Medyanın Diyanet"e sıçrayan kiri

00:0017/04/2007, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Sembolik toplantılar vardır. Sembolik zamanlar. O toplantıyı, ya da o zamanı sembolik yapan şey, içinde bir kuvve olarak barındırdığı resim yoğunluğudur.13 Nisan Cuma Günü TESEV tarafından düzenlenmiş olan “Bir Okul İmam Hatip Liseleri, Bir Kurum Diyanet İşleri Başkanlığı” toplantısı işte böylesine “sembolik” bir toplantı idi..Size toplantı notlarını aktarmadan önce, o akşam toplantıyı “haberleştiren” Flahs Tv''nin haber dilini aktarmalıyım. Haber şöyle verildi: “TESEV Diyanet''in kaldırılmasını

Sembolik toplantılar vardır. Sembolik zamanlar. O toplantıyı, ya da o zamanı sembolik yapan şey, içinde bir kuvve olarak barındırdığı resim yoğunluğudur.

13 Nisan Cuma Günü TESEV tarafından düzenlenmiş olan “Bir Okul İmam Hatip Liseleri, Bir Kurum Diyanet İşleri Başkanlığı” toplantısı işte böylesine “sembolik” bir toplantı idi..

Size toplantı notlarını aktarmadan önce, o akşam toplantıyı “haberleştiren” Flahs Tv''nin haber dilini aktarmalıyım. Haber şöyle verildi: “TESEV Diyanet''in kaldırılmasını istiyor!!!”

Haber gerçeği saptıran bir senaryo ile kurgulanınca, toplantıya katılan dört kişiden sadece Hacı Bektaş Veli Derneği''nden Ercan Geçmez''in görüşleri merkeze alınmış; bu görüşleri destekler mahiyette olabilecek konuşmalar, cımbız ile seçilerek Ercan''ın “tez”ini destekleyecek “dekor cümleler” olarak ekrana yansıtılmıştı.

Şimdi bu bilgiyi aklınızda tutarak lütfen aşağıdaki satırları okuyunuz.

II-

TESEV''in düzenlemiş olduğu toplantı esasında 2004 yılında İmam-Hatip Liseleri ve 2005 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı konularında yapılmış olan araştırmanın bulgularını güncelleme amacını taşıyordu. Nitekim bahsi geçen araştırmaları yürütmüş olan İrfan Bozan da, yukarıda adı geçen toplantı esnasında bu araştırmayı yaparken edindiği izlenimleri bir defa daha paylaştığı gibi; toplumun dine yaklaşımı konusunda da son derece objektif önerilerde bulunarak, İmam Hatip meselesinin sorun olmaktan çıkarılmasının toplumsal uzlaşma ile mümkün olabileceğine dikkat çekti. Toplumsal uzlaşma için de özellikle bu okullara karşı olanların, oraya giden öğrencilerin ve ailelerinin tercihlerinin imam-hatip olmak üzerinden değil, iyi bir dini eğitim almak olduğunu kabul etmeleri gerektiğini söyledi. Bozan''a göre bu okullar dini eğitim verme konusunda yetersiz, fakat imam hatip ihtiyacını karşımla konusunda da çok fazla idi.

“YÖK; devletin kurmuş olduğu bir kurum olan İmam Hatipler ile mücadele ederken, meslek liselerinin fonksiyonunu tüketti” diyen Bozan, İmam-Hatip okullarının yeniden yapılandırılması konusunda toplumsal bir uzlaşma gerektiğini söyleyerek, özellikle TÜSİAD''ın İmam-Hatip okullarına karşı olmasını anlamanın güç olduğunun altını çizdi. Üstelik TESEV''i temsilen İrfan Bozan, Diyanet''in kaldırılmasına dair bir şey söylemedi, tam tersine Diyanet''in kaldırılması durumunda Türkiye''de dini bayramların bile aynı günde kutlanmayacağı bir karmaşa ortamının olacağına dikkat çekti. Üstelik Bozan, daha önceki dönemlerdeki Diyanet İşleri Başkanlarının pasif tutumlarına karşılık özellikle Ali Bardakoğlu''nun yenilikçi, gelişmeci ve aynı zamanda Türkiye''deki bütün cemaatleri kapsayan tutumuna dikkat çekerek, özellikle Papa''nın Almanya''da yapmış olduğu konuşmaya son derece etkin bir dil ile cevap verdiğinin altını çizdi.

Bozan, İmam-Hatip liselerine karşı olanların; o okullardan Milli Görüş çizgisinde öğrenci çıktığı için karşı olduklarını, bunun için de Erbakan''ın “İmam-Hatipler bizim arka bahçemiz” sözünü merkeze aldıklarını söyledi. Bozan yapmış olduğu araştırmalara rağmen, Erbakan''ın böyle bir söz söylemiş olduğu bilgisine ulaşmadığını söyledi.

İmam-Hatipler üzerine bir çalışma yapmış olan Mehmet Ali Gökaçtı ise Flash tv ekranında gösterildiği gibi; Diyanet karşıtı bir konuşma yapmadı, Diyanet''in kurumsal kimliğinin önemine dikkat çektikten sonra, özellikle dikkat edilmesi gereken hususun “ayın karanlık yüzü” gibi duran Kur''an kursları olduğunu söyledi.

Muğla Üniversitesinden katılan Doç.Dr. Muhsin İlyas Subaşı ise Flash ekranına inanmak gerekirse zaten “orada” yok idi. Halbuki Subaşı, Ercan Geçmez''in son derece provokatif uslubuna karşı, gayet sağduyulu bir yaklaşım ortaya koyarak, Türkiye''deki bütün Alevilerin yekpare bir bütünlük içermediğini ve bütün Alevilerin görüşlerini Hacı Bektaş Veli Derneği''nin temsil etmediğini söyledi.

Gelelim Ercan Geçmez''in söylediklerine. Geçmez ufacık bir uzlaşma ve diyalog isteği barındırmayan konuşmasında, Diyanet''in kapatılması gerektiğini söyledi. Diyanet''in Aleviler ile ilgili çalışmalarını asimile çalışmalarının bir parçası olarak gördüğünü ve Diyanet''in özellikle yurt dışında misyonerlik faaliyetlerinde bulunduğunu iddia etti.

Ve provokatif konuşmasının en provokatif cümlesi olarak da devletin, “türbanı ciddiye aldığı kadar Alevilerin sorunlarını da ciddiye alması gerektiğini” söyledi Ercan Geçmez.

“Türban”lılar da devlet tarafından bu kadar ciddiye alınmak istemezdi emin olun!!! Başörtülü kadınların eğitim ve meslek hayatlarının elinden alınması anlamına geliyor çünkü “ciddiye alınmak”. Yani halihazırda “türbanlılar”ın sahip oldukları bir nimet yok.

Nitekim toplantı sonrasında Mehmet Ali Gökaçtı ile yaptığımız kısa konuşmada “tartışmaya katılırsınız diye bekledim” dedi Gökaçtı. İnsanlar henüz başörtülülerin “başörtüsünü” parantez içine alma olgunluğuna kavuşamadı diye cevap verdim.

O tartışmaya katılmadım. Katılsaydım, hiç söylemediğim şeyleri söylemiş olan “türbanlı kadın” olacaktım.

Kıssadan hisse; ekranda gördüklerinize inanmayın. Size “bu haberi” sunan kişi ve kurumların niyetlerini bilmeden asla. Hiç bir şey göründüğü gibi değil. Gözlerinize rağmen!