Okuyucu ve mesafe

00:007/01/2013, Pazartesi
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

I-Ey okuyucu! İki şeyi birbiriyle mukayese edeceksen denk olmasına dikkat et.Yaşlı ile genci mukayese etme. İkisi de kadındır diye birini öteki üzerinden tartma.Bıyıklı erkekleri bıyıklılarla mukayese etmediğine göre, yazar kadınları/kadın yazarları, başı örtülüdür nasılsa diye beyhude aynı sayfaya sığdırmaya uğraşma!Fikri fikir ile tart. Duyguyu duygu ile. Kalbinde duymadığın ıstırabı, durum bunu gerektiriyor diye takas yoluyla yerleştirmeye çaba sarf etme.Ey okuyucu! Bilenler ile bilmeyenler bir

I-

Ey okuyucu! İki şeyi birbiriyle mukayese edeceksen denk olmasına dikkat et.

Yaşlı ile genci mukayese etme. İkisi de kadındır diye birini öteki üzerinden tartma.

Bıyıklı erkekleri bıyıklılarla mukayese etmediğine göre, yazar kadınları/kadın yazarları, başı örtülüdür nasılsa diye beyhude aynı sayfaya sığdırmaya uğraşma!

Fikri fikir ile tart. Duyguyu duygu ile. Kalbinde duymadığın ıstırabı, durum bunu gerektiriyor diye takas yoluyla yerleştirmeye çaba sarf etme.

Ey okuyucu! Bilenler ile bilmeyenler bir olur mu ayeti kerimesini unutma.

Dijital dünyanın sözde eşitlik ortamını fazla da ciddiye alma. Herkes kendisi kadar.

Sanal bir kimliğin arkasına saklanarak ettiğin küfür seni cesur kılmaz daha fazla korkaklaştırır.

Ey okuyucu! Tıklamak okumak değildir.

Her yazının bir okunma süresi ve dahi süreci vardır.

Yazarının uğraşarak kaleme almış olduğu yazıyı beş saniyede tıklayarak okuduğun zannına kapılma.

Üstelik beş saniyede tıklamış olduğun yazının arka planında yılların okumasından damıtılmış görgü ve bilginin saklı olduğunu unutma.

Ahmet Mithat"ın roman adıyla sesleniyorum sana: Henüz on yedi yaşındasın. Ortalama ömrün altmış yıl olduğu zamanlarda senin yaşın olgunluğa geçiş yaşı idi. Lakin ortalama ömür 85, ergenliğin bitme yaşı 40 olunca sen daha bebek sayılıyorsun. Yaptıklarına, okumadan yorum yazışlarına, acı bir tebessüm eşliğinde sükut ediyoruz.

Ey okuyucu sen istediğin kadar, Ben senin okuyucun idim falan yazından filan cümlenden dolayı kitaplarını yaktım desen de, erbabı okuyucusunu bilir. Bu tarz tepkilerin en çok da hiç okumayanlardan geldiğini bu satırların yazarı dahi 25 yılın tecrübesi ile bilmektedir.

Ey okuyucu, okuma dahi hüner gerektirir. Olmayan hünerini küfretme kapasiten ile kapatmaya beyhude uğraşma.

II-

Merhum Refik Halit Karay( 1888–1965) okuyucu mektuplarını 15 kategori altında toplamış.

Doğacak çocuğa isim için danışanlar, dil bahsine ait sual soranlar, biyografik ve bibliyografik malumat, aile ve aşk meselelerine irşat, fotoğraf talepleri, cevapları tetkike muhtaç sorular, cevap alamayanların öfkesi, amatör muharrirlerin eserleri, çeşit çeşit itaplar, nakil vasıtaları hakkında şikâyet, maaş ve hizmet talebi, yardım dilekleri, sizi nerede bulabilirim ve sonuncusu: Yazılarınızı takdir, fikirlerinizi tasvip, tenkitlerinize iştirak, gayretinizi tevsik…

Refik Halit Karay bütün yazarların üzerinde hemfikir olduğu üzere en çok sonuncu bahsi seviyor ve şöyle diyor: "Görüyorsunuz ki, insanın Amerika Cumhurreisi kadar tahsisatı, teşkilatı, hususi kâtipleri, istişare müdürleri ve kalem heyetleri olsa yine bu işlerin uhdesinden gelemez. Öyle olmakla beraber –samimiyetle itiraf lazım- bir muharriri hiçbir mükâfat, okuyucu mektupları almak derecesinde memnun edemez. Allah eksikliğini göstermesin!"

III-

Doğacak çocuğa isim bahsini Senai Demirci twitter hesabından karşılıyor. Dil bahsine dair yanlışlar, biyografik ve bibliyografik malumat, fotoğraf, cevapları tetkike muhtaç sorular için de allame google"umuz var artık.

Amma velakin okuyucuların öfkesi, gönül işleri konusunda yazardan yardım bekleyişi, şu derdimiz var niye kaleminizi bu konuda oynatmıyorsunuz diye şikayet edişi, ille de benim kitabım var niye tanıtmıyorsunuz isyanı, zamana yenik düşmeyerek varlığını korumaya devam ediyor.

Sizi nerede bulabiliriz sorusu face hesabınız yok mu twitter"e ne zaman geleceksiniz, sizi okulumuzda görmek istiyoruz şeklinde güncellenmiş durumda.

Takdir ve tebrik kısmına gelince… İşte zurnanın zırt dediği yer burası.

Tebrik etmek için tutuk davranan günümüz okuyucusu eleştirmek için fazlasıyla seferber. Sorun şu ki internet üzerinden gerçekleşen okuyucu yorumlarında YOR-UMUCU, yorumunu paylaştığı köşenin yazarının yazdıklarına dair değil tamamen ruh haline göre takılıyor.

Evet siz belki bu satırların yazarına yakıştıramadınız ama… Durumu izah eden doğru kelime tam da takılmak. Yorucumlar kafalarına göre takılıyor. Mesafe sorunu tam da burada yakıcı bir mevzu haline geliyor işte. Yazar muhatabına yazıyor, muhatabı okuyor ama ses vermiyor. Muhatap olmayan okumuyor ama bas bas bağırıyor.

IV-

Mesafe konusunda sadece okumadığı yazılara yorumlar yazan "OK-U-YUCU" mu sorunlu? Hayır.

Vekillerimiz ve bakanlarımız sanat ve mesafe konusunu, sanat ve siyaset mesafesini bir türlü ayarlayamıyor.