Muhafazakar “burada” oturmuyor

00:0020/02/2007, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

İslam''ın şartlarını yerine getirmenin, muhafazakarlık ile aynı manaya gelmemesi gerektiği gibi; İslamın şartlarını harfiyen yerine getirmeyen ama pek ala muhafazakar zihniyete sahip olan insanlar vardır.Bir muhafazakarın en tipik özelliğini, yollara yapılmış kasis ler üzerinden anlatmayı deneyelim.Arabaların süratini düşürmek için kasis yapılır ya.Muhafazakar işte budur.Yoldan şikayetçi değildir esasında.Varılacak yerden de şikayeti yoktur.Tek şikayeti arabanın hızıdır.Arabanın hızı biraz düşse

İslam''ın şartlarını yerine getirmenin, muhafazakarlık ile aynı manaya gelmemesi gerektiği gibi; İslamın şartlarını harfiyen yerine getirmeyen ama pek ala muhafazakar zihniyete sahip olan insanlar vardır.Bir muhafazakarın en tipik özelliğini, yollara yapılmış kasis ler üzerinden anlatmayı deneyelim.Arabaların süratini düşürmek için kasis yapılır ya.Muhafazakar işte budur.Yoldan şikayetçi değildir esasında.Varılacak yerden de şikayeti yoktur.Tek şikayeti arabanın hızıdır.Arabanın hızı biraz düşse ve varılacak yere fazla yorulmadan varılsa mesele yoktur.Yoldan şikayetçi olmaması konformistliğinden ya da tembelliğinden değil,yollara ait bilgisindendir.Dünyanın her yerinde “yolda olmak” biraz da böyle bir şeydir diye yol alır muhafazakar.Yolda karşılaştığı sıkıntıları, eskiden yaşanmış tecrübeleri aktararak aşmayı düşünür.Tecrübe, muhafazakarı diğer zihniyetlerden ayıran en önemli özelliktir.Tecrübe; yani bilginin hem akılda, hem kalbde biriktirilmiş hali.

AKP''li olmak muhafazakar olmaya yetmiyor.AKP''nin muhafazakarlık ile hiç alakası yok esasında.Ta başından kendilerine yanlış isim koydular.Bu bilgiyi tutun aklınızda.Bir de bu satırların yazarı için, muhafazakar düşünceyi olumlamak ya da olumsuzlamak gibi bir derdinin olmadığını.Bendenizin tek derdi, kimliklerin “aşırı melezleşmiş” halini gözler önüne sererek, esasında hiç kimsenin hiçbir şey olmadığını göstermek.

Yukarıdaki satırlar Eyüp Belediyesinin “isim değişikliği” çabasını anlamlandırmak için yazıldı.Öncelikle Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş''ın “Piyer Loti tepesi piyer Loti tepesi olarak kalacaktır” yaklaşımını onayladığımı söylemeliyim.Neticeyi onaylıyorum.Ancak yaklaşım farkıyla.Kadir Topbaş,Piyer Loti''ye haksızlık olacağı ve turistik mekanlarda ismi değişikliğinin pratik olmayacağı açısından “lüzumsuz” buluyor bu tasarıyı.Ben Eyup Sultan hazretlerine saygısızlık olacağı için karşı çıkıyorum.Aradaki farkın ne önemi var neticeye bak diyebilirsiniz.Oysa ben bu farkı çok önemsiyorum.Çünkü dindarların oyuna talip olan siyasi partiler, bu farkı hiç önemsemediği için, görünüşte dindarların lehine gibi olan pek çok tasarı,öneri şiddetle dindarların aleyhine netice veriyor.

Eyüp Sultan hazretlerinin mübarek ismini, “seküler mekanlarımıza” vermeye kalkmak, hele ki Hristiyan bir yazar üzerinden ünlenmiş bir mekanı, “şimdi” değiştirmeye kalkmak lüzumsuzluk değil de nedir?

Bu tür lüzumsuzluklar, haklı taleplerin, değişikliklerin de sığ bir tartışmanın içine hapsedilmesine imkan hazırlıyor.

Bakınız tekrar söylüyorum,Eyüp Belediyesi''nde hakikaten muhafazakar danışmanlar olsa idi en evvelinden Hazret''in üstünden teleferik ile geçmenin adaba aykırı olduğunu bir zahmet Belediye Başkanına anlatmayı denerlerdi.Bu konuya benden başka kimsenin sahiden içi sızlamıyor mu?Teleferik neredeyse mezar taşlarına dokunacak kadar yakından geçiyor.Hadi ses verin!!!

Türkiye''de sadece eklektik zihniyetler var.Biraz ondan biraz bundan.Kavga gürültünün sebebi bu.Saf bir düşünce yok.Sosyalist,liberalist,muhafazakar,milliyetçi…Saf düşünceyi saf altın manasında kullanmıyorum.Ama en azından 18 ayar tutturmuş düşünce sahiplerinin olmadığını söylemeye çalışıyorum.Yaşadığımız seküler dünya zaten hiç kimsenin 24 ayar kalmasına müsaade etmiyor.Hep birlikte kapitalist değerler ile ilişkimizi ister istemez “zaruret miktarı” ölçüsünde “barışık” tutmaya çalışıyoruz.Fark ne?Bazılarımız bunu “zaruret miktarı”nca sınırlandırmaktan yana, bazılarımız olmakta olanın “mükemmel” olduğuna vurgu yapmakta.Bazılarımız ise kapitalist değerleri tepe tepe kullandığı halde, sembolik olarak bir iki konu üzerinden “şekilsel” ısrarcılık yaparak kendini “muhafazakar” sanmakta.

Kimse kendisini saf bir düşünceye adayacak kadar gönüllü değil .Balık ya da insan olmak yerine, hem karada hem denizde yaşayan balık adam/balık kız olmak derdinde pek çoğumuz.Böyle olunca da pespaye görünümlü parka Nakşi şeyhinin ismi verilerek, sözüm ona hazretin ismi “yaşatılıyor.” (Birkaç yıl önce bu konuda yazmıştım.)

O halde ne söylemeye çalışıyorum?Neye itiraz ediyorum?İtirazım bir düşünceye mensup olmak üzerinden isim kazanırken; esasında isme uygun olmayacak kadar ekleme-kökleme tavırları yapar gibi görünüp sonra da yapmadım/kim yaptı/maksat bu değildi/ üzerinden söz oyunlarına. Çünkü bu söz oyunları aşınmayı ,yozlaşmayı hızlandırıyor.

Netice olarak Eyup Sultan Hazretlerinin ismini,ruhaniyetine yakışmayacak mekanlara vermekten vazgeçelim.Piyer Loti piyer Loti olarak kalsın.Ama Piyer Loti''ye değil Eyub Sultan Hazretlerine saygımızdan.

Piyer Loti,Sultan Abdülhamit''in imaj yönetimi için beslediği; beşinci sınıf,marazalı bir yazardır neticede.Türk imajı üzerine hizmetleri de “en hakiki haremi ben bilirim” tezli oryantalist bakışı aşmaz.