Köylerin çöpü 2-

00:002/07/2012, Pazartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Geçtiğimiz Pazartesi günü yayınladığım Köylerin Çöpü isimli yazıya çok yoğun tepki aldım. Konuyu daha çok gündeme getirmemi isteyenler olduğu gibi, köylerde yaşanan mimari yozlaşmaya değinmemi bilhassa talep edenler de oldu.Gelen okuyucu mektuplarını temsilen önce İ.M. ''nin mektubunu dikkatinize sunmak istiyorum.Sevgili Fatma Hanım,24.06.2012 Pazartesi günkü yazınızda bir hafta evvel köy ziyaretinden dönmüş biri olarak beni de fazlasıyla üzen bir konuya değinmişsiniz.Eşimin ailesi Aydin''in Bozdoğan

Geçtiğimiz Pazartesi günü yayınladığım Köylerin Çöpü isimli yazıya çok yoğun tepki aldım. Konuyu daha çok gündeme getirmemi isteyenler olduğu gibi, köylerde yaşanan mimari yozlaşmaya değinmemi bilhassa talep edenler de oldu.

Gelen okuyucu mektuplarını temsilen önce İ.M. ''nin mektubunu dikkatinize sunmak istiyorum.

Sevgili Fatma Hanım,

24.06.2012 Pazartesi günkü yazınızda bir hafta evvel köy ziyaretinden dönmüş biri olarak beni de fazlasıyla üzen bir konuya değinmişsiniz.

Eşimin ailesi Aydin''in Bozdoğan ilçesine bağlı Yazıkent Beldesi''nden. Son gidişimde tarlaları, bahçeleri, hayvan ahırlarını, köyün en yüksek tepesini velhasılı köşe bucak her yeri görme fırsatım oldu. İstisnasız her yerde pet şişelere, naylon torbalara, boş çuvallara, plastik kaplara enva-i çesit çöpe rastladım. Öyle ki köye giden yolda elektrik direklerinin üzerindeki leylek yuvalarının bile çoğundan naylon torbalar sarkıyordu.

Köydeki bu cevre kirliliği maalesef tek kirlilik de değil. Ses kirliliği, görüntü kirliliği de had safhada. Görüntü kirliliğinin en başında mutlaka bir cephesi sıva yapılmamış boyanmamış evler yer alıyor. Yeni yapılan betonarme evler, eski köy evlerinin yanında son derece sakil duruyor.

Köyün ufacık meydanına, meydana oranla kocaman ve gördüğüm en korkunç Atatürk heykellerinden birisi dikilmiş.

Ses kirliliğine gelince; meydandaki kahveler masalarını dısarıya taşımışlar ve tabii televizyonlarını da. Eğer meydana yakın bir yerde oturuyorsanız gecenin bir vaktine kadar o televizyon sesine mahkumsunuz demektir. Günboyu vızır vızır geçen ve çoğunu çocuk ve gençlerin kullandığı Mobiletler ve motorsikletler de ses kirliliğinin ana unsurları. Kalkıştan önceki dakikalarda kornasıyla bütün köyü ayağa kaldıran Nazilli minibüsleri de cabası.

Tüm bunların dışında aslında çok daha üzüldüğüm bir konuyu paylaşmak isterim. O da köydeki tembelleşme. Çiftçiler hasadın makinayla yapıldıgı ürünleri tercih ediyorlar artık. Çünkü çalışacak işçi bulamıyorlar. Diyelim ki buldular. İşsçilerin ayrıca nazına katlanmak zorundalar. Yasar Kemal''in Höyükteki Nar Ağacı kitabında resmettiği tablo tamamen tersine dönmüş durumda. Bunda devletin herkese maaş bağlaması önemli rol oynamıs, şehirdeki insan için pek birşey ifade etmeyecek bir rakam köydekiler çin rahat bir geçim kaynağı ve çalışmamak için fırsat haline gelmiş. Çalışacak işçi bulmanın zor olduğu bu köydeki kahve sayısı ise 7. Nüfusu 2000 civarında olan bir köy için 7 kahve son derece düsündürücü olmalı. „

Sevgi ve selamlarımla / İ.M.

İ.Hanım''ın gözlemleri çok değerli. Tesbitleri çok önemli. Bu tespitler üzeriden çarşambu günü meseleyi konuşmaya devam edelim.