
Kıyamet festivali şimdilik bitti. Şimdilik bitti diyorum. Çünkü algı yönetimi olarak yeni korkular, yeni kıyamet senaryoları vizyona sokulmak için hazırda bekliyor olacak.
Şirince üzerinden çevrilen muhabbetlere bakınca Efendimiz"in sözünü yanarak hatırladım: "Nasıl yaşadıysanız öyle öleceksiniz."
Kıyametin kopacağını bilseniz ne yapardınız diye soruluyor,; genç kız, erkek arkadaşımla barışırdım diyor,11 yaşlarındaki tombik erkek çocuğu tıka basa karnımı doyururdum.
Ölmeden önce görülecek 100 film, ölmeden önce gidilecek 100 mekân, ölmeden önce yapılacak 100 eylem. Liste uzar gider. Şimdiye kadar bu listelerin içinde ölüm geliyor tövbeni bil diyene rastlamadım. Erdemli insan olmak için olmaz ise olmaz on kural diye bir şey ya da. Hal böyle olunca kıyamet koparken erkek arkadaş ile barışmayı tıka basa karın doyurmayı düşünenleri çok görmemek gerekiyor.
Kıyamet festivali ya da kıyamet turizmi adı takılan son 21 Aralık bekleyişi ile birlikte haberler üzerinden bilincimizin seküler kodlarını yenileyip güncellemiş olduk.
Kurduğumuz her cümle algı yönetiminin küresel merkezine katkı sundu. Biz eğlendik, alay ettik, dalga geçtik zannettik. HAYIR! Değil mi ki Maya kehaneti diye bir gündem oluşturuldu, cümle içinde kullanmaya başladığımız andan itibaren bu gündemin bir parçası olmaya mahkum olduk. Müminler olarak bu festivale konfeti taşıdığımızı, fener tuttuğumuzu idrak etmedik bile.
Modern zamanların karmaşasında, kadim ilkelerimizle yol alabileceğimizi kalbimizden çıkarmamak zorundayız.
Bizim ilkemiz: "Kötü olanı dile getirmeyin muhakkak alıcısı çıkar."
Cuma günü biyoiktidar çağı bitti psikoiktidar çağındayız dedim. Psikoiktidar. Yanı algı yönetimi. Algı yönetimi kötü olanın sürekli gündeme getirilmesi üzerinden gerçekleştiriliyor.
Neden kötü olanın?
Algı yönetimi en ziyade kendisini kapitalizm ve korku ilişkisinde aşikâr kılar.
Korktuğumuz zaman algılarımız dumura uğrar. Daha doğrusu korkutulduğumuz zaman. Reel korku değil nevrotik korkudur algılarımızı başa çıkılmaz hale getiren.
Önümüzdeki günlerde daha çok korkutulacağız. Daha çok korkacağız. Güvensizlik bir politika olarak küreselden yerele geometrik olarak yayılacak.
Korkutulacağız/korkacağız ki uyumlu insanlar olalım. Kapatılmaya razı. Yani dijital çağın köleleri olmaya yazgılı.
Bu konuya devam edeceğiz. Ama korku ve endişe konusunda Sema Karabıyık"ın Pazar yazısını dikkatle ve yavaş yavaş okumanızı tavsiye ediyorum. Özellikle anneler ve twitter aleminde takipçi olarak kime hangi mesafede durduğunu hiç düşünmeyen gençler bu yazıyı kendilerini gözden geçirmek üzere okumalı diye düşünüyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.