
20 Ocak Salı günü bütün dünya Obama''nın yeminine kilitlendi. 21. Yüzyıl''a damgasını vuracak siyah başkanın yemin törenine yani o “tarihi an”a tanıklık etmek için -5 derece ısıya rağmen milyonlarca kişi toplandı tören meydanına. Meydanda olmayanlar dünyanın dört bir yanında ekranlarının başındaydı. Obama''nın “tarih yazacağına, tarihi değiştireceğine” dair yeşertilip büyütülmüş umutların etkisi kadar fevkalade bir şey olabileceği heyacanı da var mıydı o kalabalıkta?!
Sınırların ortadan kalktığı, ülkelerin “yatay toplum” gerçekliği içinde kimliğini yitirdiği, etnik kimliklerin ön plana çıktığı bir zamanda; Obama kedi geçmişi ile; hem herkes, hem sadece Amerikalı tanımının, karizmatik bir ifadesi olarak; dünyayı, kendi kimliği etrafında lehimleyip bütünleyeceği imajını verdi. Önce kendi ülkesine sonra bütün dünyaya.
Katoliklerin baskısından kaçan Protestan “kurucu babaların”, hürriyetin kalesi olarak inşa ettikleri ABD; Obama''nın zenciliğinden önce, başkanın beyaz ve Protestan olma şartına dair ilk kırılmayı 1960 seçimlerinde J.F.Kennedy''nin şahsında yaşamıştı. Seçim kampanyası esnasında bir Katoliğin başkan olamayacağı tartışmalarının yapıldığını, en az Türkler kadar hafızası kıt olan Amerikan halkının yüzde kaçının hatırladığını bilmiyoruz. Ama Kennedy''nin Beyaz Saray''da sadece iki yıl oturup bir suikasta kurban gittiği ve kimlerin niçin öldürdüğüne dair tezlerin canlılığını borçlu olduğumuz filmler, nisyanımızı engelleyen şifa gibi.
Seçim kampanyası boyunca, J.F.Kennedy suikastı hatırlatılarak “derin Amerika”nın Katolik bir başkana biat etmediği; baba tarafından Müslüman, teninden dolayı “renkli” Obama''nın, seçilmişliğine asla razı olamayacağı; seçimleri kazansa bile daha yemin ettiği gün suikasta uğrayacağı senaryoları gündemde kaldı.
Obama''nın liderliğini ve karizmasını analiz edenler, onun teknolojik unsurları, insanî bir hassasiyet katarak kullandığı üzerinde duruyor. Oysa Obama''nın zaferinde; hüzünlerini ve kederlerini, hayallerini ve öfkelerini seslerine yükleyerek; beyazların ve siyahların önce kulağına sonra gönlüne ulaştıran, “renkli” hançerenin yorgunluğu var. Beyazların yaptığı filmlerdeki siyah iyi adamların, adaleleri kuvvetli zenci sporcuların yani sanatın ve sporun ırkçılığın koyduğu engel taşlarını kaldıran gayreti var.
Obama; Lincoln''ün İncil''ine el basarak yemin ederken, ikinci bir “Amerikan rüyası” olarak sadakatini dile getiriyordu. ABD''nin 16.Başkanı olan Abraham Lincoln fakir bir çiftçinin çocuğu olarak bir barakada dünyaya gelmiş, hitabeti ve adaleti ile Amerikalıların en sevdiği başkanlardan biri olmuştu. Ne ki, bu sevgi onun bir suikasta kurban gitmesini engelleyememişti.
Lincoln 1861-1865 yılları arasında, yani ülkenin Kuzey-Güney diye ikiye ayrıldığı bir zamanda, ABD''yi yönetmiş, köleliği ortadan kaldırmış, onca keskin ikiye ayrılmışlığına rağmen ülkesinin bütünlüğünü koruyabilmişti.
Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır sözü malum. Bendeniz o sözü her başarılı erkeğin arkasında bir kadın, her başarılı kadının arkasında birkaç kadın vardır diye tamamlıyorum. Ama Obama''nın başarısının arkasında 150 yıl öncesinden Lincoln var. Lincoln''ün başarısının arkasında da basıldığı gün 3000 satan, dünyayı değiştiren kitaplar listesinin başında gelen Harriet Becher Stowe''un “Tom Amca''nın Kulübesi” adlı romanı var. Yani bir kadın!!! “Milli şuuru ve insancıl duyguları başka hiçbir şeyin yapamadığı bir derecede uyandırdığı kabul edilen kitap” Kuzey-Güney savaşının siyahlar lehine başlatıcısı olarak görülmüştü. Nitekim Abraham Lincoln 1862''de Beyaz Saray''ı ziyareti sırasında Bayan Stow''u tebrik ederken, ondan “Büyük savaşı çıkaran kitabın küçük yazarı” diye bahsetmişti. Tom Amca''nın Kulübesi yazılmamış olsaydı Lincoln''ün ABD başkanı seçilemeyeceğini söyleyenlerin sayısı hiç de az değil.
Yani “Amerikan rüyası”, rüyasının sürekliliğini en ziyade özgürlüğe ve sanata borçlu.
ll-
ABD''de Başkan''ın okumak istediği kitapları okuyup kitaplar hakkında bilgi veren bir ekip var biliyorsunuz. Bush''un bu ekipten hiç hizmet almadığı esprilere sebep olmuştu. Benzer bir ekibe bizim siyasetçilerimizin de ziyadesiyle ihtiyacı var. Özellikle dünyanın tartıştığı ahlak ve özgürlük, kimlik ve aidiyet problemlerini inceleyen; sanayi devrimi sonrası meydana gelen toplumsal değişme ile dijital devrim ve gen teknolojisi ile meydana çıkan günümüz problemlerini mukayese eden, tartışan kitaplara. Ve bu kitapları heyecan ile okuyup, “doğru özeti yapabilecek “doğru okuyuculara”.
Mesela Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız yoksulluk ile ilgili olarak felsefi ve sosyolojik bir brifing alsa, yoksulluğun yeni tanımları üzerinde gerçekleştirilecek beyin fırtınalarına tanıklık etseler, önümüzdeki günlerde bizi bekleyen sıkıntılar için çözüm bulmak konusunda kavi bir adım atılacağını düşünüyorum.
Dünya her gün binlerce kişinin işini kaybettiği bir zamanı yaşıyor. Bizi bekleyen en büyük sıkıntı bu. Hazırlıklı olmak için yoksulluğun ve zenginliğin yeni tanımları üzerinde çalışmak gerekiyor diye düşünüyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.