
ÖSS neticelerinin açıklamasından bu yana, neredeyse bütün öğrencilerde bir ''ne olacağına karar verememişlik'' hâli hâkimdi. Gençlerin kafası meslekleri konusunda net değil; ama hangi üniversitede okuyacakları konusunda bir hayli net. Okulun kampüsünü, sosyal kulüplerini görücü giden haminine edasında burun kıvırıp göz süzerek tetkik ettiler. “Ev alma komşu al” tavsiyesini, “Ne okuyacağına değil nerede okuyacağına karar ver” olarak hayatlarına geçirmiş vaziyetteydi-ler.
Ne var bunda diyeceksiniz. Sorun şu: Fevkalade güzel notu olan öğrenciler kendilerine istikbâl çizmek üzerinden filan fakülteyi tercih etmek ye-rine, ne okuyacaklarını fazla önemsemeden nerede okuyacaklarına odaklanıyorlar. Bu durumda 350 sayısal puan almış bir genç Teknik Üniversite''nin herhangi mühendislik bölümünü hiç düşünmüyor da ille de Boğaziçi olsun diye inat ettiği için belki de hiç sevemeyeceği ve hayatta ekmeğini kazanmasına vesile olmayacak bir bölümü tercih ediyor. Ya da devlet üniversitesinde okumaktansa burslu olarak özel üniversitelere kapağı atmak daha cazip geliyor.
Tercih aşamasında gençler hangi üniversitenin hangi bölümünü bitirirse köşeyi tez elden döneceğine dair ince planlar ile kendilerini bir hayli hırpalıyor. Ekmeğin “ekmek ağacı”ndan geldiğine, gündelik işlerin de “peri kızları” tarafından yürütüldüğüne inanan genç kızlar/genç erkekler aşk ahlâkı ile hizmet verecekleri bir mesleğe talip olmaktan ziyade, “paranın iktidarı”na kavuşacakları mesleklere talip oluyorlar.
“Bizim gençliğimizde…” diye başlayan cümleleri sevenlerden değilim. Lakin, hayat insanı bu kısır cümleye mahkûm edip de mahkûmiyetinin tam ortasında kimsesiz bırakıp kaçıveriyor. Bizim kuşağımız “Ne olacaksın?” sorusunu hep bir “çünkü” eşliğinde cevaplamıştır. Öğretmen olunacaktır. Çünkü dağ başlarında öğretmen bekleyen çocuklar vardır. Bir Türkan Şoray filmi eşlik eder arka planda. Doktor olunacaktır, fakirlerin babası olunacaktır. Arka planda yine bir Türk filmi. Hulusi amca doktordur mesela. Veremli Hülya Koçyiyit''e ve oğlu Yumurcak''a para-pul almadan nasıl bakmaktadır ama… Bu da olmazsa avukat olunacaktır ve böylelikle yoksulun, garibin hakkı hukuku savunulacaktır.
Şimdi gençler tercih yaparken hangi meslekte kaç yıl sonra yat-kat sahibi obileceklerini hesaplıyorlar. 2002 krizinin mağduru olarak en prestijli bölümleri bitirip de benzin istasyonunda pompacı olmaya talip olanları anlatsanız ne olur ki! “Büyük meslek yok genç arkadaşım, sadece mesleğinde büyük insanlar var” diye bir söze başlasanız… Kim dinler!
Haksızlık etmeyelim, dinlerler elbet. Ama dil ve anlatım biçimi çok hızlı değişiyor. Her kelime aramızdaki kurulacak diyalog için köprü olmaya yetmiyor. Önce hangisini yitirdik! İdeallerimizi mi idealleri taşıyacak kelimelerimizi mi?
Gençleri suçlayamıyorum. Suçu dönüp dolaşıp kendimde, kendi kuşağımda buluyorum. Demek ki bizden öncekiler bize hizmet ahlâkını anlatabilmişti. Ama biz devraldığımız zincirde bir halka olamadık. Zincir koptu.
Maziyi istikbale bağlayan halka olamadıktan sonra ne olunursa olunsun, kıymeti yok.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.