Muhafazakâr görgü?

00:0020/09/2013, пятница
G: 9/09/2019, понедельник
Fatma Barbarosoğlu

Çarşamba günü... Günümüzde fakir öğrenci olmanın geçmişe göre neden daha zor olduğunu anlattığım yazımın yayınlandığı gün. Bir program için bir Bey aradı. Daha sonra bir sivil toplum örgütünde çalıştığını ve sosyolojide yüksek lisans yaptığını öğrenecektim.Davet ettiği programa katılamayacağımı teşekkür ettiğimi söyledim. İzahat bekledi. Neden katılamıyordum?!Son yıllarda böyle bir durum var. Davet edildiğiniz programa neden katılmadığınızı doktor raporu, mazeret dilekçesi ile delillendirmenizi,

Çarşamba günü... Günümüzde fakir öğrenci olmanın geçmişe göre neden daha zor olduğunu anlattığım yazımın yayınlandığı gün. Bir program için bir Bey aradı. Daha sonra bir sivil toplum örgütünde çalıştığını ve sosyolojide yüksek lisans yaptığını öğrenecektim.

Davet ettiği programa katılamayacağımı teşekkür ettiğimi söyledim. İzahat bekledi. Neden katılamıyordum?!

Son yıllarda böyle bir durum var. Davet edildiğiniz programa neden katılmadığınızı doktor raporu, mazeret dilekçesi ile delillendirmenizi, olmadı yalvar yakar bu sefer gelemiyorum ağam ama söz vallah bir daha ibibikler öter ötmez orada olacağım diyerek kendinizi affettirmenizi bekliyorlar.

Evet, affedilmeniz gerekiyor. Çünkü "hayır" diyerek suç işlemektesiniz...

En yakınınızdakiler sizden hiçbir izah beklemeden kararlarınıza saygı gösterirken; hiç karşılaşmadığınız, hayatınız üzerinde ufacık katkısı olmayan kişiler, arkalarına adlıları sivil toplum, dernek, tv kanalı, dergi gücü ile davetlerine icabet edemeyişinizi derin bir suçluluk içinde izah etmenizi bekliyor. En hafifi "geçen sefer de katılmamıştınız"; en ağırı da zaten sizi böyle çalışmalarda hiç aramızda görmüyoruz şeklinde oluyor.(Yuvadaki velilere konuşma yapmayı reddedince karşılaştığım "bu kadar kibirli olmayın" cümlesini bu kategorinin dışında tutuyorum.)

Yaşadığımız pek çok sıkıntının sebebi ideolojik değil adabı muaşeret eksikliği diyorum sık sık. Bir kere daha tekrarlamakta fayda var.

Adabı muaşeret eksikliği yüzünden herkese her şeyi izah ede ede yaşamaya mahkûm olduğumuzu acıdır ki, kimseler fark etmiyor.

Esasında bendenizi programa davet eden kişi biraz dikkat etse sesimdeki kırıklığı fark ederdi. Sesimde kırıklık olmasa da teşekkür ederim diyorsam Ben de teşekkür ederim/vaktinizi aldım deyip telefonu kapatması gerekir. Kamusal adabı muaşeret bunu gerektirir. Kayınvalidelerin bile çoktan kayınvalide olmaktan vazgeçtiği zamanları yaşarken, günde en az birkaç defa "kamusal kayınvalide" fırçası yer oldum.

Bu sadece benim yediğim bir fırça olsa idi günahlarıma kefaret olsun der üzerinde durmazdım.

Ama konu bireysel değil kamusal bir sıkıntının ifadesi.

Üstelik daha size final cümlesini yazmadım. Falanca beyin oğlu, filanca sivil toplum örgütünün başkan yardımcısı olduğunu söyleyen sosyoloji yüksek lisans öğrencisi, telefonu kapatırken göstermiş olduğu performansa bir yıldız daha ilave etmekten vazgeçmedi.

"Zaten tarzınız bana hiç uygun değil. Çok modası geçmiş konularla ilgilisiniz. Sizin çalıştığınız konular üzerine yazı yazan bile yok."

Kariyer basamaklarını uzun atlama ile geçeceğini vaat eden Sosyoloji öğrencisi haklıydı. Evet, Türkiye"de akademinin çalıştığı konular moda akım olarak başlar, sonra başladığı gibi biter.

Herkesin siyaset sosyolojisi, kimlikler üzerinden akıl fikir yürüttüğü bir zamanda demode bir şekilde sosyal konularla ilgilenmeye devam ediyorum.

Demokratik haklar sadece siyasi ayak üzerinden inşa edilebilecek bir köprü değil. Sosyal hakların, toplumun en zayıf kesimlerin göz ardı edildiği, lüksün bir haber olarak her fırsatta ortaya dökülüp saçıldığı bir toplumda, ortaya sadece bizi birbirimizden ayıran duvarlar çıkar.

Yazıyı bireysel bir yazı olarak okuma gafletinde bulunanlar olacaktır. Okuduğunuz yazı bireysel sıkıntılara dair bir yazı değil. Mesafe sorununu bir türlü halledemeyen bir ülkede, her gün yaşanan " sınırları ihlal" sorununa dikkatiniz çeken bir yazı.

Şunu unutmayalım: Küçük hikâyedeki ihlal ile büyük hikâyedeki ihlal arasında zannedilenden çok daha keskin geçişkenlik vardır.