
Başlık ne kadar sosyolojik. Anlatacaklarım bu başlığa uygun olacak mı, Olmayacak mı? İnanın onu ben de bilmiyorum. Bu defa önce başlık koyup sonra muhtevayı sınırlandırmayı düşündüm.
Sosyal hayattaki değişimin yönünü gösteren en önemli göstergelerden biri de mutfakta kaynayan tencerelerdir desem, bu size pek uçuk bir tespit gibi gelecek. Haberiniz yok demek ki, bütün dünyada gastroloji ile sosyoloji arasında muhteşem bağlar kuruluyor. Mesela Zeldin çok uzun bir süre dünyanın mısır, pirinç ve buğday üzerine kurulu üç büyük imparatorluk olarak bölündüğünü söyler. Üç temel gıda maddesine rağmen her ülkenin kendine göre bir ağız tadı daha doğrusu Zeldin''e inanmak gerekirse kendine göre bir mutfak kokusu vardır. Mesela Ruslar 1840''larda hükümet kendilerinden patates yetiştirmesini istedi diye ayaklanmaya varan direnç göstermişlerdi patatesi istemediklerini ifade etme noktasında. Aynı Ruslar bütün yemeklerine lezzet katsın diye kullandıkları kislotu patatese de katmaya başlayınca patatese aşık olmakta gecikmediler. Bütün değişik tatları bildik kokular eşliğinde tadarak insanların değişime ayak uydurduklarını söyler Zeldin. Gelin görün ki bizim tarihi yazılmamış köyümüzün ağız tadı değişiminde, bildik bir baharatın hiç bir etkisi yok.
Hatırlarsınız Çin''e kola girmesi Amerikanın ve kapitalizmin zaferi olarak kutlanmıştı. Bizim köye kolanın girmesini hem de bir öğün hükmünde girmesinin nasıl karşılanacağını dikkatlerinize sunuyorum. Ama kolaya gelinceye kadar olan değişimi anlamanız için işin en başından başlamalı.
Yaklaşık otuz yıl öncesine kadar köyler sadece kendi bölgelerinde yetişen tatlardan haberdardı. Bizim köyde mesela, ilk patlıcanın tadılması için kadınların beklediği tarih, çayır orakları denilen mevsimdir. Biçer -döverlerin hükmü henüz başlamadığı için çayırlar el emeği ile kaldırılmaktadır. Çayırın bir günde biçilmesi için tarlanın büyüklüğüne göre eli tırpan vuranlar orakçı olarak tutulur. İşte yılın imece usulü yapılacak ilk işi demek olan çayır orağı günü, evin kadınları için pazardan patlıcan getirilip pişirileceği gün demektir. Yani patlıcan saraydan çıkmışlığının hükmünü köyde de sürdürerek bir özel gün yemeği olmaya devam eder.
Otuz-kırk yıl önce gün, hükmünü güneşin sarı saçlarınca sürdürür. Kimsenin saat ile alıp veremediği yoktur. Onun için gün doğumuyla birlikte orakçılar biçilecek tarlanın başına varırlar. Tarla sahibi yiyecekleri eşeğin heybesinde ya da kağnı üstünde tarlaya götürür. Neler mi götürür? Size belki çok garip gelecek ama evde yapılmış adına da hamuraşı denilen ev makarnası götürülür. Hamuraşının üstünde kaymağın kızartılmasından oluşturulmuş özel bir yağ vardır. Sabahın ilk öğünü hamuraşı, katmer ve höşmerim eşliğinde yenildikten sonra orakçılar güneşin altında tırpanlarını sallamaya devam ederler. Derken üç saat sonra kuşluk vakti gelir. Kuşluk vaktinde katmer, peynir, bal ve ille de höşmerim yenir. Yanına çayın ne kadar iyi gideceğini düşünmüş olabilirsiniz. Ama hayır çay henüz çok lüks bir içecektir. Bütün bu katkılar hoşaf eşliğinde mideye indirilir. Orakçılar tırpanlarını sallamaya devam ederler. Tırpanın nasıl sallandığını hiç görmemişlerdenseniz vah halinize. Öyle hoş bir görüntüsü vardır ki, siz zannedersiniz adamlar diz çöküp çöküp kalkarak dans etmektedir. Uzaktan bakınca pek kolay gözüken tırpan tutma hiç de göründüğü kadar kolay değildir halbuki. Dans ritmini andıran ritmine rağmen pek yorucudur. Hatta gelinlerin ne yaman ve ne güçlü olduğu anlatılmak istendiğinde er kişi gibi tırpan tutar denir(di).
