
Gazeteleri internetten takip ediyorsanız bilirsiniz. Ana sayfada bir magazin kutusu olur daima. Ünlü kişilerin, yediklerine- içtiklerine, yaşadıkları mekânlara götüren.
Tam bir zenginin malı züğürdün çenesini yorar durumudur . Ne ki gençler, kadınlar bu “slayt gösterisinden çok etkilenir. Mekan, fotoğraflarda daima olduğundan daha geniş, daha güzel, daha estetik görünür.
Hal böyle olunca kendi yaşadığı yeri dar görmeye başlar insanlar. Türkiye''nin okuma yazma oranı ile gazetelerin takip edilmesi arasındaki oran hiçbir zaman sağlıklı bir gelişme göstermedi. Bunun olumsuz yanları kadar olumlu yanlarını görmeye dikkat ettim.Ta ki diziler hayatımızı ele geçirinceye kadar. Dizi filmlerin “muhteşem ev” mekânlarından sonra evlerimiz yuva olmaktan çıktı. Evler eşyaların nice zamandır.
Şeylerin dünyasında nefes almaya çalışıp ruhumuzun kanatlarını kırıyoruz.
Ruh ile beden bileşik kaplar misalidir. Biri azalırken diğeri artar. Bedenin hazzı azaldıkça ruh sıkılır. Bedensel hazlar ruhun kanatlarını kırar çünkü.
Ev bahsine Muhammet Esed''in Doğunun romantık olmayan yüzü adlı kitabında beni çok çarpan bir örnek üzerinden devam etmek istiyorum. Bilenler bilir ama bilmeyenler için önce, Muhammed Esed kimdir ansiklopedik bir bilgi sunalım.
1900 yılında o zamanlar Avusturya –Macaristan İmparatorluğunun sınırları içinde olan İvow şehrinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor Leopold Weiss. 20 Şubat 1992''de vefat ettiğinde ardında çok önemli eserler bırakmış bir mümin olarak cenaze namazı kılındı. 1926 yılında Ezher şeyhi Mustafa el –Meragi ile tanışmış ve Ezher''de Arapça öğrenmiş ve eşi ile birlikte Müslüman olmuştu.
Biraz önce bahsettiğim gezi notları kitabı Müslüman olmadan önceki iki yılını kapsıyor. Gazeteci-yazar, gezgin olarak çok çarpıcı bilgiler veriyor. Bu bilgileri okurken ne kadar özgür bir ruha sahip olduğunu hemen fark ediyorsunuz.
7 Ağustos günü fakir bir Arap evinde misafir oluşunu şu satırlarla anlatıyor : “Arap ailesi ve ben yani yaklaşık bir düzine insan aynı odada uyumak için yattığımızda gözlerim tavandaki sayısız kahverengi ağaç kirişlere takıldı,duvardaki sayısız girintiye baktım ve kendi kendime “kendi yerim” de buradan daha çok kendimi evimde hisseder miydim diye sordum,garip Arapların misafiri olarak.Ve aniden bizi Araplardan uzaklaştıran şeyin ne olduğunu fark ettim:Gam eksikliği.Gam nedir bilmiyorlar.” (s.123)
Esed''in “kendi yerim” dediği cümle bana büyükannemi getirdi. Rahmetli büyük annem ev kelimesini kullanmazdı. Yuva derdi. Hadi vaktiyle yuvanıza kavuşun diye uğurlardı öyleden sonra oturmasına gelmiş misafirlerini. Hayırlısı ile bir yuva kur diye dua ederdi çeyizine iğne batıran genç kızlara.
1980 öncesinin geceye karışan silah sesleri arasında burnu cama dayalı henüz eve gelmemiş olan ağabeyimi beklerken, kuşlar bile yuvasına döndü sen nerede kaldın a oğlum diye seslenirdi sanki bir yerlere sesini duyurabilecekmiş gibi.
Muhammed Esed''in fakir arap evinde onca Kalabalığın içinde kendini yuvasında buluşu olarak okudum yukarıda alıntıladığım satırları. Orjinal metinde gam kelimesi değil de belki kaygı kelimesinin geçiyor olabileceğini düşündüm. Müminin gamı ve kederi olur. Ancak kaygısı az olur. Gam ve keder ile kaygıyı ayıran nedir? Mümin esas vatanının, ötelerin sesini ve özlemini daima hisseder. Melal burcunda gezinir. Bu dünya hayatının gelip geçici oluşu öbür dünyayı kazanacak gayrette bulunmayış mümini kederlendirir, gamlandırır. Yani hüznü ile öte aleme bağlanır mümin. Oysa kaygı sebepsiz bir korkudur. İnsanlar modern hayatın içinde hüznü değil kaygıyı yaşarlar daha ziyade.
Kaygılarımız, korkularımız nesneler dünyasına bağlılıktan beslenir çoğu zaman.
Ev bahsinden başlamıştık yazıya. Ev bahsi ile nihayetlendirelim.
Ne çok ev reklamı var farkında mısınız? Olanların bir değil birkaç evi var. Ev bir yatırım aracına dönüştüğünden beri insanlar kendisini artık hiçbiryerde “yuva”da hissetmiyor.
“Yuva”sına varamayan insanlar kaygının ve korkunun esiri oluyor.
Başbakanımız verim ekonomisi için araba almayın ev alın diye yol gösterdi vatandaşlara. Bundan on beş yirmi yıl öncesine göre toplu konut sayesinde dar gelirli vatandaşlar daha kolay ev sahibi oluyor.
Ama kaçımızın “yuva”sı var?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.