"Ne kadar naziksiniz?"

00:0011/02/2000, Cuma
G: 11/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Özü nezaketten yana maya tutmamışlar arasında da arada sırada "nazik"lere rastlanır. Kiminin adı Nazik''tir, Nezaket''tir. Kiminin maskesi.Günlük hayatta en yanlış kullandığımız iltifatların başında gelir. "Ne kadar naziksiniz?" Kırılmayı hak ettiğimiz halde bizi kırmama lütfunu göstermiş dost için söyler miyiz acaba ne kadar naziksiniz diye. Hayır! Bu söz en çok böyle zamanlarda yerini bulup bir değere sahip olacakken, esirgeriz. Sanki birine ne kadar naziksiniz demek için ille de yabancı, ille

Özü nezaketten yana maya tutmamışlar arasında da arada sırada "nazik"lere rastlanır. Kiminin adı Nazik''tir, Nezaket''tir. Kiminin maskesi.

Günlük hayatta en yanlış kullandığımız iltifatların başında gelir. "Ne kadar naziksiniz?" Kırılmayı hak ettiğimiz halde bizi kırmama lütfunu göstermiş dost için söyler miyiz acaba ne kadar naziksiniz diye. Hayır! Bu söz en çok böyle zamanlarda yerini bulup bir değere sahip olacakken, esirgeriz. Sanki birine ne kadar naziksiniz demek için ille de yabancı, ille de tanımadığımız birinin olması şartmış gibi. Böyle zamanlarda biraz yalan, biraz yavan, çokça kopliman kokan bir edada söyliveririz: "Ne kadar naziksiniz..."

Birbirinin nezaketini ille de karşı cinsler anlarmış gibi, kadınlar erkeklere, erkekler kadınlara lütfeder "ne kadar nazik" olduğunu.

Dalkavuk ruhlular hiçbir dikkatleri olmadığı halde yerli yersiz herkesin hoşuna gidecek iltifatları sıraladıkça nezaket maratonunu en önünde koşan olarak artırdıkça artırır gayretini.

Kimler neyden hoşlanır bilir böyleleri. Hangi iltifat en çok ne zaman kâr getirir. Kime ne vakit ve ne durumda "ne kadar nazik" olduğu hatırlatılırsa muhtabı tarafından en yüce ilgiye mazhar olunur. Hepsini bilir dalkavuk ruhlular. Bağışlayın yanlış oldu. Dalkavuk ruhlular dememeliydim. İnsan mühendisleri demeliydim mesela. Ya da daha da modern, daha şık bir kelime uydurmalıydım.

Nazik olmak kadar nezakette bulunulacak muhataba da rastlamış olmak gerekir diye düşünebilirsiniz. O vakit siz nezaketin kendisine değil maskesine talip olanlardansınız. Evet nezaket de ikiye ayrılır. Önce ikiye sonra belki yeni başta on ikiye. Evet önce ikiye ayrılır nezaket. Cevheri nazik olanlar. Maskesi nazik olanlar diye.

Cevherinin mayası nezaket üzere tutmuş olanların nazik tavırlarını görmek için ne zaman gerekir, ne mekan. Her dem huzurdadırlar ya, eşyaya varıncaya kadar yaratılmış her şeye Yaradan aşkı için muhabbetle mukabele ederler.

Nezaket önce ikiye ayrılır dedik ya. İkincisindedir elbet sıra. Özü nezaketten yana maya tutmamışlar arasında da arada sırada "nazik"lere rastlanır. Kiminin adı Nazik''tir, Nezaket''tir. Kiminin maskesi. Maske niyetine taşınan nezaket ille zamanı ile de zamanına uygun düşecek muhatabı bekler. Muhatabını bekler yani kaz gelecek yerden bir, iki nezaketin esirgenmeyeceği muhatabını.

Muhatabını bulduğu zaman nezaket göstermek ve nazik olmak bayramlık seyranlık bir tavırdır. Ama yine de en çok onlar söylerler durup durup kendilerinin ne kadar nazik olduğunu. Bir lafa başlarken "çok ince düşünceliyimdir" demeyi ihmal etmezler mesela. Halbuki gerçek nezaket ehli bir dostu bir dostun yanında anacağı zaman bile "sizlerden iyi olmasın" diye başlar söz çemberinin içinden geçmeye.

Devirler değiştikçe nezaketin çehresi de değişir. Hem çehresi değişir hem de muhatabı. Ahmet Rasim kendisinden yaşça daha büyük olan bir zatı anlatırken aralarındaki farkı nezaket farkı olarak koymayı tercih eder:

"Yalnız yaş farkı mı?... Hayır!... Onun giyinişi, yürüyüşü, selam alıp-verişi, görüşü, adap ve merasimi de benden eski olduğunu bilenlere anlatmaya kafi gelir. Bakınız, verdiği selamın nezaketle yapılması şimdilerde bir yerde bulunmaz! Simasına kemal-i halavetle gelen o gülümseyiş, bizim çehrelerde görünmez. Gözlerindeki mültefit bakışlar eski terbiyemizdeki küçükler hakkında edilecek taltif muamelesinin nasıl başlaması lazım geleceğini gösterir."

Nezaket; hayatın inceden inceye hissedidildiği ve usul usul yaşandığı zamanlara uygun. Böyle bir çağ var mı? Her çağ kendini bir önceki çağdan daha hızlı ve daha farklı koyduğundan belki bir önceki çağın daha nazik bulunması. Montesqueiu mesela. İngilizleri hızlı yaşadıkları için hiç de nazik bulmamıştı: "İngilizler meşgul insanlardır, karşılaştıklarında şapkalarını kaldıracak kadar bile zamanları yoktur." Günümüzde de Amerika''ya giden herkes yeni dünyanın kaba-sabalığından bahsetmiyor mu?