
Günlerdir idam edilenin Saddam değil Saddam''ın dublörü olduğu tartışılıyor. Önce internet sitelerinde dolaşan haber nihayet ulusal kanalların haber bültenlerine kadar düştü. Alman bilim adamı Saddam''ın en az üç dublörünün olduğunu iddia ediyor. İddia haber diline "bilim"in el değdirilemez kutsallığı ile aktarılıyor.
İddiaya herkes kendi açısından bakacaktır, daha doğrusu bakmalıdır. Bendeniz de bu iddianın esasında, sıradan haber izleyicileri olarak bizim pek farkında olmadığımız anlam kümeleri üzerinde durmak istiyorum.
Son birkaç yıldır ölen "siyasi liderlerin" esasında ölmediği üzerinden dedikodular üretildi hep. Mesela Dudayef''in aslında ölmediği, 90''lı yıllarda en çok konuşulan "ölüm" lerden biriydi.
"Ölen"in esasında ölmediği üzerinden yayılan dedikodular nasıl bu kadar ciddiye alınıyor? Modern hayat, modern öncesinden koparken ruh–beden ayırımındaki ruhun üstünlüğü, yerini bedenin üstünlüğüne devretti bir anlamda. Burjuva kendi sınıfının üstünlüğünü, aristokratların soylu "mavi kanına" karşı burjuvanın kaslı sağlıklı bedeniyle sağlamaya çalıştı. Modern bilimin bedeni merkeze alan, Yaratıcı''yı kainatın dışında tutan anlayışı ile de beden gittikçe canlılar aleminden ayrıldı ve makinaya yaklaştı. Günümüzün diyet listeleri, spor anlayışı, sporculuk, mankenlik gibi bedeni merkezde tutan mesleklerin popüler olması, kitleleri, makina-bedenlere ikna etme amacıyla uyumlu.
Modern öncesi dönemde herkesin kendi kabınca bilgi sahibi olduğu ruhun ölümsüzlüğü bilgisi, modern insanın kullandığı teknolojiden beslenen sekülerlik ile bedenin ölümsüzlüğü fikrine evrildi. Tıp ve gen teknolojisindeki icadlar, ölmeyen beden anlayışına çok yaklaşıldığını vad ederken; klonlama, insanın dublörünü inşa etmenin "başarıldığını" iddia ediyor.
Modern tıbbın bedenin ölümsüzlüğünü vaad eden anlayışı, çok küçük yaşlardan itibaren zaten çizgi film teknolojisi ile kod olarak zihinlere yerleştiriliyor. Yüksek katlardan düşerek yere çakılan, bir taşıtın altında kalarak yere yapışan "kahramanlar", sadece birkaç saniye sonra hiçbir şey olmamışçasına hayatına devam ediyor. Bana ölmüş bir çizgi kahraman söyleyebilir misiniz? En akılda kalan Pembe Panter''in maceralarıdır benim çocukluğum için. Başına herşey gelir ve Pembe Panter bir türlü ölmezdi. İhtimal pedagoglar çizgi film kahramanlarının karşılaştıkları belalar karşısında "ölmesini engelleyerek" çocuk kalbinin yara almayacağını iddia ediyor. Oysa bu durum, bir yanıyla gerçek dünyadaki ölümlere karşı duyarsızlaşmaya sebep oluyor. Diğer taraftan çocuklar/gençler/yetişkinler, en yakındakinin ölümüyle karşılaştığında dağılıyor. Çünkü ölüm hayatın dışında tutulduğundan, vücudun ölüm karşısında antikor üretmesi engellenmiş oluyor.
Bütün bunları, Saddam''ın değil dublörünün öldüğü haberlerinin sadece Saddam ile ilgili olduğunu sanmayın diye yazdım. Ölümü öldürmenin teknolojik düzeneğine bir gazete sayfasında ne kadar yer verilebilirse, ancak o kadar izah etmeye çalışarak.
Ölen Saddam''dı ya da değildi. Birkaç dublörü vardı ya da yoktu. Ama bir yerlerde birilerinin dublörü hep olacaktır bundan böyle. Bize düşen nedir? Ölümü öldürenlerin, aslında bütün insanlığı öldürecek yol haritalarını ellerinde tutmakta oldukları gerçeğini, dublörsüz bedenlerle tartışmak.
II-
Saddam idam edildiydi, edilmediydi. Konuşulacak. Çok konuşulacak. Bu iddianın sineması ve romanı çoktan tezgaha konulmuş olmalı hatta. Bu iddiayı sunarken şu yorum eşlik etti habercilere. İdam edilen Saddam''ın dublörü ise, sevinenler üzülecek, üzülenler sevinecek. Bu sütunda "iki damla gözyaşımın" hikayesini sizlerle paylaşmıştım. Benim gözyaşım, İslam âlemine bayram sabahı verilen mesaj içindi. Bu mesaj aracılığıyla bir taraftan mezhep kışkırtmacılığı yapılıyor, diğer taraftan sanki şöyle deniyordu: Sizin için en önemli gün olan bu günde; hak hukuk, uluslararası adalet nedir hiç umursamadan ve tekrar tekrar servis edeceğimiz görüntülerle "özel /güzel" günlerinizi "kutlama" hakkınızın bile bizim elimizde olduğunu beyan eder, sadece ülkenizi değil kalbinizi de işgal ederiz.
Yani diyorum ki, iki damla gözyaşım baki. Çünkü ben, bu güçsüzlüğümüze ağlıyorum. ABD''nin gövdesinden yayılmakta olan "kötülüğün/adaletsizliğin" diline karşı, mezhep/etnik kimlik tuzaklarına karşı, aklımızı ve duygumuzu devre dışı bırakışımıza ve birikmiş başka enerjileri "birbirimize" karşı öfke olarak konuşlandırmakta oluşumuza gözyaşı döküyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.