Mutluluğun resmi/ “Tamamlanmamış Devrim”

00:006/04/2012, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

2005-2011 yıllarını kapsayan Dünya Mutluluk raporu yayınlandı. Türkiye 10 üzerinden 5 alarak 195 ülke arasında 78. sırada yer aldı. İskandinav ülkeleri olarak gruplandırdığımız Danimarka, Finlandiya, Norveç, İsveç dünyanın en mutlu ülkeleri oldu. Birincilik Danimarka''ya ait.En mutsuz ülkeler dünyadaki gelişmelerin sadece külfetini çekmiş olan Afrika ülkeleri. Günde beş bin bebek ve çocuğun açlıktan ve ishalden öldüğü Afrika''nın mutluluk notunun düşüklüğüne şaşırmış gibi yapanlar; konuyu, Yeşilçam

2005-2011 yıllarını kapsayan Dünya Mutluluk raporu yayınlandı. Türkiye 10 üzerinden 5 alarak 195 ülke arasında 78. sırada yer aldı. İskandinav ülkeleri olarak gruplandırdığımız Danimarka, Finlandiya, Norveç, İsveç dünyanın en mutlu ülkeleri oldu. Birincilik Danimarka''ya ait.

En mutsuz ülkeler dünyadaki gelişmelerin sadece külfetini çekmiş olan Afrika ülkeleri. Günde beş bin bebek ve çocuğun açlıktan ve ishalden öldüğü Afrika''nın mutluluk notunun düşüklüğüne şaşırmış gibi yapanlar; konuyu, Yeşilçam repliklerine getirip, Demek ki para ile saadet oluyormuş diyerek yor-um-la-dı-lar.

Sosyal hayatı ölçmek üzere ortaya koyduğumuz sorular açık ya da kapalı daima bir yoruma ve hedefe yöneliktir. Sosyal ölçümlerde nötr soru sormak pek kolay değildir. Başka türlü sorularla pek ala İskandinav ülkelerini “mutsuz insanlar ülkesi” olarak çıkarmak mümkündür. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Tek ebeveynli ailelerin, boşanma oranının, nikahsız birlikteliklerin, intiharların yoğunluğu açından da İskandinav ülkeleri birinci sırada.

Sorun şu ki soruları nasıl sorarsak soralım Afrika ülkeleri hiçbir zaman dünyanın mutlu ülkeleri arasında yer alamayacak. Necip Fazıl''ın muhteşem mısralarıyla: Allah''ın on pulunu bekleye dursun on kul/ Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul/Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa/Yaşasın, kefenimin kefili kara borsa.

Mutluluk izafi bir kavram. Ne var ki son yıllarda ülkemizde de yoğun olarak tükettiğin kadar mutlu olursun anlayışı ile tüketim ekonomisinin çarkları hızlandırılmaya çalışılıyor. Sizin de dikkatinizi çekiyordur muhakkak her hafta sonu, lüks tüketim ile ilgili olarak hazırlanmış haberler lüks tüketim kişinin mutluluk ihtiyacını karşılamak üzere vardır sloganı eşliğinde veriliyor.

İskandinav ülkelerinde kişi başına düşen milli gelir Afrika ülkelerinin 40 katı. Ortalama ömür Afrika ülkelerinde yaşayan insanlardan 28 yıl daha fazla.

İki haftadır kadınların çalışması üzerinden “yazıyoruz.” Yazıyoruz dedim çünkü sizden gelen mektupların ışığında ilerliyor konu. Nitekim bir okuyucumuz şöyle yazmış:

Fatma Hanım,

O kadar kadınların çalışması üzerine yazı yazdınız ama çalışan kadının hayatını zorlaştıran en büyük unsurun kendi kocası olduğunu açıkça dile getirmediniz. Ben çalışan bir kadınım, eşim her işi benimle paylaşır (yemek yapmak, çamaşırlar, çocuk bakımı, vs.) Ve bu durum ikimizin de hayatını zor olmaktan çıkaran bir unsur. Çalışan kadının esas problemi kocasının evde padişah gibi davranması. Değilse sorumluluklar paylaşıldığı zaman hayat ve işler hiç zor olmuyor... Hayırlı günler dilerim. E. E.

Dünya mutluluk raporunda İskandinav ülkelerinin birinciliği almış olmasını okuyucumuzun mektubu eşliğinde incelemeye devam edelim. Değerlendirmemde mihmandarım Danimarkalı sosyolog Gosta Esping –Andersen''in iletişim yay. çıkmış olan “Tamamlanmamış Devrim/Kadınların yeni rollerine uymak” kitabı.

“Tamamlanmamış Devrim”in yazarı kadınların Sanayi İnkılâbından bu yana çalışma hayatındaki macerasını feminist söylemleri de eleştiren bir anlayış ile ele aldıktan sonra “kadın Devrimi”nin sadece İskandinav ülkelerinde tamamlanmış olduğunun altını çiziyor.

“Kadın Devrimi”nin tamamlanmasında iki kıstas önemli: Kadınların esnek çalışma saatlerine sahip olması ve erkelerin ev işlerine yardımcı olması.

Mutlu ülkeler sıralamasında birinci olan Danimarka üzerinden erkeklerin ev işine üstlenme oranlarına bakalım:

1980''lerde erkeklerin ev işi üstlenme oranı 31 iken, 21 yüzyılda rakam 41''e yükselmiş.

İspanya''da aynı durum 1980''lerde 23 iken 21. yüzyılda 32''ye yükselmiş.

ABD''de rakam 1980''lerde 32 iken 21 yüzyılda bir derecelik artış göstererek 33 olmuş.

Erkeklerin ev işini üstlenme oranına odaklanma sebebim erkeklerin çocuklarına ayırdığı vakte dikkat çekmeye yönelik: “ABD ve İsveç''te yapılan anketler hem kadınların hem de erkelerin çocuklarla ilgili faaliyetlerden aldıkları zevke 1''den 10''a kadar puan tablosunda en yüksek puanı verdilerini ve bu puanın boş zaman faaliyetlerinin birçoğundan daha yüksek olduğunu gösteriyor.”

Son yıllarda medya aracılığı ile; ağlayan bebeğini öldüren baba haberlerine tanık oluyoruz. Türkiye''de kadınların en önemli sorunu ağlayan çocuğu susturmak, çocuğun başarısından, manevi eğitiminde mesul olmak olarak devam ediyor. Günümüzün erkekleri ne kavvam sıfatına sahip çıkıyor ne de modern hayatın gerektirdiği iş bölümüne.

21. Yüzyılın değişen kriterleri altında, sağlıklı aile ve huzurlu bireyler için Peygamber Efendimizin ahlakını içselleştirmemiz gerekiyor. Kendi söküğünü kendisi diken; hiç kimseden hizmet talep etmeyen; torunlarına ve bütün çocuklara şefkat ve itina ile muamele eden; kuşu öldü diye küçük çocuğa taziyeye giden Efendimizin ahlakına sahip oğullar yetiştirmek; erkeğin sahip olduğu en önemi zenginliğin şefkat, merhamet ve sabır olduğunu her vesile ile; eli kalem tutan kadınlar ve eli kalem tutan erkekler olarak dile getirmek asli vazifemiz olmalı diye düşünüyorum.

Velhasıl Tanzimat''tan bu yana “yeni kadın”ı konuşuyoruz. Oysa “yeni erkek” diye bir sorunu var Türkiye''nin.