“Nezaket haftası” dolayısıyla üç gün kapalıyız

00:0017/02/2010, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Son on gündür Mecliste yaşananlar Uzakdoğu parlamentolarını aratır oldu. Neden Uzak Doğu diyeceksiniz? Hatırlar mısınız, geçen yıl Seul''de kadın parlamenterler ayaklarından ayakkabılarını, erkekler bellerinden kemerlerini çıkarmıştı. Ne için “layıkıyla dövüşebilmek için.Hamd olsun biz henüz o noktaya gelmedik. Ama gelebileceğimizi; potansiyel olarak bu gücü muhafaza ettiğimizi; 1970''li yıllardan bu yana biliyor, yaşı kemale erenler. Sadece yaşımız kemale eriyor zaten. Ruhumuz maşallah her daim

Son on gündür Mecliste yaşananlar Uzakdoğu parlamentolarını aratır oldu. Neden Uzak Doğu diyeceksiniz? Hatırlar mısınız, geçen yıl Seul''de kadın parlamenterler ayaklarından ayakkabılarını, erkekler bellerinden kemerlerini çıkarmıştı. Ne için “layıkıyla dövüşebilmek için.

Hamd olsun biz henüz o noktaya gelmedik. Ama gelebileceğimizi; potansiyel olarak bu gücü muhafaza ettiğimizi; 1970''li yıllardan bu yana biliyor, yaşı kemale erenler. Sadece yaşımız kemale eriyor zaten. Ruhumuz maşallah her daim ergenlik çağında, kavgaya teşne.

Durum vaziyet bu merkezde olunca, Cumhurbaşkanımız bir açıklama yaptı. Medyaya seslendi. Bir hafta boyunca siyasilere mesafe uygulama önerisinde bulundu.

“Siyasilerin yaptıkları polemiklere prim vermeyin. Yazmayın söylenenleri. Bir hafta herkesin birbirine iyi söylediklerini yazın. Bakalım ne olacak?”

Mesafe önerisi önemli. Çünkü adab- ı muareşet bir mesafe meselesidir.

Olmakta olanlara belli bir mesafeden bakarak fikir üretmek yerine siyasiler birbirine girer. Çünkü bu daha kolay ve daha çok “ses” getiriyor.

Mesele “ses” olunca, gündem yarı gizli yarı açık erken seçime doğru yelken açınca, vekiller de kendilerini başkanlarına hatırlatacak “ses” denemelerinde bulundu. Bir elin nesi var iki elin sesi var diyerek atalar sözünün mihmandarlığında birbirlerine girdiler.

Cumhurun başı olarak sayın Abdullah Gül, “ilgisizliği” hakem tayin etti. Bir hafta boyunca sessiz kalın Söz gümüş sükut altın. Hadi gösterin altınlarınızı.

Kime söylüyor bunları cumhurbaşkanımız?

Medyaya!

Tencere dibin kara seninki benden kara.

Centilmenlik sükûtunun netice verebilmesi için, necip medyamızın pek necip kalemleri gündem orucuna niyet etsin bakalım.

Gündem olmayınca, polemik olmayınca köşe yazarlarımız eteklerindeki taşları atamayınca, ne yazacaklar?

Havadan sudan. Hayattan, hayat pahallılığından. Annelerin SBS ve ÖSS çıkmazında sitresi tavan yapmış çocukları ile bir türlü iletişim kuramamaları üzerinden. Öğrenilmiş çaresizlik ile öğrenilmiş şiddet arası büyümeye çalışan gençlerden…

Yazı çıkarabilirler mi ?

Çıkaranlar olur elbet.Onlar zaten bunları yazıyor.Ama siyasi gündemin yakın takip kalemleri ne yazacak!?

“Nezaket yasağına” hem medya hem de siyasiler üç gün dayanabilirlerse ne ala. Dayanamaz. Neden dayanamaz? Bunun ipuçlarını Zaman gazetesinden Hüseyin Gülerce veriyor.

Cuma günü NTV radyoda Halkın Sesi programını sunan Sedat Küçükay''a telefonla bağlanan Hüseyin Gülerce; Cuma hutbesine hazırlanmayan hocaların, bir iki dakika geçtikten sonra yumruklarını vurmaya, halkı cehennem ile korkutmaya başladıklarını anlatarak, siyasileri hazırlık yapmayan vaizlere benzetti.

Bu nezaket yasağı sonrası siyasiler hazırlık mı yapmaya başlayacaklar?

Hayır.

“Köşeciler” hayat okumalarına mı girecek en derininden?

Hayır.

Neden bu soruların cevabı hayır? Çuvaldızı kendine batır ey okuyucu. Polemik yazılarını seviyorsun. On “çatışma” yazısı okuduktan sonra şimdi okumakta olduğun satırlarda dinlenmek sana iyi geliyor.

Nezaket haftasına önce sen dayanamazsın ey okuyucu. Bizde her şey “böyle” oluyor.

Neden?

Biz “böyle” olduğumuz için.