
I-
Onunla bir marketin kasa kuyruğunda karşılaştık. Karşılaştık demem ne kadar doğru. Karşılaşmak için bir evvelinizin olması lazım. Oysa ben onu ilk defa orada gördüm. Fakat o benimle daha önce karşılaştığından birkaç programıma katılmış olduğumdan bahsetti, programım olmadı demem bir şey ifade etmeyecekti. Uçlarında mavi gölgeler bulunan siyah dalgalı saçlarını elleriyle tekrar bukle yapmaya çalışırken Siz şimdi bundan bir yazı konusu çıkarırsınız dedi.
Yazı konusu?!
İnsanların bu teklifsizliği, bu her şeye dahil olma, acele tarafından yargıda bulunma hali bana her zaman düşündürücü gelmiştir.
Onun "yazı konusu" dediği şey ile benim hayatın bütünlüğünü kavrama azmim /çabam arasında bir temas noktası var mı?
Cevap vermediğimi görünce üzülmeyin dedi(neyse ki siz diye hitap ediyordu) life stile yazılara ihtiyacı var bu memleketin. Biz bütün gün dış politika yazıyoruz da ne oluyor.
Mavi hareli saçları olan "meslektaşımın" cümlelerine üzüldüğüm için değil o sıra benden cevap bekleyen kasiyerin merakına yenik düştüğüm daha doğrusu o merak beni yeni mesleklerin yabancı konumu üzerine tefekkür etmeye sevk ettiği için sessizliğimi kayda aldırıyordum.
Kasadaki başörtülü kız (başörtülüler her yerde çalışabiliyor diye sevinmeli miyiz?) kutu kutu "reçel yapları" geçirirken bunlarla yapılan reçel daha mı iyi oluyor diye sordu.
Hayır dedim. Şeker hastaları için bu ürün.
İnternet sitesinde dış politika yazıları yazdığını söyleyen "meslektaşım" tam bu diyoloğun üzerine yükseltmişti kendi konumunu.
Siz bundan yazı konusu yaparsınız şimdi diyen tacizkar cümlesini.
II-
Mavi hareli siyah saçlı meslektaş ile karşılaşmanın sosyolojik bir boyutu yok benim için. (Yazdıktan sonra idrak ettim. Var aslında. Eve geldiğimde yazdığını söylediği bir internet sitesinin olmadığını fark ettim. Bir internet sitesinde yazdığı bilgisini bana değil oradakilere işittirdiğini ve beni de ayaküstü yazdığı stand up için yardımcı oyuncu seçtiğini sonradan fark etim. Kendini önemli biri olarak ilan etme meselesi üzerinde uzun uzun durulması gereken bir mesele diye düşünüyorum.)
Marketten çıktıktan, eve gittikten sonra… (Evime ya da evimize değil ev diyorum. Geçerken bu konunun altını çizmek istedim. Günlük konuşmalarda insanların giderek daha yoğun bir şekilde her şeyi kendi üzerinden tanımlamakta olduğu dikkatimi çekiyor. Mesela tezgâhtar yeni ürünlerimiz geldi demiyor. Yeni ceketlerim yeni ayakkabılarım geldi diyor. Ev kadınları ocağa fasulye koydum diye cümle kurmuyor. Fasulyemi de ocağa koydum diyor. Dil ile bencillik arasındaki ilişki üzerinde düşünmek gerekiyor .)
Ne diyordum… Eve gidip, diyabetik şeker ile reçel yaptıktan sonra o anı yani market karşılaşmasını düşünmeye devam ettim. Düşünmek değil esasında. O an tam yakalamış olduğum, ama sonra mavi saçlı "meslektaş" yüzünden kaybettiğim kareyi hatırlamaya çalıştım.
İki gün sonra N. ile konuşurken ansızın geldi o sahne. Onunla bir kitap üzerine konuşurken.
III-
Kasadaki kızın bana bunlarla reçel daha mı iyi oluyor sorusu içinde yaşadığımız çağın "postmodern" alışveriş yüzünü çok iyi resmediyor.
Ucuz iş gücü olarak kasanın arkasına istihdam edilmiş kız (kasadakiler neden kadındır ve neden başörtülüler kasiyer olarak istihdam ediliyor düşünününüz lütfen) sattığı ürünlere dair hiçbir şey bilmiyordu. Kutunun üzerinde yazan diyabetik ibaresinin ne anlama geldiğini, diyet ile diyabetik arasında çok önemli bir fark olduğunu da bilmiyordu.
O "orada" satılan yüzlerce ürün arasında bir "yabancı" olarak part time ya da tam gün çalışmaya devam ediyor; aldığı maaş, yeni çıkan reklam kampanyaları ile desteklenen ürünleri "tatmasını" engelliyor, bazı müşterilerin kutu kutu satın aldığı ürünleri görünce, acaba kaçırdığım bir şey var mı /bende almalı mıyım merakını hayata geçiriyordu.
Yani "satanın" ne sattığını bilmediği bir alışveriş.
Sorun şu ki o cicili bicili ambalajlarda "alıcı"da esasında neyi aldığını bilmiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.