"Okullarda hayat olsun"

00:0030/05/2012, Çarşamba
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Gündem malum... Sezeryan, kürtaj...Merakla bekliyorsunuz konuya dair neler yazacağımı. Pazartesi günü birkaç telefon aldım muhabir arkadaşlardan. Görüş vermiyorum.(Neden vermediğimi belki bir gün anlatırım.) Gündem üzerinden TV programlarına katılmıyorum.(Sebebini uzun uzun anlatmak gerekiyor. En az dört yazı çıkar. Onun için şimdilik bu konuya hiç girmiyorum)Önümüzdeki hafta, sezaryen meselesini, kadınların doğurma oranlarının azalmasını "acı" üzerinden ele almak istiyorum. "Bedenim benimdir" sloganının

Gündem malum... Sezeryan, kürtaj...

Merakla bekliyorsunuz konuya dair neler yazacağımı. Pazartesi günü birkaç telefon aldım muhabir arkadaşlardan. Görüş vermiyorum.(Neden vermediğimi belki bir gün anlatırım.) Gündem üzerinden TV programlarına katılmıyorum.(Sebebini uzun uzun anlatmak gerekiyor. En az dört yazı çıkar. Onun için şimdilik bu konuya hiç girmiyorum)

Önümüzdeki hafta, sezaryen meselesini, kadınların doğurma oranlarının azalmasını "acı" üzerinden ele almak istiyorum. "Bedenim benimdir" sloganının temsil ettiği acı çekme/çekmeme üzerinden. Yani konu siyasi olduğu kadar antropolojinin ilgi alanına ve elbette biyoteknolojinin alanına giriyor.

Ama bugün pazartesi günü bıraktığımız yerden devam edeceğiz...(Yazılarınız ders gibi geliyor diyen Sivas''tan B.U''ya teşekkürlerimi gönderiyorum.)

Pazartesi günü "Yazarlar Okullarda" projesinden bahsettim. Önümüz yaz tatili,çocuklar ve gençlerle ilgili olarak iki temel problemimiz var:Vakti değerli kılma bilinci ve öğrenme/inşa etme heyecanı.

Bu konuda Milli Eğitim Bakanımız sayın Ömer Dinçer''in atacağı adımların hedefe varacağına inanıyorum.

(Okullarda seçmeli siyer dersine karşı olduğumu geçerken ifade edeyim. Burada yazmayacağım Bakan Bey isterlerse sebeplerini kendilerine bizzat anlatabilirim. Seçmeli siyer dersi ve Kuran-ı Kerim dersi yerine Osmanlıca dersinin herkes için zorunlu ders olmasının daha doğru olduğuna inanıyorum.)

Sayın Ömer Dinçer''in Pazar günü yaptığı konuşmada bendenizi en çok etkileyen bölüm " Okullarda hayat olsun" projesi oldu.

'' Kütüphanelerin, bütün okullarda binanın üst katlarında, ücra yerlerde, koridor sonlarında ve genelde de kilitli olduğunu ifade eden Bakan Dinçer, kütüphaneden sorumlu öğretmen ve öğrenci bulunduğunu, öğrencilerin kitap almak için gelmediğini, gelse de kapalı olduğu için bulamadığını, kütüphaneden sorumlu olan öğretmen ve öğrencinin de alınan kitabın geri gelmeyeceğinden endişe duyduğu için kitabı vermek istemediğini anlattı.

Kitap okumayı seven bir insan olarak kurmuş olduğu şu cümle bendeniz için çok anlamlıdır: "Kitap gelmese ne olur?"

"Okulda Hayat Olsun'' projesi zamanı ve mekanı okul ölçeğinde insanların hizmetine sunarak, eğitimin sivil bir anlayışa büründürülmesinde çok önemli bir adım .

Milli Eğitim Bakanımız Dinçer, "Okulda Hayat Olsun" projesinin bilgisayar laboratuarı ve kütüphaneleri, okul bahçelerini, çok amaçlı salonları ve yemekhaneleri kapsadığını anlattı:

''Kütüphaneler, en üst katlardaki, koridor sonundaki yerlerden alınarak, bilgisayar laboratuarlarıyla birleştirilecek, her ikisi de derslik olmaktan çıkarılacak, daha sivil, okulun en kolay ulaşılabilir yerinde, vatandaşların da çabukça girip çıkabilecekleri ve daha rahat ve serbest şekilde tasarlanan odalara konulacak. Hem bilgisayar salonu hem kütüphane olacak. Burası sürekli açık kalacak, sadece ders zamanı değil, eğitim bittikten sonra da akşam 20.00–21.00''e kadar, hafta sonları da açık olacak. Burayı sadece öğrencilerin değil, mahalle halkının da hizmetine sunacağız. Çocuklar internet kâffelere gitmesinler, kötü alışkanlıklar edinmesinler diye internet olacak. Çocuklar kitapları istedikleri gibi kullanacaklar. Veliler de bir şey okumak istiyorsa mekândan yararlanabilecek. Her okulda bir mahalle kütüphanesi oluşturmak için böyle bir serbestleştirme yaptık. Birçok yerde başlattık, İstanbul''da da konuyla ilgili çalışma yürütülüyor.''

Okul bahçelerinin gri mekân olmaktan kurtaracaklarını anlatan Milli Eğitim Bakanımız mahalleyi okullar üzerinden yaşanır mekânlar kılmayı hedefleyen projeler geliştirmeye devam edeceklerini söyledi.

Bakan Bey''in bahsetmiş olduğu projeler benim için bir zamanlar ne büyük ihtiyaçtı. Doktora öğrencisi bir anne olarak oğlumu büyütürken, bir kütüphaneye giderek "burada sadece kitap okunur" anlayışını kazandırmayı, kütüphane ortamının bahşetmiş olduğu "kesintisiz zaman"a kavuşmayı ne çok hayal etmiştim.

Hayal etmek-İstemek, kavuşmanın yarısı. Buna daima inandım. Bu bakımdan bir hayalimin gerçekleştiğini görmek bendenizi çok heyecanlandırıyor.

Cuma günü okumaktan zevk alan öğretmenlerin okuma alışkanlığı ve zevki kazandırdığını çok çarpıcı örnekler üzerinden anlatmaya devam edeceğim inşallah.