Okullarımızda Arakanlı gençlere yer açalım...

00:0013/08/2012, Pazartesi
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ve Sayın Emine Erdoğan''ın Myanmar (Burma)seyahati ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamaları, söyleşileri ilgi ile okudunuz muhakkak.Ramazan''a Arakanlı Müslümanların uğradığı zulüm haberleri ile girdik. Bugünden düne, dünden bu güne gittik-geldik.Orwell''in Burma Günleri romanını bilirdim. Ama ne Burma''da yaşayan Müslümanlardan haberdar idim ne de orada yıllarca esir hayatı yaşadıktan sonra toprağın koynuna karışmış şehitlerden.Küçük hikâyeyi büyük hikâyeye

Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ve Sayın Emine Erdoğan''ın Myanmar (Burma)seyahati ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamaları, söyleşileri ilgi ile okudunuz muhakkak.

Ramazan''a Arakanlı Müslümanların uğradığı zulüm haberleri ile girdik. Bugünden düne, dünden bu güne gittik-geldik.

Orwell''in Burma Günleri romanını bilirdim. Ama ne Burma''da yaşayan Müslümanlardan haberdar idim ne de orada yıllarca esir hayatı yaşadıktan sonra toprağın koynuna karışmış şehitlerden.

Küçük hikâyeyi büyük hikâyeye bağlamakta çok mahir olan Dışişleri Bakanımız''ın yüzlerce Osmanlı askerinin istirahata çekildiği Mektila''daki Türk Şehitliği''nde anneciğinden mektup bekleyen İsmail''i hatırlaması/hatırlatması çok manidar idi.

''Valideciğim hemen hemen üç seneyi geçen esaretimde sizlere birçok mektup gönderdim. Katiyen hiçbirinin karşılığını göremedim. Esir evladınızın böyle yabancı bir memlekette esarette bulunduğunu bilirken niçin bir kuru mektubunuz gelmesin? Gözden ırak olduysak gönülden de mi ırak olduk?

Herkesin anasından babasından mektup geliyor, ben de yollara bakıyorum mahzun oluyorum. Bu ana kadar mektupsuz kaldım. Anneciğim şimdi ve sonra sakın beni cevapsız bırakmayınız.

Mektuplarınızı gözlemekteyim. Ellerinizden öpüyorum. Evladınız İsmail.''

''Bana niçin cevap yazmıyorsun'' diye soran İsmail''e cevabı yıllar sonra Dışişleri Bakanlığı yazdı.

En son Budapeşte''de üzeri karlarla kaplı Türk Şehitliği''ni gönlümdeki yangın ile ziyaret etmiştim. Şehitlik ziyaretleri beni çok etkiler. Bir şehre hangi kapısından girersiniz sorusunun cevabıdır benim için şehitlik. Varsa önce şehitlikten girerim. Şehitlerin doğum tarihlerine bakarım. Küçücük yaşları ile toprağın koynunda öylece bekliyor oluşları ile ürperirim. Çünkü bizim çocukluğumuz toprağın koynunda solmayan şehit bedenlerinin hikâyeleriyle boy atan bir çocukluktur.

Arakan Müslümanlarının halini okur, ahvaline gözyaşı dökerken 19.Yüzyıl''ı kaybedişlerimizin yüzyılı olarak boğazımda yumruk, kalbimde ağrı ile hatırladım. Hatırlayışıma 1999''un son ayları, son günlerindeki milenyum çılgınlıkları eşlik etti.

21.Yüzyıl''ın kaybedişlerin yüzyılı olmaması, rikkate, dikkate ve dahi herkesin canını kendi canımız kadar aziz bilmemize bağlı.

Batılıların Türk gibi başla Alman gibi bitir diye bir sözü var. Evet, başlamalarda mahiriz. Şevk ki kalbimizin bitmeyen ziyasıdır. Lakin o şevk hali ile başlayan hareketin bir bereket olarak nihayetlendiremediğimizi kabul etmek zorundayız.

Arakanlı Müslümanların sesini dünyaya daha etkileyici ve düzenli olarak bildirmenin yollarını aramalıyız. Resmi geziler önemli muhakkak. Resmi başlangıçlar sivil toplumun düzenli çalışmaları ile sürdürülmediği zaman magazinel bir boyuttan öte geçilememiş oluyor. Ve en kötüsü ilk karşılaşma anının sevinci zaman içinde bir yüke ve baskının biraz daha artmasına sebep olabiliyor.

Sabah gazetesinden Damla Karayerli, Arakanlı Ömer Tarık ile çok etkileyici bir söyleşi yapmış. Söyleşiyi lütfen okuyun. Ve en az on kişinin daha okuması için seferber olunuz. Yüksek eğitim alabilmek için Arakanlı Müslümanların Budist olmaya zorlandığını anlatıyor Ömer Tarık.

Sadaka ve zekât ayındayız malum. Müslümanlar Arakanlı gençlerin Türkiye''de eğitim imkânına kavuşması için seferber olmalı.

Unuttuğumuz, unutmak ne hiç bilmediğimiz Arakan''ın çocuklarını ve gençlerini eğitim seferberliği içinde ''burada'' ağırlamanın yo-lunu, yöntemini bulmalıyız.