
I-
Bosnalı Müslümanları katleden ekibin içinde olan “Cani Kadın”ın hürriyetinin tadını çıkarmaya çalıştığı günlere denk geldi Marc Chagall''ın sergisini gezmem.
Chagall''ın “Yaşam ve Aşk” temalı sergisini gezerken, sanatın en çok baskıdan doğduğunu bir kez daha anladım. Sanatı besleyen daha doğrusu sanatkârı uçuran kanatlardan biri baskı diğeri o baskıyı göğüslemesini sağlayan dost. Erkek sanatçılar için bu dost genellikle eşleri/sevgilileri oluyor. Chagall için de bu ilk eşi Bella. (Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın, her başarılı kadının arkasında onlarca kadın var.)
Bella hayatını kaybettiği 1944 yılına kadar Chagall''ın gören gözü, söyleyen dilidir.
Eşini kaybettikten sonra bir türlü toparlanamayan Marc Chagall, Bella''nın yazdığı “Yanan Işıklar” kitabını resmederek hayata tutunmayı başarır.
Chagal kitapları resimlemesiyle ünlü bir ressam. Harflere eşlik eden desenleri çizmesiyle. La Fontaine''nin masalları, Ölü Canlar''ın satırları Chagall''in imgelem dünyasını ağırlar sayfalarında.
Ressamlığı ile Yahudiliği arasında doğrudan bir bağlantı kuruyor Chagall ve Yahudi olmasaydı belki de ressam olmayacağını söylüyor. Sergiyi gezerken Yahudi olmasaydı belki de zamana bu kadar direnemeyecekti diyorum. Nazi Almanya''sı resimlerini müzelerden sürgün etmeseydi uğruna bu kadar belgeseller çekilmeyecekti belki de.
II
Soy kırıma karşıyız elbet. Kalbi olan herkes karşı olmalı. Soykırımlara, savaşlara, toplumların ya da bireylerin birbirine uyguladığı bütün şiddet eylemlerine karşı olmalıyız. Ama soykırımlara karşı olduğumuz kadar kendi acılarını sonsuza kadar büyütenlere, başkalarının acısını sırf kendi çektikleri acıları ola ki kapatır diyerek yok sayanlara da karşı olmalıyız.
Yahudiler Hitler Almanya''sında yaşadıklarını tekrar tekrar ısıtırken… Yanlış oldu ısıtmıyorlar aslında. Çünkü soğumasına asla izin vermediler. Onların acıları o kadar yalıtımı yüksek acılar ki hiç soğumuyor. Hiç eskimiyor.
1940''larda yaşananları biliyoruz. Dünyanın her yerinde eğitim gören her çocuk bir şekilde A. Frank''ın hatıra defterine muhatap olmuştur mesela. Almanya''da ise bu çocuklar, Alman, Türk, Yunan, Arap… Hiç fark etmez. A. Frank''ın hatıra defterinin en az üç versiyonunu okumak zorunda kalmışlardır hayata atılmak için kazanacakları son diplomaya kadar.
Yahudiler millet olma bilincini kendi acıları üzerine bina ettiler İsrail devletini kurarken. Tarihteki acılarını sanat üzerinden bu güne ait kılarken, bugün bir özne olarak yaptıkları vahşeti dünyanın algılamamasını sağlayan bir illüzyonu “başarı” ile temsil ediyorlar.
Berlin''in sokaklarında, evlerinin önlerinde o yıllarda orada yaşamış sonra da varlığından haber alınamamış Yahudiler; yerlere, duvarlara çakılmış plaketler eşliğinde unutulmaz kılınıyor.
Bu nasıl bir hafıza ve unutmamazlık oyunudur ki, elli atmış yıl önce yaşanan dün kadar yakın oluyor da, bugün Filistinli masumların bedeninde yaşananlar hiç kayıtlara girmeden unutuluyor.
Yahudi sanatçılardan başkalarının acılarına da duyarlı olmayı bekliyoruz.Çok şey mi bekliyoruz?!
II-
Dünyanın kan revan içindeki şiddet yüzü ile başa çıkabilmek için küçük hikayeye duyarlı olmamız gerekiyor. On aydır açık hava hapishanesine dönüşmüş olan Gazze''de yaşananları sadece siyasetin büyük harflerine yükleyerek mesuliyetimizi yerine getirdiğimizi zannetmeyelim.
Kalbin ta içinden küçük hikayelere ihtiyacımız var. Duyarlılığını kaybetmiş bir dünyada sadece bireyin hakiki hikayesi, almış olduğumuz narkozun ağır etkisinden bir anlığına da olsa çıkmamıza yardımcı oluyor.
Belleğimizde sakladığımız “başkasının hikâyesi” kadar insanız ancak.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.