Pedagojik armağan

00:0016/01/2012, Pazartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

I-Yılbaşından başlayıp, ihtimal sevgililer gününe kadar Türkiye gerçeğini, Türkiye''nin gündelik hayatını, Türkiye''nin eğitim hayatını armağan üzerinden okumaya devam edeceğim.Oysa herkes ceza ile meşgul.II-Öğretmen velilere "Anlıyorum sizi dedi. "Tabii alış-veriş merkezlerine gideceksiniz. Ama haftada ikiyi geçmesin lütfen."Velilerin içinde şaşkın bir uzaylı gibi duran kadın, "Haftada İKİ gün!" dedi sesinin yükselişine engel olamadan. "İki GÜN yaniii..." diye tekrarladı cümlesini.."Evet" dedi

I-

Yılbaşından başlayıp, ihtimal sevgililer gününe kadar Türkiye gerçeğini, Türkiye''nin gündelik hayatını, Türkiye''nin eğitim hayatını armağan üzerinden okumaya devam edeceğim.

Oysa herkes ceza ile meşgul.

II-

Öğretmen velilere "Anlıyorum sizi dedi. "Tabii alış-veriş merkezlerine gideceksiniz. Ama haftada ikiyi geçmesin lütfen."

Velilerin içinde şaşkın bir uzaylı gibi duran kadın, "Haftada İKİ gün!" dedi sesinin yükselişine engel olamadan. "İki GÜN yaniii..." diye tekrarladı cümlesini..

"Evet" dedi öğretmen. "Sınırlamamız lazım."

"SINIR!" dedi kadın. "Haftada iki sınır oluyor öyle mi?"

Veliler, "şaşkın uzaylı" kadına baktılar. Bakarken yeni açılan bir alış veriş merkezinden bahsettiler.

"Sen gördün mü?" dedi yeşil gözlü kadın, yeşil tırnak boyası sürmüş olana.

"A evet!" dedi yeşil tırnak boyası ile doğayı korumaya katkı sunduğundan emin olan. "Çokkkk güzel" dedi yeşil başörtüsünün üzerine leopar çerçeveli gözlüklerini yerleştiren:. C...genişliği, P...düzenliliği, Ca...nın seçkinliği var.

"Uzaylı şaşkın", yeşiller içindeki kadınların "yeşilliğine" bir anlam veremedi. O geçen isimlerin bir şair, bir yazar, bir müzisyene ait olabileceğini düşündü. Bu isimler. Hiç birini bilmiyordu. Kendi kızını düşündü. Bu isimleri o da bilmiyordu. "Artık hayat senin bildiğin gibi değil" diyordu küçük kız.

Hayata "şaşkın bir uzaylı" olarak karışabilen kadın, "Hayat artık köylerde bile yok, şehirde ne arasın!" diye cevap veriyordu.

Hayat yani üstü açık avlu.

Avlu yani evin iç bahçesi.

Bahçeyi de tarif etmem gerekmiyor DEĞİL Mİ?

III-

"Üç dersin sınavından tam not alanları ödüllendireceğiz" dedi öğretmen. "Elbette" dedi anne. Bir isim söyledi öğretmen. Sondaki orya sesini duyabildi ancak anne. "Muvafakat kâğıdı gönderirseniz..." " Neresi orası?" dedi anne. Cevabı beklemeden "Hidiv Kasrı''na götürebilirsiniz" dedi. "İşlediğiniz konulara da uygun. Hatta önce Beylerbeyi Sarayı''na götürün isterseniz."

"Anlıyorum ama saraylar yok programımızda dedi öğretmen. Çocuklar zevk almıyor."

"Zevk almak için çocukları önce zevk sahibi yapmak üzere eğitmek gerekiyor" dedi anne.

Öğretmen konuşmanın uzamasından huzursuz "Öğrencimizle kâğıdı gönderirseniz" deyip kapattı telefonu.

Sonu orya diye biten yerin yeni bir alışveriş merkezi olduğunu öğrendi anne.

IV-

"Şiir yarışmasında galiba ikinci olmuşum" dedi küçük kız.

"Galiba ..."

"Bilmiyorum işte. Birinci de olabilirim ikinci de. Adımı anons ettiler gittim. Oradaki kıza sordum. Ben birinci olduğuma göre sen ikinci oldun herhalde" dedi.

"Ee ?"

"Kantin çeki verdiler."

Bir fiş bir alış-veriş diye başlamıştı çağ.

"Şiirini satmış oldun böylece" dedi kadın.

Kız annesinin yüz ifadesinden iyi bir şey mi kötü bir şey mi yapmış olduğunu anlayamadı.

V-

"Yaşlı kadın ben artık hayatı karıştırıyorum" dedi. " Neyin iyi neyin kötü olduğunu hiç anlayamıyorum. Eskiden iyi bildiklerimize şimdi hiç kimse iyi demiyor. Bize şeytan en çok çarşıda dolaşır diye öğretmişlerdi. Şimdi herkes alış-veriş merkezinde."