Derken öyle olur. Günün şerefine köyde pişirilip getirilmiş patlıcan yemeği salata eşliğinde sofraya konur. Patlıcan bu. Şah, sultan yemeği ya yanında bir pilavın dışında pek bir şey aranmaz...
Akşam olur orakçılar tarla sahibinin evine gelirler. Evdeki kadınlar esasında bütün gün yemek yapmaktan orakçılardan daha çok yorulmuşlardır ama, kimin umurunda. Akşam yemeği için börekler açılmış, tavuklar kesilip pişirilmiştir. Bunca seramoninin arkasından orakçılara yevmiyeleri verilir, ellerinde bir paket sigara tutuşturularak uğurlanır.
Güneşin sarı saçlı hükmünün yerine saatlerin geçmesiyle birlikte insanlar sabah ezanıyla iş tutmamaya başladılar. Toprakların neredeyse tamamına yakın bir kısmının boş olduğu tarihsiz köyümüzde şimdi işçiler sanayi işçisi hükmünde saat sekizde iş başı yapıyorlar. Öyle aç sefil tarlaya filan gitmek tarihe karıştı. Tarla sahibin evinde sabah kahvaltısı için buluşuluyor önce. Zeytin, peynir, bal, yağ ve ille de patates kızartması eşliğinde yapılan kahvaltı da tabi ki çay var. Bu kahvaltı en çok kadınlar için kolaylık. Ne bir gün öncesinden hamur aşı kesmek var ne sabahın alaca karanlığında höşmerim döküp, katmer pişirmek. Kahvaltılar yapılıp gün neredeyse öylene kavuşacakken tarlaya varılıp yalancıktan işe koyulunuyor. Yalancıktan dediysem dedemin dilinden konuştuğum için. Rahmetli, makinaların işini yalancıktan iş diye tarif ederdi. Traktörün tepesinde bir iki dolaşıldıktan sonra kuşluk vakti diye yine oturuluyor sofraya. Halbuki eskilerin kuşluk vaktinde geldiler tarlaya. Olsun. Ya termostan çay dolduruluyor bardaklara ya da piknik tüpte bir ahlatın dibinde hemen oracıkta çay demleniveriyor. Çay var ya çayın yanında neyin olduğunun hiçbir hükmü yok artık.
Kadınlar erkeklerden çok makinaların çalıştığını düşündükleri için mi, yoksa her mevsim her türlü sebzeye kolaylıkla ulaşıldığından mıdır, yemeklerin mevsimsel bir hiyerarşisi yoktur artık. Hamur aşının yerini çubuk makarnanın almasından kadınlar pek memnundur. Üstelik patlıcanın eve girmesi için çayır oraklarını beklemeye hiç gerek yoktur.
Köyde değişen ağız tadının müsebbibi her bakımdan kadınlar. Eşitlik rüzgarı köyde de nasibine düşeni önüne katıp götürüyor. Mesela eskiden erkek işçilere bir paket sigara verilirdi de kadın işçilere hiç bir şey verilmezdi. Şimdi kadınlar da iş dönüşü ellerine birer ciklet verilmesini bekliyorlar. Kuşluk vakti termoslarda getirilen çaylar kadın işçileri kesmiyor da öylen yemeğinden iki saat sonra ille de kola-gofret ikramını bekliyorlar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.