
Pazartesi günü Beşir Ayvazoğlu"nun son romanı Ateş Denizi üzerine yazmış ve bu romanın, sosyal bilim öğrencileri için kaynak kitap hükmünde olduğunu söylemiştim.
Sosyal bilim öğrencisi gençlerden mektup aldım. Mektupların ortak noktası romanın nasıl kaynak kitap olacağı idi.
Roman meselesi bizde çok küçümsenir. Üniversitede çok değerli hocalarım, romanı imha eden cümleleri ile bir dönem bir hayli kafamı karıştırmıştı.
Kendisine çok şey borçlu olduğum Prof.Dr.Nihat Keklik mesela, romandan nefret ederdi. Tek okuduğu romanın Steinbeck"in Gazap Üzümleri olduğunu söyler, romanla aramızı "soğuk" tutmamızı satır arası bir nasihat olarak kalbimize yüklerdi.
Fikirlerini öğrendiğimiz Türk-İslam düşünürlerinin doğum ve ölüm tarihlerini, kitaplarının yazılış tarihini imtihan sorusu olarak sormayı ilke edinmiş olan hocamızın, bize tarihi paralel okumanın kodlarını verdiğinin elbette farkında değildim o zamanlar.
Hocamızın, Tanzimat romancılarının en önemli çelişkisi olan "roman okuyan kızların ifsat olacağı" düşüncesinin yolundan bize nasihat verdiğinin de farkında değildim. Nasihatler iyi bir felsefecinin roman okuyacak vakti bulamayacağına dairdi.
Roman okumayı seviyor ve okumayı terk etmeyi düşünmediğime göre iyi bir felsefeci olamayacağımı kabul etmekten başka yol kalmıyordu. Lakin bunu kendime itiraf edecek durumda değildim.
Hocamızın hocası Prof.Dr.Hilmi Ziya Ülken"in Aşk Ahlakı ile Tanpınar"ın Huzur"unu aynı anda okumak bana iyi gelirdi. Ne ki Hocamız, Hilmi Ziya"yı oryantalist bakış açısına teslim bir felsefeci olarak görürdü.
Okumak dedim de… Kimbilir siz ne sandınız.
Çok yavaş okuyan bir insanım. (Hızlı okuma sertifikamın olduğunu, sertifikayı aldığım zamanlarda dakikada 800 kelime okuyabildiğimi de geçerken söylemiş olayım.)
Yavaş okumaktan kastım ne? Bir sahnede takılı kalırım mesela. Takılı kaldığım sahneye, edindiğim bütün tecrübeleri ilave ederek ustasının çekmiş olduğu sahneyi başka türlü çekmeye uğraşan yönetmen adayı gibi, farklı açılardan o sahnenin nasıl olabileceğini/nasıl okunacağını kendime dert edinir(d)im.
Prof.Nihat Keklik"in olağanüstü güzel bir şekilde tasvir ederek anlattığı Türk İslam Düşüncesi Tarihi derslerini aşkla dinler, eve gidince Tanpınar"ın Huzur"una sığınırdım. Mümtaz"ın kafa karışıklığı, kopuşun ritmini ortaya koyan bir tecrübe alanı idi benim için.
O zamanlar roman üzerinden –roman derken popüler romanları, Ali geldi Veli gitti romanlarını kast etmediğimin farkındasınız- tecrübe kazandığımı ifade edebilecek durumda değildim. Hal böyle olunca roman okuduğumu saklardım. Sabah akşam şiir okuyan Edebiyat Fakültesi"nin Türkoloji öğrencileri dahi romana uzak dururdu. Sosyoloji bölümü, psikoloji bölümü, tarih bölümü. Buluştukları tek ortak payda roman karşıtı tutumlarıydı.
Bir sosyal bilimci için roman okumanın ne kadar önemli olduğu konusunda korkarak adımladığım yolu, koşuya çeviren değerli yazar Mustafa Özel oldu. Doksanlı yıllarda Dergah dergisinde roman ve ekonomi üzerine yazdığı yazılara çok şey borçluyum.
Mustafa Özel"in iktisadi olayları romanlar üzerinden incelediği makalelerin mihmandarlığında ilerken; Kenize Murad"ın Saraydan Sürgüne isimli çok etkileyici romanı ile karşılaştım. Ders kitabı ebatlarındaki roman, Fransa"da yardımcı ders kitabı olarak okutuluyordu.
O gün bugündür tarihin bize olayları anlattığını, ama dönem romanlarının duyguların tarihini verdiğini düşünüyorum. Zamanı bütünlemek için duyguların tarihine ihtiyacımız var.
Dönem romanı deyince; elbette ben yazdım oldu anlayışı ile tarihi bir kumaş, kalemini makas olarak kullananların yamalı bohça romanlarından bahsetmiyorum.
Ateş Denizi"ni özellikle sosyal bilim öğrencilerine tavsiye etmemin sebebi şu:
Ateş Denizi"nde yazar anlattığı dönemin ruhuna hâkim. Bu hâkimiyet roman yazmaya oturduktan sonra elde edilecek bir hâkimiyet değil. İlk gençlik yıllarından başlayarak zihninde oluşmuş olan sorulara cevap ararken edinilmiş bir kazanımdan bahsediyorum.
Nitekim romanın sayfalarında karşımıza çıkan yazar ve şairler; Şeyh Galip, Yahya Kemal, Peyami Safa, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek.
Ressamlar Hoca Ali Rıza, Malik Aksel, ressam-nakkaş Doktor Süheyl Ünver.
Bütün bu şahsiyetler, Beşir Ayvazoğlu"nun itina ile biyografilerini kaleme aldığı şahsiyetler. Hal böyle olunca romanın içinde çok tabi olarak karşımıza çıkıyorlar. Kurmaca, kurmaca olmanın ek yerlerinden kurtularak hayatın kendisi oluyor.
Son bir not: Kitabın ebatları gözünü korkutmasın. 14 yaşındaki Ü. romanı zevkle okudu ve bitirdi. Roman hakkında benimle konuşmak için sabırsızlanıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.