
Artık 8 Mart''lar, Cuma günü de bahsettiğim gibi giderek artan bir telaş ile kutlanıyor. Her yıl ilave edilen yeni kutlama biçimleriyle adeta bir karnaval kültürü oluşturuluyor. Büyükşehirlerde kadınlar matinesi anlayışı ile, "eğlenelim/gülelim /güzelleşelim" moduyla, belediyeler çiçek-böcek edebiyatı eşliğinde; kadınlar "başımızın tacı" vurgulu paneller düzenliyor. Tüketim kültürü pamuk eller cebe diyerek yoksul kadınlar için değil "yoksun" kadınlar için armağan avlıyor. Yoksun kadınlar. Hani şu her şeyi olup da kalbi olmayan kadınlar. Daha dün Sevgililer Günü münasebetiyle hediyeleri kapmış olan "yoksun kadınlar", bu defa kadınlıkları üzerinden hediye bekliyorlar. Deliye her gün bayram misali
8 Mart Dünya Kadınlar günü. Tamam olsun. Ancak Türkiye''de 8 Mart''ın değil her gününün Kadınlar Günü olması gerekiyor. Ne demek istiyorum? Türkiye''nin dört bir tarafından gönderilmiş postalarda benim özel günlere mesafemi bilen okuyucular, Mart ayı dışında belediyenin kendilerine salon vermediğinden şikayet ediyor. Oysa Anadolu kadınının büyük şehirlerden gelen konuşmacıların söylediklerini dinlemeye değil, kendi dertlerini dinleyerek çözüm arayacak hemcinslerine ihtiyacı var. Nitekim Başbakan''ı dinlemeye gelen köylü/kasabalı kadınlar, kadın emeğinden vergi alınmayacağı müjdesini alkışlarken o salonda olmasaydım, özellikle Nevşehir ölçeğinde boşanma oranının yüksekliğini, bilmeyecektim. Çocuklarıyla, çaresiz bir hayatın içinde nefes almaya çalışan boşanmış genç kadınlar için, el emeği ile geçinmekten başka bir çözüm görünmüyor. Ancak el emeği deyince lif ve patik örmenin dışında bir şey bilmiyorlar. Dantel, oya vs. Bunların bir pazarı yok. Büyük şehirlerden görünmeyen resim Nevşehir''de çok net görünüyor. Yirmili yaşlarında başlarında üç çocukla kalakalmış bu kadınların çocuklarını kreşlere vermek gibi bir imkanları yok. En iyi çözüm evde çocuklarının başında bir şeyler üretmeleri.
Kadınların el emeğinden iyi bir gelir elde edebilmeleri için öncelikle bir tasarım ekibinin Anadolu''yu karış karış dolaşarak o yörenin kültürüne uygun modern tasarımlar oluşturması gerekiyor. Gündelik hayatın içinde pratik bir kullanımı olan ürünler. Mesela Tokat yöresinde Tokat yazmasının ceket, yelek kaban olarak modern tasarımlar oluşturularak kadınlara dağıtılması gerekiyor. Yapılan işler çok amatörce yapıldığı için pazar şansı bulunmuyor.
Hiçbir şey büyük şehirlerden göründüğü gibi değil. Mesela yola çıkmadan önce programı gören birkaç arkadaşım, istisnasız iş kadınlarının katılacağı oturumu yadırgamıştı. Bu yardırgayışa ben de dahilim. Ancak Nevşehir''de en isabetli oturumun bu oturum olduğunu gördüm. Her ne kadar Aynur Bektaş, oturum başkanı Nilüfer Bulut''dan zaman zaman rol çaldıysa da, bir Nevşehir gelini olarak, Nevşehirli kadınları ziyadesiyle yüreklendirdi. Meltem Kurtsan ve Aynur Bektaş vücut dilleri ve kadınlar ile kurdukları samimi bir iletişim ile, en azından o gün orada, kadınların kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmelerini ertelediler. Çünkü iş kadınları çalışırsanız yaparsınız diyorlardı. Yeter ki doğru zamanda doğru bir iş yapın.
Bu kadar özetten sonra kendi katılmış olduğum oturuma gelince… Konuşmacı olarak görünen Alev Alatlı, Başbakan''ı ağırladığı için oturuma gelemeyeceğini o sabah söylemişti. Elif Şafak ise günlerce öncesinden mazeret beyan etmişti. Hatta havaalanında Buket Uzuner''i görünce Elif Şafak''ın yerine Buket Uzuner geliyor herhalde diye düşünmüştüm. Uzuner ile aynı uçakta gidişimiz sadece bir tesadüfmüş meğer. Çünkü o Kayseri Barosu''nun misafiri idi. Velhasıl konuşmacı olarak İpek Çalışlar ile ikimiz vaktin baskısını üzerimizde hiç hissetmeden sakin sakin konuştuk. Ben uzun uzun Fatma Aliye Hanım''ı anlattım. İpek Hanım kendisine o sabah hediye etmiş olduğum Uzak Ülke''yi Başbakan''ın gelmesi bir saat gecikince o kalabalık ve yoğun salonda okumaya başlamış ve kitabın heyecanıyla neredeyse kendi vaktinden bana armağan etmişti. Hatta, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği''nin dış ilişkiler sorumlusu Metin Çorabatır "İpek sizi ne kadar heyecanla dinliyordu" dedi. Aynı dönemi çalışan iki yazar olarak zaten İpek Çalışlar ile bol bol kitap alışverişi yaptık.
Aydınlar büyük şehirlerde değil muhakkak Anadolu''da bir araya gelmeli. Halkın samimiyeti aydınlar arasında varmış gibi görünen çatışmalı dili en aza indiriyor. Özellikle KADER Başkanı Seyhan Ekşioğlu''nun kendisinden yardım isteyen tesettürlü genç hanımlar ile iletişimini görmenizi isterdim.
8 Mart akşamı mütevelli heyetinde İlber Ortaylı ve Alev Alatlı''nın olduğu Meslek Yüksekokulu''nda şehir dışından gelen misafirlere yemek verildi. Okul kullanılmayan konakların restore edilmesinden oluşturulmuş çağdaş bir külliye konumunda. Sivil Havacılık ve Aşçılık bölümleri en çok ilgi çeken bölümlerden. Nitekim o akşam öğrenciler tarafından hazırlanmış çok hoş yemekler ikram edildi.
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu''ya telefonda neden Nevşehir diye sormuştum. Şimdi sorumu geri alıyor İyi ki Nevşehir diyorum.
Çok başka bir yazının konusu olacağı için buraya dahil edemiyorum, küçük bir not olarak söyleyeyim sadece. Başbakan Tayip Erdoğan Çankaya''ya çıkarsa ikinci Turgut Özal olmanın dışında bir şansı yok. O gün o salonda Başbakan konuşurken halkın yüzüne baktım. Tek tek. Bu başka bir iletişim dili. Karizma ya da samimiyet. Bilmiyorum. Hani bir şarkı vardır: "Gitmek mi zor/kalmak mı zor/o sabahı gel bana sor". Başbakan tam bu şarkının içinde işte!
Velhasıl hakkımızda en hayırlısı ne olacaksa onu kolaylıkla ver Rabbim diyerek dua edelim hep beraber. Az laf, çok dua. Çok hizmet. Hep beraber.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.