
Hiçbir şeyi konuşamıyoruz. Daha doğrusu ortadaki sesler hangi bedenden geliyor ayırmak mümkün değil.
At izi it izine, it izi at izine karışmış durumda.
Herkes; her şeyi işlevsel bir durum olarak hanesine ve kariyerine eklemek derdinde.
Bir eğlence programında; Türkiye''nin en önemli, en öncelikli meselesi hakkında konuşuyor; en önemli özelliği "fazlalık!" olan bir şarkıcı.
Konuşur.
"Sözün dinlenirse köy âyanı, dinlenmezse boş boğaz olursun."
Yapılacak olan nedir? Sokaktaki insanın söylediği aynı cümleler nasıl gündem yaratmaya yetmeyecek ise "fazla sanatçı"nınkisi de yetmemeli.
Ama öyle olmuyor? Şehitlerin kanı üzerinden kendisini "sosyal sorumluluk projesi" gibi sunmayı başarıyor söz konusu kişi. Demek rüzgar onun arkasında, yelkenler de bol diyenler tebrik ve takdirlerini iletmek için sıraya diziliyor.
"Diva"nın rol modeli olan Zeki Müren bütün mal varlığını Mehmetçik Vakfı''na bırakmış ve inanılmayacak bir resim olarak, bir sivile düzenlenebilecek en şaşaalı askeri tören ile uğurlanmıştı.
Elbette "diva", rol modelini ters köşe duyarlılık üzerinden aşmayı deneyecekti. Nitekim denedi. Başardı mı? Başardı. Neyi başardı? "Mış gibi" üzerinden kendini güncellemeyi.
Oysa "diva"nın bu konu üzerinden haber olmasını sağlayacak tek durum "sanatçı duyarlılığı"dır. "Sanatçı duyarlılığı" ise ölen oğulların arkada bıraktıkları için yardım konserleri düzenlemektedir.
"Fevkaladenin fevkinde" kaç konser vermeyi göze alabilirlerdi mesela?
Modern toplumun bir iş bölümü toplumu olduğunu Türkiye insanı henüz kavrayamadı. İş bölümünde herkese düşen yapmakta olduğunu en iyi şekilde yaparak "emeği üzerinden" hizmet sunabilmektir. Oysa Türkiye, herkesin her şeyi yaptığı, ama hiç kimsenin kendi işine ve sorumluluğuna sahip çıkmadığı bir ülke haline geldi son 20 yıl içinde.
TSK''nın Irak''tan çekilişini bile hükümeti yıpratma operasyonunun bir parçası gibi görenler için tek işbölümü var: Ne pahasına olursa olsun hükümeti düşürmek.
Oysa yıpranan hükümet değil değerlerimiz. İktidarı düşürmek için kazdığımız kazıdığımız kavramlar bizi biz yapan değerler. Son yaşadığımız olayın özeti şudur: Yapay acı, mış gibi acı hakiki acıları kovdu. "Diva"nın analığı böğründe hançer ile gezinen anaların "analığını" örttü.
Medya bir defa daha önemli olanın sadece "seyir" olduğunu ortaya koydu. Kim daha "seyirlik" ise her şeyi kazanıyor. Post modern dünyanın sloganı yani; "Kazanan hepsini alıyor."
Kazanan hepsini aldı velhasıl. Buyurun! Gazetelere düşen haberi tekrar tekrar okuyun: "Batman''da daha önce pek ilgi görmeyen Bülent Ersoy''un, bir televizyon programında Türk Silahlı Kuvvetleri''nin kara harekatıyla ilgili sarfettiği eleştirel sözlerinin ardından, kaset ve CD''leri satış patlaması yaptı. Batman Belediyesi de, Bülent Ersoy''u Ekim ayında düzenleyeceği festivale davet ederken, bir yandan da adını kentin işlek bir caddesine vermek için hazırlığa başladı."
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.