Perde: İçerisi ile dışarısını ayıran sınır

00:004/01/2012, Çarşamba
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

I-Perde hem önemli bir nesne hem de önemli bir metafordur.Babaların dizi filmler aracılığı ile evin dışına itildiği ya da evin en tekinsiz karakteri olarak üçüncü sayfa haberleri ile hanelerimize girmediği zamanlarda günün bitişti babanı eve geldiği saat idi. Baba zaferler kazanmış bir komutan olarak eve gelir, kapıda karşılanır, o terliklerini giyerken; evin hanımı, çocuklarına perdeleri kapatın derdi.Günü başlatan ve bitiren perdelerin, bir sahne efekti olarak açılıp kapanması, mutlu aile yuvalarının

I-

Perde hem önemli bir nesne hem de önemli bir metafordur.

Babaların dizi filmler aracılığı ile evin dışına itildiği ya da evin en tekinsiz karakteri olarak üçüncü sayfa haberleri ile hanelerimize girmediği zamanlarda günün bitişti babanı eve geldiği saat idi. Baba zaferler kazanmış bir komutan olarak eve gelir, kapıda karşılanır, o terliklerini giyerken; evin hanımı, çocuklarına perdeleri kapatın derdi.

Günü başlatan ve bitiren perdelerin, bir sahne efekti olarak açılıp kapanması, mutlu aile yuvalarının seremonisi idi.

Sabah olup da perdeler açılmadıysa hele bu açılmayış birkaç gün sürdüyse komşular "Bilmem ki neden, perdeleri de açılmadı birkaç gündür " diyerek endişenin sularında gezinirdi.

II-

Perde üzerinden karakter testinin yapıldığı durumlar vardı bir de.

Bir adamın marazi titizliğini, kıskançlığını ifade eden şey, perdelere olan düşkünlüğü idi.

Edebiyat Fakültesi''nden iki ablamız eşlerinin "perde titizliği" yüzünden evliliklerini nihayetlendirmek zorunda kalmıştı. Nurhayat ve Cavidan.

Cavidan''ın kocası akademisyendi. Her sabah Fakülteye giderken perdeye bir iz koyar; asla açmamasını tembihlediği perdelerin eşi tarafından açılıp açılmadığını kontrol edermiş.

Üst kattan düşen bir havluyu almak için balkona çıkınca, perdelere konan işaret Cavidan ablanın o gün perdeleri açtığını ifşa etmiş çiçeği burnunda damada.

Sonrası… Sonrası felaket. Cavidan ablanın annesi, Bu adamla bir ömür geçmez diyerek kızını baba ocağına geri getirdi.

Damadın "akıl Hastanesi"nde yattığın duyduk yıllar sonra.

III-

Güzeller güzeli, on parmağında on marifet, annesinden terzilik, babasından aşçılığın ilmini kavramış, edebiyat fakültesi dördüncü sınıftan terk Cavidan ablayı görücüler rahat bırakmadı baba evinde.

İkinci evliliğini bir mimar ile yaptı. Ne ki Cavidan abla, kaderini peşi sıra götürmüştü ikinci evliliğine. Birincisinin perdedeki işaretler yüzünden biten hikâyesi ikincisinde cam silen kocanın kendi kişisel tarihine ihaneti olarak noktalandı.

Karısının cam silmesine bile müsaade etmeyen; hafta sonları camları kendisi silen, çamaşırları kendisi asan Halet Abi''nin, sekreteri ile neden önce yollara sonra dillere düştüğünü hiç anlayamadım.

Ben değil kimseler anlayamadı.

En çok da Cavidan Abla anlayamadı.

Yıllar sonra karşılaştığımızda Bu bir imtihandı ama hala daha soruyorum kendime dedi: Halet''in imtihanı mı idi yoksa benim imtihanım mı?

Bir trafik kazasında aramızdan ayrıldı Halet Abi. Yanında sekreteri olmasaydı hikâyesi için bütün kredilerimizi kullanırdık belki.

Onca titizliğine rağmen mahalleli severdi Halet Abi''yi. Karısına aşkından yapıyor derlerdi balkonlarda çamaşır asışına bakarken.

IV-

Halet Abi, kişisel tarihinin "paradigmasını" değiştirirken, 90''lı yılların sonunda camın tam orta yerine rast gelecek şeklide iki karış yukardan başlayan oymalı tül perde modası başladı.

Cavidan ablaya çalıştığı mefruşatçıda rastladım. Güzel şiirler yazardı oysa.

Tülden kader.

Dünyabizim. com

dunyabizim.com adlı site düzenli takip ettiğim sitelerden biri.Çok güzel değiniler,haberler,paylaşımlar oluyor.TYB tarafından yılın internet sitesi seçildi.Kendilerini tebrik ediyorum.Lakin müsaade ederlerse bu tebrikime bir "cemile" eklemek istiyorum.

Keşan müftüsüne destek vermek üzere Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günay''ın eleştirisine Cem Yılmaz üzerinden cevap vermeği tercih etmişler.

Her yıl geometrik bir artışla kutlanan "yılbaşı" etkinliklerine dikkatle bakıyorum. Lakin eleştirirken pekiştirdiğimizin ne kadar farkındayız!

Arkadaşlar Cem Yılmaz bir şov adamı. Şov adamının kullandığı dil, din adamının dili olamaz. Olursa ne olur? Şöyle örnek vereyim: Ayakkabı cilası ile ayakkabılarımızı cilalarız. Cila ayakkabının üstünde iyidir.Ama aynı cila ile bardaklarımızı parlatmaya kalkmayız.Bilmem anlatabildim mi?