!
Çünkü coğrafyamızda her kavram fazlaca aşınmış ve muhtevasından çok kabuğunun ağırlığını taşıyor. (Bakınız hukuk, özgürlük, adalet, eğitim hakkı.)
Neden kendime dertli dediğimi daha doğrusu benimle aynı fikirleri paylaşan, sayıları hiç de azımsanmayacak bir meşrep için “dertli” sıfatını uygun gördüğümü söyleyeyim. Kapatma davasının her iki tarafa da hoş gelmiş olduğunu gazete manşetlerinden anlıyoruz. AKP''liler yüzde elliyi geçeceklerini söylüyor. Ulusalcılar, bir parti daha kapatılırken; bu kapatma işine verdikleri desteğin, kariyerlerine parıltılı bir zafer tacı olarak konacağını hesap ediyor.
Oysa biz fena halde muzdaripiz.
Neden?
Hayat bir defa daha, mevsim normallerinin üzerine çıkarıldığı için.
Bir defa daha, “ama adamlar ne yapabilir ki, elleri ayakları bağlı” söyleminin içine çekildiğimiz için.
Bir defa daha, kötü yönetilen “başörtüsü krizine esir edildiğimiz için.
Bir defa daha “körebe” oyununu, strateji sananların aymazlığına muhatap olduğumuz için.
Başörtüsü “anayasal düzenlemenin konusu” yapılmaya kalkıldığında, ta işin başında “türbanist ya da antitürbanist olmadan” diye başlıklar atıp yazılar kaleme almıştım. Çözüm sürecinin bir kez daha “düğüm” tuzağına dönüşmemesi için “türbanist” tavırların yanlışlığına dikkat çekip,sonra da susmuştum.
Herkes başörtüsü yazarken susmanın pek de “verimli” olmadığını bildiğim halde.
Ta başından beri her defasında içinize sinmeyen her durumu “başörtüsüne özgürlük” üzerinden sindirmeye kalkmayın demiştim.
Her konu ile, her durum ile kendi içinde hesaplaşmayı göze almak zorundayız.
Bu defa buradan başlayalım.
Partinin kapatılmasını elbette istemeyiz.
Ve elbette bütün bunlar neden benim ülkemde cereyan ediyor diyerek, olmakta olanların acısını ta kalbimizde hissetmeye devam ederiz.
Ama bu defa gelen vurdu giden vurdu biz bari vurmayalım demeyelim.
Çünkü bizim görevimiz vurmak değil zaten.
Ama razı olmadığımız durumları parantez içine almaktan vaz geçelim.
Daha iyi yönetilmek için, varlığımızı hissettirmek için, bu defa ses verelim.
Kapatılan, partiler değil çünkü.
Kapatılan her parti, aynı arsanın sınırları içinde “müştemilat”ını yapmaya devam ediyor.
Her defasında kapatılan bizim kalbimiz!
İdrakimiz!
Adalet anlayışımız!
Bu defa kapatmayalım.
Sesimizi yalıtmaya kalkmayalım.
Ses verelim derken meydanlara toplanmayı kast etmiyorum.
Protesto eylemleri filan değil niyetim.
Kendimizle sahiden yüzleşelim.
Seküler kesim Türkiye''nin “muhafazakârlaştığını” iddia ediyor.
Biz kendi “muhafazakârlığımızın”, yoz rengine odaklanalım. Adabı muaşeret kurallarını ihlal eden “edeb”imize bakalım.
Edebin terk edildiği yerde, tesettür neyi başarabilir ki!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.