Kütüphanesiz okullarına kütüphane inşa etmeye çalışan öğrencilere selam ile…

00:0027/03/2013, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

Türkiye"nin üç gündemi var. Siyaset, magazin ve spor. Her biri kendi gündemini sonuna kadar savunacak yazarlarla mücehhez.Hem yazılı hem görsel medyada program dağılımı bu üçünün arasında cereyan ediyor. Zaman zaman paslaşıyorlar. Bakınız akil adamlar kadrosuna magazin ve spor insanlarının davet edilmesi.Bakınız her seçimde ne yaptığı belli olmayan, ama kendinden çok bahsettirebilme kapasitesi ile "marka" olmuş kişilere, listelerin üst sıralarının peşkeş çekilmesi.Lakin Türkiye"nin bir kültür gündemi

Türkiye"nin üç gündemi var. Siyaset, magazin ve spor. Her biri kendi gündemini sonuna kadar savunacak yazarlarla mücehhez.

Hem yazılı hem görsel medyada program dağılımı bu üçünün arasında cereyan ediyor. Zaman zaman paslaşıyorlar. Bakınız akil adamlar kadrosuna magazin ve spor insanlarının davet edilmesi.

Bakınız her seçimde ne yaptığı belli olmayan, ama kendinden çok bahsettirebilme kapasitesi ile "marka" olmuş kişilere, listelerin üst sıralarının peşkeş çekilmesi.

Lakin Türkiye"nin bir kültür gündemi ve bilim gündemi yok. Bilim konularını itina ile takip eden bir iki yazar var. O da sadece iki gazete ile sınırlı. Muhafazakâr medyanın böyle bir derdi HİÇ yok.

Spor konusunda ise tam bir tutarsızlık söz konusu. Spor, yapıldığı zaman fayda sağlayan bir aktivite. Konuşana bir faydası yok. Ama gelin görün ki erkek milletinin yüzde 60"ı günde en az altı saat spor konuşuyor lakin altı dakika spor yapmıyor.

Nereden çıktı bu yazı diyenler için açıklamış olayım. Pazartesi günü sabahtan akşama kadar 2020 Olimpiyatları"nın İstanbul"da olması için seferberlik ilan etmiş olan spor medyasının taarruzu altında kaldım.

2020 İstanbul Olimpiyatları için seferber olanlar Cumhurbaşkanımız"ın taahhüdünü anlata anlata bitiremediler.

Olimpiyat gelişmedir diyenlere inat, Olimpiyat yapan ülkelerin ne kadar geliştiği konusunda en yakın örnek olarak bakınız 2004 Atina Olimpiyatları diyerek Cumhurbaşkanımız"dan çağdaş kütüphaneler için teminat bekliyorum.

Sık sık tekrarlıyorum. Türkiye"nin bir yanı ağlayan ayva bir yani gülen nar. Bize düşen iki tarafını da görmek.

Pazartesi günü bir okuyucum gruplarına gelen bir postayı paylaştı. Afyon"un Bayat İlçesinde kütüphane oluşturmak için iki öğrencinin seferber oluşlarını anlatan bir mektup. Bu mektupta yokluğun ve terk edilmişliğin Doğu ve Güneydoğu"ya mahsus bir şey olmadığını göreceksiniz. Lütfen dikkatle okuyunuz.

Ama aynı zamanda bu mektubu bir umut olarak okuyalım. Milli Eğitim Bakanlığı"na arz etmek üzere okuyalım:

Afyon"un bir ilçesinde iki dönemdir ders veriyorum. Afyon-Ankara yolu üzerinde, şehir merkezine yaklaşık 55 km. uzaklıkta bir ilçe burası. İlçe olmasına karşın pek çok imkândan ve bakış açısından yoksun ne yazık ki. Ve bu ilçede okuyan yaklaşık 600 öğrenci var.

Bayat Meslek Yüksekokulu"nun koridorunda görünce heyecan duyup girmeye teşebbüs ettiğim Okuma Salonu"nun aslında bir nevi yalnızlığa terk edilmiş bir avuç kitabın deposu olduğunu anladım. Sonra iki ana-yiğit öğrenci direnişe geçip burayı yaşayan bir alana dönüştürmek istemişler. Ve yönetim de izin vermiş. Çevrelerindeki hocaları (!) bunu yapamayacaklarını, uğraşmamalarını ve oturup derslerine çalışmalarını salık verince tersine motivasyon sistemi çok iyi işlemiş. Ve bir gayret girişmişler işe. Temizlemişler. Masa sandalye uydurmuşlar. Ve şimdi ellerinden tutulmasını bekliyorlar.

Ben de tevafukken bu girişimden haberdar olunca, zafiyet noktası kitaplar olan bir kişi olarak hemen harekete geçtim. Onlara taslak bir çizelge hazırladım. Mevcut kitapların kaydını çıkartmaya başladılar. Birinci sınıf öğrencilerinden gönüllüleri tespit ettik. Nöbet çizelgesi çıkarttık. Şimdilik sadece hafta içi saat 08.30–17:30 arası açık olacak. Nöbet sisteminin tıkır tıkır çalışmaya başladığına dair bir geri dönüş aldım. Şükürler olsun...

Şimdi gelelim mevzuya. Öncelikle bu kitaplığı kütüphaneye benzetmeye Allah"ın izni ile niyet ettim.

Bu süreçte mekân için yaklaşık 40 metrekare yer kaplamasına, en az 4 tane büyük masaya (80*160 gibi), 20 tane adamakıllı sandalyeye, belki bir tane bilgisayara, dört adet güzel aydınlatmaya ve nihayet bolca kitap bağışına ihtiyacımız var...

En önemlisi kitaplar tabii...

Ehh ne diyelim burası gönül birliği...

Muhabbetle..

Murad

Mektubun sahibi, üyesi olduğu grubu yardıma çağırıyor. Bendeniz de Milli Eğitim Bakanlığı"nı…

Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin bu mektubu okur okumaz gereken desteği vereceklerini ümit ediyorum.

Bir gelişme olursa "burada" paylaşacağıma söz veriyorum.