Kazan masalı

00:0022/02/2008, Cuma
G: 2/09/2019, Pazartesi
Fatma Barbarosoğlu

Madem öyle. Gelin böyle. Provokasyon kazanı masalı anlatalım size şöyle: Bir varmış bir yokmuş.BİR niye yokmuş.Her şey kat kat. Katman katman.Niye BİR yokmuş.BİR varmış var olmasına ama bazı faniler bu BİR''i göremediği için kimine kaşının üstünde gözün var, kimine sözünün içinde şeriat var diye kılıç kalkan dalarlarmış.Eeee meydanlar şenlenmeye görsün. Davul gümbürtüsü aklıevvellere hoş gelir. Hoş gelir de tavşan kaç tazı tut diyenlerin maskarası olur. Öyle maskarası olur ki sonunda tazı mı tavşan

Madem öyle. Gelin böyle. Provokasyon kazanı masalı anlatalım size şöyle: Bir varmış bir yokmuş.

BİR niye yokmuş.

Her şey kat kat. Katman katman.

Niye BİR yokmuş.

BİR varmış var olmasına ama bazı faniler bu BİR''i göremediği için kimine kaşının üstünde gözün var, kimine sözünün içinde şeriat var diye kılıç kalkan dalarlarmış.

Eeee meydanlar şenlenmeye görsün. Davul gümbürtüsü aklıevvellere hoş gelir. Hoş gelir de tavşan kaç tazı tut diyenlerin maskarası olur. Öyle maskarası olur ki sonunda tazı mı tavşan mı olduğunu dahi unutur.

İşte böyle iki kulaklılardan biri, tavşanlara tazı, tazılara cazı muamelesi etmek için bir kitap yazmış. Ölmeden evvel durulması gereken yüz namaz yeri diyerek.

Hiç yadırgamamış insanlar. Yahu bu şimdi bize niye namaz yeri gösterir dememişler. Çünkü nice vakittir insancıklara ölmeden önce tadılması gereken yüz börek, ölmeden önce okunması gereken bin kitap, ölmeden önce seyredilmesi gereken yüz film listeleri verilir dururmuş. Liste demek ne demek. Liste demek düşünceye kilit demek. Hal böyle olunca iki kulaklının tavşanlara tazı, tazılara cazı muamelesi yaptığı kitap elden ele dolaşır olmuş.

Kitap dermiş ki,

-Ölmeden önce hiç olmaz ise bir defa Ak Merkez''de bir vakit namazını eda etmek gerekir. Vakit namazı kadar efdal olmasa da nafile namazını “mübarek Ak Merkez” taşlarında eda etmek de sevaptır.

-Ölmeden evvel, en az bir defa Boğaz Köprüsü üzerinde bir vakit namazını eda etmek. Efdali her Cuma kılmaktır.

-Ölmeden önce teleferikte namaz kılmak.

-Ölmeden önce İkitelli medyasına sızarak en azından asansöründe namaz kılmak.

-Ölmeden önce bir akraba düğününe gitmişken fırsattan istifade hemen sahneye çıkıp, vakit namazını eda etmek. Hatta gelin ile damadı cemaat olmaya zorlamak. Gelinin kıyafetinin namaz kılmak için uygun olmadığını görünce oradaki masa örtülerinden birini “burka” haline getirmek.

-Ölmeden önce pop-star/alaturka vb. yarışmalarına stüdyo konuğu olarak katılıp, tam puanlar verilirken kameraların önüne seccade sermek. Cemaat ile namaz kılmak efdaldir deyu oracıkta bulunanlardan derhal bir cemaat eylemek.

-Ölmeden evvel muhakkak bir yarışma programına katılıp tebliğ maksadıyla, sunucu cevabı beklerken namaza başlamak. Mekân uygun değilse oturarak da kılınabilir.

-Ölmeden evvel muhakkak toplu bir protesto namazı organize etmek. Bunun için değişik ortamlar bulmak puanın -pardon sevabın- derecesini arttırır. Protesto namazını başarı ile eda edebilmek için on kişilik bir ekip ile birlikte hareket etmek gerekir. Ekibin cebinde küçük çocuklar için hazırlanmış seccadeler olmalıdır. Seccademizi suya sereriz diyerek özellikle yağmurlu günler tercih edilmelidir.

-Ölmeden evvel en az bir defa kartal haber ajansının “yakalayacağı” bir konumda ibadet etmek. İbadetin haber değeri taşıması için, “şovun” hiçbir yorumundan kaçınmamak.

-Kitap öyle dermiş böyle dermiş.

-Ne alemin ağzı torba, ne kitabın kapağı kilitli sandık. Açabilen açar. Saçabilen saçar. Ne saçacak. Ne biriktirdiyse onu elbet.

-Gençlerden bir iki hevesli uymuş bu listenin bir iki maddesine. Cep telefonu ile çekip birbirlerini, göndermişler bir iki siteye.

Kesmemiş lakin ölmeden evvelcilerin tüketim listesini bu iki görüntü. En iyisi demişler “kendin pişir kendi ye.” Böyle başlamış servisler.

Muhabirler haber bulmakta zorlanınca “ölmeden evvel namaz kılınması gereken yerler” eylemini başlatıp, hem pişirmişler hem yemişler haberi.

Yemişler yemesine de…

Her yenilenin hazmı da o kadar kolay değilmiş.

Dedem Korkut''u çağırmışlar derhal bir ruh seansı düzenleyip. Gel hele demişler. Soy soyla bize, boy boyla. Onca kahramanlık yaptık da yine de isimsiz kaldık. Hele bize bir isim. Hele bize bir isim.

Atam Korkut gelmemiş. Yerine Gönül Hanım''ı göndermiş.

Gönül Hanım Çil Çil ötmüş. O ötmüş Kırcaali''li ak saçlı delikanlı mest olmuş. Gönül, şalvarıyla dayılandıkça dayılanmış. Ahan da ben deyip! Bennnn deyip. Bir ben demiş; siz deyin on, ben diyeyim yüz benlik dökülmüş ortaya. Ooo, ondaki ego sanki ego değil sanki Dolmabahçe Sarayı. O kadar debdebe yani. Çığırdıkça çığırmış. O çığırdıkça Kırcaalili ihtiyar delikanlı, oh oldu nihayet işte türbanlılara çağdaş köylü kadından bir rol model diyerekkk. Ovum ovum ovuşturmuş ellerini.

Ama başörtülü kadınlar değil, saçlı kadınlar rol model olarak pek benimsemişler Gönül''ü. Bu kadar boşşşş, lakin bu kadar başşşş köşede olmak her birine pek iyi gelmiş.

Sonunu merak ediyorsunuz masalın…

Eeee post modern zamanların masalı da Latin dizileri gibi. Sündürdükçe uzar sündürdükçe uzar.

Siz deyin lastik, ben diyeyim tükenmez şurubu. Ne kadar içtiyseniz o kadar ilave edeceksiniz.

Gökten elma düşmesini de beklemeyin bu defa. Kazana bir tas daha su. Bir tas daha su. Kaynatın kaynatabildiğiniz kadar.