
I-
Daha derin bir düşünce, eleştirel bakış beklediğimiz bilim kadınlarının, kendini merkezde tutarak yaptıkları "analiz"lere şaşırdığımı söyleyerek başlayayım bu günkü yazıma. Sanki başkalarını düşünmek sadece "çirkin" kadınların sorumluluğu imiş gibi tavır takınmalar. Kadınım işte. Gencim, güzelim, anneyim, eşim. Kadınlar Günü''nü de seviyorum, Sevgililer Günü''nü de! Anneler Günü de benim, Dünya Kitap Okuma Günü de benim düzeyinde yazılar, konuşmalar hafta boyunca canımı sıktı.
Dünyanın hiçbir yerinde duyarlılık sadece "çirkin" kadınlara bırakılmamıştır. Ama Türkiye''de böyle bir iş bölümü var. Kendini "güzel" sananlar, egolarını şişirmelere doyamıyor. Ne kadar ego o kadar kariyer!
Biliyorsunuz ben özel gün ve haftalara karşıyım. Çünkü özel gün ve haftalar, yaşanmakta olan duyguları tüketim kodlarına tercüme ederek öldürüyor.
Şubat''ta sevgili, Martta kadın, Mayıs''ta anne Haziran''da baba, Temmuz Ağustos, Eylül en tatilci kimlikler, hem bize hem muhatabımıza "armağan" olarak sunuluyor.
Sadece "özel günler" in, alınıp verilen armağanlar üzerinden "güzel günler" olması değil, en stratejik, en hayati konularımızı da ancak "gündem" olursa idrak edebiliyoruz.
En son bunu Sağlık Bakanı Recep Akdağ''ın açıklamaları üzerinden yaşadık.
1999 depreminden sonra dünyada bir sallantı olsa kendi deprem gerçeğimize kilitleniyorduk.
Ne vakittir dünyadaki sallantılar biz pek "sallamıyor" du ki, maalesef Elazığ depremini yaşadık. Elazığ depremi üzerinden bir zahmet tekrar hatırladık "deprem gerçeği"mizi.
Hatırladık da ne yaptık!?
Sadece ekranlarımızı "deprem profesörlerimize" yeniden açtık.
Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım şuuru içinde sıramızı savdık.
Okullar tatbikat yaptı. Çocuklar tatbikatlarda pek eğlendi.
Sonra.
Sonrası Sağlık Bakanı Recep Akdağ''ın açıklaması: 1999 depreminin üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen İstanbul''daki hastanelerin çoğunda hâlâ güçlendirme çalışmaları tamamlanamadı.
II-
12 Kasım 1999 Düzce depreminde anneciğim Çapa Tıp Fakültesi''nde ameliyat olmuştu. Kardeşim başında refakatçi. Ameliyat sonrası çıkarıldığı bölüm hastanenin en üst katlarından biriydi.
Düzce''de olan deprem, Çapa''daki hastaneyi yaprak gibi sallıyor. Hastane birden can pazarına dönüşüyor. Yürüyebilecek olanlar merdivenlere koşuyor. Sağlık personeli kendi canını kurtarmanın derdinde.
Annem kardeşime “Beni bırak sen de kaç” diyor.
Yeni ameliyattan çıkmış hastaların yaşadığı şoku düşünebiliyor musunuz? Hâlbuki o an, onların kendilerine teminat verecek sağlık personeline ihtiyacı var. “Korkmayın hastanemiz depreme karşı dayanıklıdır, emniyettesiniz” cümlelerini duymaya ihtiyacı var. Hastane personeli bunu söyleyebilir mi? Hayır. Çünkü duvarlarında derin çatlakların olduğunu her gün görüyorlar. Herkes kendi canını kurtarmanın derdinde.
III-
Ergenekon filan tamam da…
Şunca yıl tek başına iktidarda olan bir hükümet, deprem ile ilgili olarak imaj çalışmalarının dışında ne yaptığını bize anlatabiliyor mu?
İmaj çalışması... Her ilçe sınırları içinde prefabrik binaların üzerinde Afet Yönetim Merkezi levhaları. Hele o merkezlerden içeri girelim bakalım. Afeti yönetecek merkezler ne halde? Denetim var mı denetim? Yarım saat sonra deprem olacakmışçasına teyakkuz hali var mı? Hayır.
Ya ne var? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş açıklıyor. Olası İstanbul depreminde,30 bin insan ölecek! Otuz bin. Bu çok büyük bir rakam. Bu kadar büyük bir rakam bu kadar kolay açıklanmamalı değil mi? Kalbimiz sızlamadan, yüreğimiz burkulmadan.
Ha diyeceksiniz ki yetkililer otuz bin diyorsa bir otuz bin de sen ilave et.
Haklısınız!
Özel gün, haftalara madem razı oluyorsun ey okuyucu! Elazığ depremi, gündemi "deprem haftası" olarak belirledi peşini bırakma o halde!
Mahallene git, muhtarı bul! Mahallende deprem ile ilgili olarak ne gibi çalışmalar var. İlçene git. Afet merkezleri hakkında bilgi al.
Kendine ve sevdiklerine sahip çık ey okuyucu.
Özel günlere aldanma.
Kendi güzel günlerin için tedbirleri, hizmetleri gözden geçir.
Takım tutar gibi parti tutma.
Hizmet bekliyorsun.
Beklediğin hizmeti ifade et ey okuyucu ifade.
Talep etmeyi bilmediğin sürece ülken asla güzel yönetilen bir ülke olmayacak!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.