
I-
Bu gün dünyanın gündemi ile kendi küçük dünyamızın gündemini birleştirerek yol alalım.
Birleşmiş Milletler (BM) 68. Genel Kurulu genel görüşmeleri, 24 Eylül-4 Ekim 2013 tarihleri arasında New York"ta gerçekleştiriliyor.
Türkiye, 68. BM Genel Kurulu genel görüşmelerinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz"ın da yer aldığı bir heyetle temsil ediliyor.
23 Eylül 2013 tarihinde "Engelliler için Binyıl Kalkınma Hedefleri ve Uluslararası Alanda Kabul Edilen Diğer Kalkınma Hedeflerinin Uygulanması" konulu bir oturum düzenlendi. Türkiye"yi bu etkinlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin temsil etti ve Türkiye"de engelli vatandaşları sosyal hayata dahil etmek üzere iktidarın yapmış olduğu çalışmalardan bahsetti.
II-
Zihinsel ve fiziksel engelli insanları toplum olarak nasıl algıladığımızı her zaman olduğu gibi küçük hikâye üzerinden anlatmayı deneyeceğim.
Çocukluğum ve gençliğimin önemli bir kısmı önce 24, sonra yapılan ilavelerle 24 +32 haneli sitenin atmosferinde geçti.
Dışarıya kapalı, kendi içine ziyadesi ile açık; akrabaların, hemşehrilik bağlarının hepsinden önemlisi de komşuluk bağlarının çok kuvvetli olduğu bir ortamdı.
Hikâyemizin kahramanın ismi bu yazı için A. olsun, herkesin A. hala diye hitap ettiği A. hala kırk yaşından sonra dördüncü çocuğu Z.yi dünyaya getirdi. Z. bebekliğinin ilk aylarında bütün bebekler gibiydi.
Z., 5-6 aylık bebekken eve gelen misafir kızın kucağından düştü ve büyümesi zihinsel olarak o günden sonra durdu.
A. hala yıllarca yeni doğmuş bir bebeğe bakar gibi itina gösterdi Z."ye. Lakin onun bu itinasını cemiyet anlamakta zorluk çekti.
Büyüdükçe kucağa sığmakta zorlanan, ama altı aylık bir bebek kadar gelişme gösterebilen elini ayağını ve boynunu tutamayan Z."nin annesi tarafından hayata tutundurulmaya çalışılması site halkının zihin dünyasında anlaması zor bir duyarlılık alanı olarak dururdu.
Enfeksiyon geçiren Z. hastaneye kaldırılır, annesi günlerce başında bekler; hastane personeline emanet edilmeyerek başucunda durulan Z"nin neden ölümüne geçit vermediği, sorulmamış ama aşikâr bir soru olarak yüzlerde, cümlelerin satır arasında belli olurdu.
A. halanın yorgunluğunu anlayan olmazdı. Büyümeyen kızı ile aynileşmiş hayatı çok sıradan bir şeymiş gibi kabul edilir, yorgunluğunu almak yerine bir sürü soru sorarak yorucu hayatına herkes elinden gelen yorgunluğu ilave etmekten geri durmazdı. Akraba evliliğinden dolayı mı böyle oldu diye başlayan sorular, filan doktora götürmediniz mi diye devam eden tavsiyeler, benim komşumun kızı da böyleydi filan hocanın nefesi ile sapasağlam oldu evlendi iki çocuk annesi diye devam eden konuşmalar...
A. hala yüzünde meleklerin sabitlediği bir gülümseme ile, sanki kendisine değil de, çok başka birine söylenen cümleleri başka bir evrenden tanık oluyormuşçasına dinlerdi.
O kadar akıl fikir verenlerin bir tanesi de, kızını bana bırak sokağa çık, hayata karış demezdi.
A. hala hayata karışmazdı. Omuzlarına acele ile kondurduğu pardösüsü sırtında, bakkala giderken görürdük en ziyade. Z. evde derdi kendisini lafa tutmaya çalışanlara. Yani ben sizin lafınıza laf ekleyemem demekti bu.
Kendi hayatını, "yaşlı-bebek kızın" hayatına bağlamış, hayatı bu bağ ile azalta azalta yaşamış, A. hala bir gün hastalandı. Z. yirmili yaşlarında olmalıydı. Kardeşimle yaşıt olduğu için onun yaşını ay ve gün olarak bilirdik. Büyümeyen bebek haline tanıklığımız onun için iki kat daha ağır gelirdi. İri bir bebek olarak duran Z."nin her yaşını bilmek hüznümüzü arttırdı.
A. hala hastalandığında kaç yaşındaydı? Altmış yaşında idi herhalde. Tıpkı bebeği gibi onun yüz ifadesi de bir yerde takılı kalmıştı. Kimseler yaşlandığını anlamadı. Ta ki hastalanıp Z."ye bakamaz olunca, yıllarca ne çektiği, nasıl bir hayatı olduğu birazcık anlaşıldı. Onun yıllarca baktığı Z."ye başkaları bir kaç hafta, bir kaç gün bakmakta zorlandı. A. hala"nın ölmemesi için didindiği Z. için, iki iyilikten biri daha çok istenir oldu.
Bütün bunları niye hatırladım?
Geçen gün bir alış veriş merkezinde engelli çocuklar ve ailelerini gördüm. Akülü arabaları ile hayata karışan çocukları ile onlar da hayata karışmıştı nihayet.
AK Parti iktidarının sosyal doku üzerinde yaptığı çalışmaların en önemli ayağından biri, engellileri hayatın içine katma çalışmalarıdır.
Gece gündüz hayatını onlara vakfederek iki çaresiz hayatı birden yaşamaya mahkûm annelere, çocukları ile ilgilenmelerinin bedeli olarak el hafifliği anlamına gelecek bir maaş bağlanmasını çok önemli bir duyarlılık ve hizmet alanı olarak görüyorum.
Herkes daha mutlu daha huzurlu olmak istiyor. Sorun şu ki hiç kimse kendi mutluluğunun; güçsüzler, hastalar, fakirler, yaşlılar ve yetimlerle ilgilenmekte saklı olduğunu kabul etmek istemiyor.
Kendi çocuklarımıza çizeceğimiz istikbalin sınırları, "öteki çocuk"lara vaat edeceğimiz, hizmet edeceğimiz alan kadar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.